LOKMAN HEKİM – SADE BİR HAYAT

Gerçek Tıp – Yitik şifanın izinde ( Sade bir hayat )

E-471 – Haram Jelatin Nasıl Üretiliyor ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 30, 2014

E-471 – Haram Jelatin Nasıl Üretiliyor ?

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | Etiketler: , | Leave a Comment »

Ev yoğurtlarına evet.. Market yoğurtlarına hayır !!!!

Posted by Site - Yönetici Eylül 15, 2014

Ev yoğurtlarına evet.. Market yoğurtlarına hayır ,Ev yoğurt larına evet.. market yoğurtlarına hayir !!!!,Ev yoğurt larina evet.. market yoğurt larina hayir!!!!

YOĞURDU HAYATINIZDAN ÇIKARIN , ÇÜNKÜ….

Çapa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar, endüstriyel yoğurdun yoğurt olmadığını ve son dönemde artan kanser vakalarında bunun etkisinin ilk sırada olduğunu söyledi.

Kanser hastalığı her geçen gün artıyor.

Etrafımızda her gün birisine kanser teşhisi konulduğunu duyuyoruz. Uzmanlar, kanserdeki bu kadar yoğun bir artışı yalnızca sigara ile alkolle ve obezite ile açıklamanın mümkün olmadığını düşünüyor.

Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi öğretim üyesi Dr. Yavuz Dizdar bu kadar çok hasta ortaya çıkmasını herkesin maruz kaldığı bir etmenle olabileceği görüşünde.

Beslenme açısından da birbirinden çok farklı sosyal statüdeki insanlarda da kanserin görüldüğüne dikkat çeken Dizdar, “şunları hayatınızdan çıkarın diyebileceğiniz neler var” sorusuna şu cevabı verdi:

Biz bilim adamları olarak geçtiğimiz yıllarda bunu çok tartıştık. Birinci sırada olan yoğurt hala ilk sıradaki yerini koruyor. Bizim ülkemizde yoğurt, diğer ülkelere göre açık ara daha çok tüketilen bir üründür. Yoğurt, beslenmeden öte insan vücudunun dengesinin korunması açısından da çok önemlidir.

Bu sözleri ifade eden Yavuz Dizdar, bir noktanın altını çiziyor. “Ama işlemden geçmemiş, endüstriyel yoğurt olmamalı” diyor. Dizdar, endüstriyel yoğurttan niçin uzak durulması gerektiğini de şöyle anlayor:

Çünkü endüstriyel yoğurt, yapay bir ürün.

Ekşimiyor, dolapta bekleyen yoğurdu haftalar boyunca üstten yemeye devam etseniz bir şey olmuyor. Bunu ben defalarca test etmiş biri olarak biliyorum. Biraz dikkat eden herkesin de bildiğini düşünüyorum.

Bir ürün bu kadar çok tüketiliyorsa, bu kadar derin bir değişime gitti ise sorun var demektir. Bir gıdanın bozulma biçiminin dönüşmüş olması, ekşimenin ötesinde küflenmeyi bile atlıyor olması içerikte çok fazla değişiklik yapıldığını gösterir. Kimse kusura bakmasın. Bunlar yoğurt değiller.

Ana fermente ürünün yoğurt olduğunu hatırlatan Dizdar, maalesef Türkiye’de olmazsa olmazın başında yoğurt ve ayranın geldiğini hatırlatıyor.

HER ŞEY SON 10 YILDA DEĞİŞTİ

Türkiye’de yoğurdun bir 10-15 yıl önce kesinlikle böyle olmadığını hatırlatan Dizdar, bu yeni yoğurt yönteminin bilinçli bir şekilde Türkiye’ye dayatıldığını söyledi. Dizdar, bu güçlerin, yoğurda ilişkin Türkiye’deki yasal tebliğleri bile değiştirdiğini ifade etti.

Kendisinin bu konuda eleştirileri gündeme getirdiğinde bazı endüstriyel yoğurt üreticilerinin, “Hocam size bozulmayan yoğurt verdik daha ne istiyorsunuz” diyenlerin olduğunu dile getirdi.

Dizdar, “Peki hayatımızdan her şeyi ile yoğurdu çıkarmalı mıyız?” sorusuna da kesin bir cevap veriyor.

Kesinlikle hayatımızdan çıkarmamalıyız. Tam tersine mümkün olduğu kadar daha çok yer açmalıyız. Ama, endüstriyel yoğurdu bırakıp yoğurdu evde yapmalıyız” diyor.

.

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | Etiketler: | Leave a Comment »

Gözlerin ağrıdığı halde hurma mı yiyorsun? Ağrımayan tarafıyla yiyorum….

Posted by Site - Yönetici Ağustos 13, 2014

 Tablo (56)

Gözlerin ağrıdığı halde hurma mı yiyorsun? Ağrımayan tarafıyla yiyorum….

Hukemâdan biri oğluna şunları tavsiye etti:
‘Ey oğul! Kahvaltını yapmadan evden çıkma. Çünkü akıl kahvaltı ile yerinde kaldığı gibi, saldırganlık da onunla kaybolur.
Bir de çarşıda göreceklerine karşı isteklerini azalt‘.

Bir hekim şişman birine târiz yoluyla şöyle dedi:
‘Sırtındaki kadifeyi kim dokudu, bunu nasıl temin ettin?
Şişman ‘Buğdayın özünü, genç hayvanın etini yemekle; menekşe ile yağlanıp, keten elbise giymekle temin ettim’ dedi.

‘Perhiz hastalara faydalı, sağlamlara zararlıdır’ denilmiştir.
Bazıları da şöyle söylemiştir: ‘Kendisini (anormal) koruyan kimsenin zararı kesindir. Fakat sıhhatli olması şüphelidir’. Bu söz, sıhhatli bir kimse için tam yerinde söylenmiş bir sözdür.

Hz. Peygamber (s.a.v) Suheyb Rûmî’yi bir gözü ağrıdığı halde hurma yerken gördü ve bunun üzerine şunları söyledi:
Gözlerin ağrıdığı halde hurma mı yiyorsun?
Suheyb ‘Ey Allah’ın Rasülü! Ağrımayan tarafıyla yiyorum‘ dedi.
Bu cevabı alan Hz. Peygamber (s.a.v) gülümsedi.

İhya-i Ulumu’d-Din – İmam Gazâli

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | Leave a Comment »

Bunları Biliyormuydunuz !

Posted by Site - Yönetici Ağustos 12, 2014

Bunları Biliyormuydunuz !

Hz. Ali (r.a) şöyle demiştir: ‘Yemeğine tuzla başlayan bir kimseden Allah Teâlâ yetmiş çeşit hastalığı uzaklaştırır’.
Kim günde yedi hurma yerse, o hurmalar, onun içinde bulunan bütün tenyeleri öldürür. Hergün yirmibir kırmızı kuru üzüm yiyen bir kimsenin bedeninde şikâyet edecek bir hastalığı kalmaz.
Et, eti bitirir. Yahni (veya et suyu) arapların yemeğidir.
Biskarcat (et ve tavuk çorbası) şişmanlatır ve kalçaları sarkıtır.
Sığırın eti hastalık, sütü şifa ve yağı devadır.
İçyağ ve benzeri şeyler hastalıkların kökünü kazır.
Lohusalı kadın, yaş hurmadan gördüğü şifayı başka bir şeyden görmez.
Balık, bedeni eritir. (Yani kaba ve lüzumsuz etleri eritir ve insanı zindeleştirir).
Kur’an okumak ve misvak kullanmak balgamı söker.
Uzun yaşamak isteyen bir kimse, kahvaltısını erken yapsın, akşam yemeğini (tekrarlasın) ve pabuç giysin.
Halk yağ kullanmaktan daha verimli bir tedavi usulü bulamamıştır.
Refah ve sıhhat içinde yaşamak isteyen bir kimse, cinsi münasebeti ve borcunu azaltsın.

Haccac-ı Zâlim bir doktora ‘Bana öyle bir şey tavsiye et ki, onunla amel edip başkasına muhtaç olmayayım’ dedi. Doktor şöyle tavsiyede bulundu:
Genç kadınlarla evlen.
Etlerden ancak gencecik etleri ye.
Hiçbir şeyi güzelce pişirmeden yeme.
Hastalık olmadan keyfî olarak hiçbir ilâç içme.
Meyvelerin iyi olmuş, tam kıvamına gelmiş olanını ye. Ancak yemeği güzelce çiğnedikten sonra yut.
İstediğin yemeği ye. Fakat üzerine su içme.İçtiğin takdirde o zaman onun üzerine yeme. Küçük ve büyük abdestlerini bekletme.
Gündüz yedikten sonra uyu. Geceleyin yediğin zaman uyumadan önce yüz adım da olsa yürü.
Arapların şu darb-ı meseli de aynı mânâyı taşımaktadır: ‘Kahvaltı et ve uzan, akşam yemeği ye ve yürü’.
Denilir ki: ‘Küçük abdestin bekletilmesi, yolu kapatılan suyun etrafını tahrip etmesi gibi bünyeyi tahrip eder!’
Damarların kesilmesi hastalığa, akşam yemeğini terketmek de ihtiyarlığa sebeptir.[Merceme b. Adî]

Kaynak : İhya-i Ulumuddin – İmam Gazali

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | 1 Comment »

ŞU MÜBAREK RAMAZAN GÜNLERİMİZDE GIDALARIMIZA DİKKAT EDİYORMUYUZ?

Posted by Site - Yönetici Temmuz 13, 2014

Çarşıdan hazır yufka, börek, çörek, ekmek, pide, baklava ve unlu tatlılar alırken nelere dikkat etmeliyiz

ŞU MÜBAREK RAMAZAN GÜNLERİMİZDE GIDALARIMIZA DİKKAT EDİYORMUYUZ?

PİYASADAKİ UNLAR VE UNLU ÜRÜNLERİMİZ(hazır yufka, börek, çörek, ekmek, pide, baklava ve unlu tatlılar) İÇİN NELER BİLMELİYİZ?…
Çarşıdan hazır yufka, börek, çörek, ekmek, pide, baklava ve unlu tatlılar alırken nelere dikkat etmeliyiz?

GİMDES olarak kurulduğumuz günden beri helal , sağlıklı, hijyenik ve kaliteli ürünleri sertifikalandırıyoruz. Birçok firma da sertifika almak için başvuru yapıyor. Ancak GİMDES olarak hammadde girdileri incelendiği zaman kefil olamayacağımıza karar vererek sertifikalandıramadığımız firmalar bulunmaktadır.

Un ve Unlu Mamüllerde Kritik Noktalar

1- GDO’suz buğday veya tahıl olmalı.
2- Vitamin, enzim gibi katkılar veya mikslerin güvenilir bir helal sertifikası olmalı.
3- Pestisit ve ağır metal riski analizler ile kontrol edilmeli.
4- Unlu mamüller için hidrojene ve esterifiye bir yağ kullanılmamalı ve kullanılacak olan yağın güvenilir bir helal sertifikası olmalı.
5- Unlu mamüllerde kullanılan; sucuk, peynir, zeytin, pekmez, tahin, hertürlü baharat vs.’ningüvenilir bir helal sertifikası olmalı.
Bu ürünlerde kullanılabilen katkı maddeleri:
Enzimler, mayalar, E 300 Askorbik Asit(C vitamini), Bitkisel Yağlar, Emülgatörler(E 471-E477 Mono- ve digliseridler ve modifiye edilmiş formları), E 282 kalsiyum propiyonat, E 281 sodyum propiyonat, E 262 Sodyum diasetat, sirke, E 260 asetik asit, E 280 propiyonik asit, E 200 sorbik asit, E 202 potasyum sorbat ve E 203 kalsiyum sorbat, E 283 potasyum sorbat, Şekerler (Sakaroz,Maltoz,Fruktoz,glukoz), E170 kalsiyum karbonat, E332 Potasyum sitrat, E481 Sodyum stearol-2-laktilat,E422 Gliserol (gliserin)
“Ayrıca, Daha beyaz görünen un elde etmek için, E928 benzoil peroksit ve E924 potasyum bromat gibi kanserojen ve alerjik maddeler beyazlatıcı olarak, E920 Sistain gibi insan saçından ve domuz kılından üretilen ve hacım artırıcı ve hamur geliştirici olarak kullanılan katkı maddeleri de söz konusudur.”

GİMDES bu ürünlerde kullanılan katkıların tüketiciyi hem helallik hem sağlık açısındanriske sokabildiğinden dolayı güvenilir bir Helal sertifikaya sahip olmayan maddelerin kullanılmasına izin vermez ve analizler yaptırarak kullanılmadığını teyit eder.

Piyasada GİMDES’den sertifika alamayanlar veya almayı göze alamayanlar kefalet hukukuna riayet etmeyen yerlerden aldıkları belgelerle haksız kazançları uğruna kardeşlerimizi aldatabiliyorlar. Lütfen araştırın sorgulayın , maddi ve manevi hayatınız sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın.

Kaynak : gimdes.org

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | 2 Comments »

EKSERİYA DOMUZDAN ÜRETİLEN PROTEİN NASIL ELDE EDİLİYOR?

Posted by Site - Yönetici Temmuz 13, 2014

Ekseriya Domuzdan Üretilen Protein Nasıl Elde Ediliyor

EKSERİYA DOMUZDAN ÜRETİLEN PROTEİN NASIL ELDE EDİLİYOR?

Hayvanın deri artıkları,barsak ve yutakları,işkembe ve kıkırdak artıkları kafa etleri gibi artıklaları kullanılarak enzimatik hirolizasyonu ile elde edilirler. Genellikle yağsız bir etin proteini ile mukayese ettiğimizde bu artıklarda 1/8 oranında protein elde edilir.

- Maliyeti nedir?

Genellikle işe yaramayan üstelik çevre kirliliği yapan bu artıklardan maliyeti çok düşük protein üretimi sağlanmaktadır

- Hangi ülkelerde üretiliyor?

Başta İskandinav ülkeler olmak üzere Almanya, Çin, Brezilya olmak üzere birçok ülkelerde üretilmektedir

- Türkiye’de kullanım durumu ve örnekleri var mıdır?

Tavuk, sığır ve et ürünlerinde yapılan enjeksiyon işlemlerine, sadece Danimarkada değil dünyanın bir çok yerinde ayni yöntem uygulanmakta. Bu yöntem, maliyeti de büyük ölçüde ucuzlatıyor. Et ürünleri önce şıranga ile protein enjekte edildikden sonra, döner, kebab, sosis, sucuk, pastırma olarak satışa sunuluyor. Tavuk ve sığır etlerine hangi protein enjekte edilmekte olduğu ise, analiz yapılmadan bilinemez, etler kasap ve kesimhaneleden çıktıktan sonra et mamülerinin büyük bir kısmı böyle bir şırınga işleminden geçmektedir.

Et mamülleriyle ilgilenen Müslüman İş Adamlarımız, kasaplarımız ve tüketicilerimiz etlerin böyle bir işlemden geçmediğine kesin emin olmaları gerekir. Böyle bir işlemin maliyeti de cok ucuz olduğundan genelde et ürünlerinde böyle bir yöntem uygulanmakta. Mesela bes kilo sığır etine domuz veya bir başka hayvansal protein enjekte yöntemi uygulandığı zaman bes kilo olan sığır eti 7-8 kilo veya daha fazla gelmektedir.

- Hangi ürünlerde kullanılıyor?

Et ve et ürünleri, ilaç sanayi, vucut geliştirme ürünleri, bazı kozmetikler

- Ürünlerdeki domuz proteinini anlamanın bir yolu var mıdır?

DNA testi ile anlaşılabir

- Tüketici bundan nasıl korunur?

Tüketicilerin bu sahtekarlıklardan korunması oldukça güçtür. Bu konuda GİMDES gibi kurumlardan destek almalıdır.

- Bu konuda denetim nasıl sağlanmalı?

Devlet kurumlarının bu kontrolları yapabileceğini düşünmüyoruz.Böyle bir denetimi yapabilmesi için evvela inanması gerekir. Bu tür proteinlere ithal kapılarını açan devletin bizatihi kendisidir.

Kaynak : gimdes.org

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | Leave a Comment »

Tomografi Hiroşima gibi!

Posted by Site - Yönetici Temmuz 6, 2014

Tomografi Hiroşima gibi!

Tomografi Hiroşima gibi!

Vücüdun maruz kaldığı radyasoyn Hiroşima’da atom bombasından kurtulan kişilerdeki kadar
Normal röntgenden onlarca kat fazla radyasyon verilmesine neden olan tomografi çekimlerine İngiliz Sağlık Bakanlığı’ndan yasak geldi. Sağlıklı kişilerin vücut tomografisi çektirmesi yasaklandı. Bakanlığa göre, vücüdun maruz kaldığı radyasoyn Hiroşima’da atom bombasından kurtulan kişilerdeki kadar

İNGİLİZ Sağlık Bakanlığı önceki akşam çok kritik bir karara imza atarak sağlıklı kişilerin vücut tomografisi çektirmesine yasak getirdi. Bu yasağa gidilmesine gerekçe olarak tomografi sırasında yayılan ve vücuda nüfuz eden radyasyon oranının çok yüksek olması gösterildi. Tomografi çektirmek geçen yıllarda osteoropoz, kalp rahatsızlığı, damar tıkanıklığı ve diyabet gibi hastalıkları önceden tespit edebildiği için sağlık uzmanları tarafından sıklıkla tavsiye ediliyordu. Sağlıklı bireylerin her 5 yılda bir tomografi çektirmesini öneren doktorların bu tavsiyesi üzerine harekete geçen bakanlık tüm vücudu tarayan tomografinin normal bir röntgenden 400 kat daha fazla radyasyon yaydığını tespit edince yasak kararı aldı. Tomografiye sağlıklı giren her 50 hastadan birinin maruz kalınan radyasyon nedeniyle çekim sonrasında kansere yakalandığı belirtildi.

1 tomografi 442 röntgene bedel

Yayınlanan raporda sık tomografi çektirenlerin vücutlarındaki birikmiş radyasyon seviyesinin II. Dünya Savaşı’nda Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombalarından kurtulanlarla eş seviyede olduğu belirtildi. Sıradan bir röntgen vücudu görüntülemek için tek bir ışın gönderirken tomografide daha detaylı bir görüntü elde etmek için art arda birçok ışın gönderiliyor. 2009 sonunda California Üniversitesi’nde görevli Prof. Rebecca Smith-Bindman’ın 1.119 kişiyi inceleyerek yürüttüğü araştırmada tek bir tomografinin 442 göğüs röntgenine ve 74 mamografiye (meme röntgeni) eş oranda radyasyon yaydığı ortaya çıkmıştı. Uzmanlar tomografideki bu riske karşın MR’ın hiçbir yan etkisi olmadığı konusunda görüş birliğine vardı. MR çekimleri sırasında sadece radyo dalgaları kullanılıyor. Bunlar da insan sağlığına zararsız.

Etkileri 30 yıl sonra ortaya çıkar

* Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

Türkiye’de bir çok insan tomografi çektiriyor. Hastaya x ışınlarının yani radyasyonun verilmesi kansere sebep olan şeydir. Bunlar vücutta kalıcı olduğu için yok edilemez. Hiç şikayeti olmayan bir kişiyi teşhis edelim diyerek tomografiye sokulmaz. İnsan tomografi çektirdiği anda kanser olmuyor. 30 ya da 40 yıl sonra ortaya çıkıyor.

* Prof. Dr. Murat Kınıkoğlu

Diğer tetkiklere göre üstün yönleri var ama kanser riskini artırması büyük bir dezavantaj. Baş ağrısı nedeniyle tomografiye giren 10 bin hastadan birinde beyin tümörü çıkıyor. Zararlı madde X ışınıdır. Tomografilerde, basit röntgen tetkiklerinden 50-200 kez daha fazla X ışını alınır. Küçük yaştakilerde ve hamile kadınlarda radyasyona bağlı kanserojen etki daha çoktur.

.

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | Etiketler: | Leave a Comment »

Hazreti Allah ve Resulu’nun Sağlık Hakkındaki tavsiyeleri.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 27, 2014

Water Red Heart

Hazreti Allah ve Resulu’nun Sağlık Hakkındaki tavsiyeleri.

Sıhhatli olmak en büyük nimetlerdendir. Çünkü, dünyayı kazanmak da, ahreti kazanmak da sıhhatle mümkündür. Peygamberimiz A.S. da sağlık hakkında şöyle buyurmuştur:

“* Sizlerden her kim vücutça sağlıklı, nefsinden, malından korkusuz ve huzurlu, günlük yiyeceği de yanında olarak sabahlarsa, sanki dünyanın bütün nimetleri kendisinde toplanmış gibi olur (Tirmizi zühd Hadis 2346).”

Yine benzer bir hadislerinde aynı konuya işaret etmişlerdir:

“*Emniyetli (Korkusuz) yaşamak ve sağlıklı olmak iki büyük nimettir ki, insanlardan pek çoğu bu iki nimetten mahrumdur” (İ. Sünnî vr. 10b).

Yine bir başka hadislerinde;

“ Sağlık lı mümin, hastalıklı müminden daha iyi, daha üstün ve Allah’a daha sevimlidir” buyurmuşlardır (İbni Mâce zühd Hadis 4168) .

Bir başka hadislerinde de;

“* Ey insanlar! Şüphesiz ki dünyada insanlara, imân ve sağlıktan daha kıymetli bir şey verilmemiştir. Böyle olunca, yüce Allah’tan bunları isteyiniz” buyurdu (Müsned 1/8).

İslâmiyet, sağlık noktasında koruyucu hekimliği ön plâna çıkarır. Bir başka ifâde ile, hastalıkların sebeplerini dikkate verir ve bunlara riayet edilmesini ısrarla ister. Bu hususta özellikle az yeme tavsiye edilmektedir.

Nitekim bir hadislerinde Peygamber A. S.

“* İnsanoğlu midesinden daha zararlı bir kap doldurmamıştır. İnsanoğluna belini doğrultacak birkaç lokma kâfidir. Mutlaka yemesi gerekirse, midesinin üçte birini yemeye, üçte birini içmeye, üçte birini de nefes alıp vermeye (havaya) bırakmalıdır” buyurmuştur (Tirmizi zühd Hadis 2380).

Çok yeme, pek çok hastalığın sebebi olarak gösterilmiştir:

Bir çok hastalığın gerçek sebebi çok yemedir” (C. Sağır 1/36) .

Yine bir başka hadislerinde aynı konuya işaret etmiştir:

Allah’a en sevgili olanınız; az yiyenleriniz, vücut bakımından da hafif olanlarınızdır
(Kenzü’l Ummal 3/7084).

Sağlığın muhafazası için her türlü tehlikelerden uzak durulması istenir.
Nitekim Peygamber A.S.

 Her kim korkuluksuz bir damda yatıp uyur da, geceleyin damdan düşüp ölürse sorumluluğu kendisine aittir. Her kim de fırtınalı bir zamanda deniz yolculuğuna çıkar, fırtınaya yakalanıp ölürse, bunun da sorumluluğu kendisine aittir” buyurmuştur (Müsned 5/79, 271).

Yine Peygamber A.S. kirli ve pis şeylerden sakındırmıştır:

Her kim elinde et kokusu (bulaşığı) olduğu halde, yıkamadan yatıp uyur, bu sebeple de kendisine bir şey isabet ederse, ancak kendisini suçlasın” (Ebu Davud etime Hadis 3852)

Cenab-ı Hak, dünyada imtihanın gereği , pek çok hikmetlerine binaen, insanların da sünnetulah’a riayet etmemesinin bir sonucu olarak, insanlara bir takım hastalıklar vermektedir. Bununla beraber, bütün hastalıkların da tedâvi çarelerini halk etmiştir.

İsrâ Suresi’nin 82. âyetinde Cenab-ı Hak,

Biz Kur’an-ı kerimi müminler için bir şifa ve rahmet olarak indirdik” buyurmaktadır.

Yunus Suresi’nin 57. âyetinde ise,

Ey insanlar! (İşte bu Kur’anı kerim) size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerde olan dertlere bir şifa, müminler için doğru yolu gösteren bir hidayet ve rahmet olarak gelmiştir.” ifadesi yer alır.

Peygamber A.S. da;

İki şeyde şifa vardır. Kur’anı kerim okumakta ve bal şerbeti içmekte” buyurmaktadır
(Hakim tıp 4/200) .

Peygamberimiz A.S. her hastalığın tedâvisinin mümkün olduğunu beyan etmiştir:

 haz. Allah, şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır” (Buhari, tıp Hadis 7/12) .

Bir başka hadislerinde de şöyle buyurmuşlardır:

Ey Allah’ın kulları tedavi olunuz! Çünkü haz. Allah, ölüm ve ihtiyarlıktan başka şifasını vermediği hiçbir hastalık yaratmamıştır” (İbni Mâce, tıp Hadis 3436) .

Şerife Şevval Kardelen Hocamıza Bu Güzel Yazı İçin Teşekkür Eder Sizlerinde Dualarını Bekleriz.

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | Leave a Comment »

Ayva, göğüsteki sıkıntıyı, ağrıyı gide­rir, gönlü (kalbi) ferahlatıp kuvvetlendirir

Posted by Site - Yönetici Mayıs 16, 2014

Ayva,Lokman Hekim aleyhisselam

Ayva, göğüsteki sıkıntıyı, ağrıyı gide­rir, gönlü (kalbi) ferahlatıp kuvvetlendirir

Lokman Hekim aleyhisselam, şifalı bitkiler ve hastalıklarla uğraşmaya 17 yaşında başlar.

500 altmış sene yaşar.

543 senelik ömrünü hekimlikle geçirir.

İnsanlık, sağlık alanında böyle büyük tecrübe abidesinin formülleriyle devrim yaşamıştır.

Yemin ederim ki, biz Lokman’a Allah’a(C.C.) şükret diyerek hikmeti verdik.” (Lokman Suresi, âyet:12)
Ayet-i kerîmede belirtilen hikmet, otların dilinden anlama, hastalıkları görme, nedenini bilme yeteneği demektir.

Peygamber’imiz “Ayva, göğüsteki sıkıntıyı, ağrıyı gide­rir, gönlü (kalbi) ferahlatıp kuvvetlendirir“( C; Sağir, 2/80)

Peygamber’imiz üzüm için “Kuru üzüm ne güzel gıdadır. Sinirleri kuvvetlendirir, yorgunluğu giderir, ağız kokusunu güzelleştirir, gönlü hoş eder, üzüntü ve kederi giderir (C. Sağrir 2/53’ı F. Kadir 4/340.) buyurmuşlardır.

Denizden taze et (balık eti) yeme­niz ve ondan takınacağınız bir süs eş­yası (inci) çıkarmanız için denizi em­rinize veren O’dur. Gemilerin denizde suları yara yara gittiklerini de görü­yorsunuz. Bütün bunlar O’nun ihsan­larını aramanız ve nimetlerine şükretmeniz içindir.”( Nahl Suresi, 14.)

Sizlere şu çörek otunu tavsiye ederim. Zira bunda ölümden başka birçok hastalık için şifa vardır.“(C.Sağir,2/53; F.Kadir, 4/338.)

Çörek otu yarım baş ağrısına, yüz ve ağız bölgesinin felçlerine, uyku hastalığına, unutkanlığa, baş dönmesine ve nefes darlığına karşı faydalıdır.”(Buhari Tıp 7/14; İ. Mâce, Tıp H.3448))

Cenâb-ı Hakk’ın Kur’an’ı kerimde dikkat çektiği meyvelerden birisi nar. Bu meyveyi öven Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) özel bir yanına işaret ediyor: “Her narda mutlaka cennet sularından bir damla vardır.” Bu hadisi şerif sebebiyle İslâm âlimleri narın tek bir tanesinin bile yere düşürülmesini doğru bulmuyor.

Bu yazı icin  Şerife Şevval Kardelen Hoca Hanıma Teşekkür Ederiz.

.

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | 1 Comment »

Kekik ve kekik yağının faydaları

Posted by Site - Yönetici Mayıs 9, 2014

Kekik ve kekik yağının faydaları

Kekik ve kekik yağının faydaları

1- Üst solunum yollarına iyi gelir, öksürük, boğaz iltihaplanması, astım, bronşit gibi hastalıklarda etkilidir.
2- İştah açar.
3- Hazmı kolaylaştırır, idrar ve gaz söktürür.
4- Sindirime faydalıdır.
5- Derideki yaralara ve böcek ısırıklarına sürülürse yararlı olur. Akne tedavisinde temizleyici ve iyileştirici etkileri vardır.
6- Böbreklerdeki ve bağırsaklardaki mikropları öldürür.
7- Bağırsak kurtlarını düşürmeye ve bağırsak iltihaplarının iyileşmesine yardımcı olur
8- Vücudu kuvvetlendirir.
9- Kekik yağı romatizma ağrılarını hafifletir ve vücuttaki diğer yağların parçalanmasını sağlar. Kan dolaşımını düzenler ve kan şekerini düşürür.
10- Kalp çarpıntılarını keser. Stres ve uykusuzluğa iyi gelir.

.

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | Etiketler: | Leave a Comment »

Nohuttan yoğurt mayası nasıl yapılır?

Posted by Site - Yönetici Aralık 23, 2013

Nohuttan yoğurt mayası nasıl yapılır?

Pastörize edilmiş, içindeki faydalı birtakım bakterilerden arındırılmış, bozulmasın diye Jelatin katılmış, uzun süre dayansın diye antibiyotik eklenmiş, yağı tamamen alındığı için yağlı olsun diye içine bitkisel yağ katılmış, Kaymak yerine sütle karıştırılmış margarin dökülmüş Market Yoğurtlarından kurtulmak için siz de deneyin. Size de kolay gelsin, Afiyet olsun.

Bir kaç yolu burada belirtmeye çalışalım:

1) Kaynamış nohut suyunu bir iki gün bekletip sütün içine birkaç damla koyun. İşte size ilk yoğurt. Sütün içine maya niyetine içinde bir süre nohut beklettiğimiz suyu koyabiliriz. Bu suyun rengi sarıya çalar ve gerçekten mayalama işlemine yardımcı olur. Ayrıca evimizde nohutlu ekmek yapıldığı dönemleri hatırlayalım, hiç ekmek mayası kullanılmazdı. Nohutlar içinde bekletildikleri su ile beraber una katılıp yoğrulurdu.

2) İncir meyvesi olgunlaşmadan ağaçtan koparıldığı an içerisinden çıkan süt mayalama işleminde kullanılabilmektedir.

3) Ilık yarım su bardağı sütü oda sıcaklığında bir yere ağzını peçeteyle kapatarak bırakın. 3-4 gün sonra (kontrol etmek lazım bu süre değişebiliyor) koyulaşıp yoğurdumsu tatsız bir şey olduğunu gördükten sonra bir gün buzdolabında bekletin. Sonra bunu 1,5 su bardağı ılıtılmış süte katıp ağzını ve üzerini örtüp 5-6 saat mayalanmaya bırakın (kıvamını kavanozun dışından gözlemleyin, kıvam oluşana kadar bekletin). Sonra ilk mayayı beklettiğiniz gibi bunu da bir gün buzdolabında bekletin. Ertesi gün yeniden 2 bardak ılık süte yarım su bardağı elde ettiğiniz yoğurdumsu maddeden ekleyin. Mayalanmaya bırakın.

En fazla 5 ya da 6. tekrardan sonra aynen market yoğurdu tadında harika bir yoğurt mayanız oluşacaktır. Yalnız özellikle paket süt kullanılmamalı. Çünkü peynirde de yoğurtta da nedense pekiyi kıvam vermiyorlar. Ev sütlerini tavsiye ederiz. İlk denemede mayanız oluşmasa bile umutsuzluğa düşmeyin tekrar deneyin. Sonuçta çok lezzetli bir yoğurdunuz olacaktır.

Şimdi her yoğurt mayalamamdan bir gün sonra bir küçük kavanoza bir su bardağı miktarı mayalık ayırıyorum ki yeniden aynı işlemle uğraşmıyorum ve mayam hep kalıyor böylece.

youtube Bu linklere TIKLAMAYINIZ, Bizim istemimiz disinda yayinlaniyor.

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | Leave a Comment »

Tarçın ve bal karışımının inanılmaz faydaları

Posted by Site - Yönetici Kasım 17, 2013

Tarçın ve bal karışımının inanılmaz faydaları

Bu karışımla pek çok hastalığı tedavi edeceksiniz.

Tarçınlı bal tek kelime ile mucizevi doğal bir ilaç. Kanserden kilo vermeye, kalp hastalıklarından kolesterole, soğuk algınlığından cilt enfeksiyonlarına kadar iyileştiremediği hastalık yok gibi…

Hindistan’da bir geleneksel tıbbi tedavi yöntemi ile balın yanık tedavisindeki etkisin kıyaslandığını ve 1 haftanın sonunda balla tedavi edilen yanıkların %91, diğer yöntemle tedavi edilenlerin %7 oranlarında enfeksiyon riskinden korunduğunu biliyor muydunuz?

Tarçın ve Bal Mucizesi

İlaç firmaları bu bilgilerin yayılmasından hoşlanmayacak, çünkü tarçınlı bal düzenli kullanıldığında pek çok ilaçtan daha sağlıklı ve daha etkili bir ilaç.

Bal ve tarçın karışımının pek çok hastalığı iyileştirdiği biliniyor. Bir yan etkisinin olmaması da cabası. Şekerli olmasına rağmen doğru miktarda alındığında diyabet hastalarına dahi zarar vermiyor. Batılı bilim insanlarının araştırmalarına göre:

Kalp Hastalıkları: Bal ile toz tarçını karıştırın ve kahvaltıda kızarmış ekmekle yiyin. Kolesterolü düşürür ve muhtemelen kalp krizini önler. Tarçınlı balın düzenli olarak tüketilmesi kalp vuruşlarını güçlendirir. Yaşlandıkça atar damarlar ve toplar damarlar esnekliklerini kaybediyor ve tıkanıyor. Tarçınlı bal ise damarları yeniden canlandırıyor.

Arterit: Arterit hastalar bir fincan sıcak suya iki yemekkaşığı bal ve bir çay kaçığı toz tarçın koyarak faydalı bir içecek hazırlayabilirler. Günlük olarak içilirse kronik arterit hastaları dahi iyileşebilir. Kopenhag Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada 200 hastalarını kahvaltıdan önce bir kaşık bala yarım çay kaşığı tarçın ile tedavi eden doktorlar 73 hastanın tümüyle ağrıdan kurtulduğunu, bir ay içerisinde ağrı yüzünden hareket edemeyen hastaların hemen hepsinin ağrı çekmeksizin yürümeye başladığını gördü.

İdrar Yolu Enfeksiyonu: İki yemek kaşığı toz tarçın ile bir yemek kaşığı balı ılık suya ekleyerek için. İdrar yolundaki mikropları öldürür. Kim bilebilirdi ki?

Kolesterol: İki yemek kaşığı bal ve üç yemek kaşığı toz tarçın 450 gram çay kolesterol hastasına verildiğinde iki saat içerisinde kandaki kolesterol oranunun %10 azaldığı görüldü. Günde üçkez alındığında kronik kolesterol dahi tedavi edilebiliyor. Günlük olarak yenen bal ise kolesterol şikayeterini azaltıyor.

Soğuk Algınlığı: Sık ya da ağır soğuk algınlığı şikayeti olanlar bir kaşık ılık bal çeyrek kaşık toz tarçınla üç gün boyunca birer kez alabilir. Bu tedavi çoğu kronik öksürüğü ve soğuk algınlığını tedavi edebilir, sinüsleri temizleyebilir.

Boğaz Tahrişi: Tarçınlı balın boğaz ağrısını iyileştirdiği ve boğaz ülserini kökünden kazıdığı söyleniyor.

Gaz: Hindistan ve Japonya’da yapılan araştırmalar tarçınlı balın midede oluşan gazları önlediğini gösteriyor.

Bağışıklık Sistemi: Tarçınlı balın günlük tüketimi bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve vücudu bakteri ile virüs saldırılarından koruyor. Balın düzenli tüketimi akyuvarları güçlendirerek bakteriyel ve virütik hastalıklara karşı direnci artırıyor.

Sindirim Güçlüğü: İki yemek kaşığı bala serpilen toz tarçının yemek yemeden önce aınması asitliliği önlüyor ve en ağır yemekler dahi sindirilebiliyor.

Grip: İspanyol bir bilim insanı baldakı doğal bir bileşenin grip mikrobunu öldürdüğünü ve hastayı gripten kurtardığını kanıtladı.

Uzun Ömür: Bal ve toz tarçın ile hazırlanan çay düzenli olarak içildiğinde ileri yaşın etkilerini azaltıyor. Çay yapmak için dört yemek kaşığı bal, bir çay kaşığı tarçın ve üç fincan kaynamış su kullanın. Günde 3-4 kez 1/4 fincan için. Cildi taze ve yumuşak tutar ve yaşlanmayı önler.

Boğaz Ağrısı: Boğaz ağrıdığında ya da gıdıklandığında bir kaşık bal yiyin. Boğazınızdaki raatlık geçene dek 3 saatte bir tekrarlayın.

Sivilceler: Üç yemek kaşığı bal ve bir çaykaşığı toz tarçını karıştırın. Yatmadan önce sivilcelerinizin üzerine sürün ve ertesi gün ılık suyla yıkayın. İki hafta her gün uygulanırsa sivilceleri kökünden söker.

Cilt Enfeksiyonları: Bal ve toz tarçını etkilenen bölgelere eşit miktarda uygulamak egzama, mantar ve her türlü cilt enfeksiyonunu iyileştirir.

Kilo Verme: Her gün sabahları kahvaltıdan yarım saat önce, boş mideye ve geceleri yatmadan önce bir bardak kaynamış suyun içine bal ve toz tarçın koyup için. Düzenli olarak alındığında obezite sorunu yaşayanlarda bile kilo kaybı sağlıyor.

Kanser: Japonya ve Avustralya’da yapılan araştırmalar mide ve kemik kanserinin başarıyla tedavi edilebildiğini gösterdi. Bu kanser çeşitlerinden muzdarip hastalar günde bir yemek kaşığı bal ve bir çay kaşığı tarçını üç parçaya bölerek bir ay boyunca almalı.

Yorgunluk: Yakın zamanda yapılan araştırmalar gösteriyor ki baldaki şeker vücudun güç kazanmasına yardımcı oluyor. Bal ve toz tarçın tüketen yaşlılar daha zinde ve esnek olduklarını ifade ediyor. Her gün diş fırçaladıktan sonra ve öğleden sonra 15.00’te alındığında bir haftada vücut direnci artıyor.

Kötü nefes: Güney Amerikalılar sabahları bir çay kaşığı bal ve tarçın konmuş suyla gargara yapıyor böylece nefesleri gün boyu güzel kokuyor.

İşitme kaybı: Günlük olarak sabah ve akşamları bal-tarçın ikilisini almak duyma kaybını giderebiliyor.
Tarçınlı Balın Hazırlanışı

Önce bir bardak suyu kaynatın, sıcak suya tarçın koyun ve demlenmeye ve soğumaya bırakın. Kaynar suya bal koymayın. Sıcak su baldaki enzimleri öldürür. Su oda sıcaklığına geldiğinde tarçının iki katı kadar bal ekleyin. Yatmadan bardağın yarısını için ve diğer yarısını sabaha bırakın.

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | 1 Comment »

Hacamatçıların Dikkatine !

Posted by Site - Yönetici Kasım 12, 2013

Hacamatçıların Dikkatine !

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş:

Kan alıcının (“hacamatçı”nın) kazancı pistir,

zinakârın (zina) kazancı pistir,

köpeğin (satılmasından alınan) bedel pistir!

Kaynaklar : Buhari, İcâre, 20(3/54); Ebu Davud, Buyu’, 40(3/266-267); Müsned, 2/287, 382, 437-438; Tayâlisî, s. 329., Ebu Muhammed Abdullah b. Abdirrahman ed-Darimi es-Semerkandi (Abdullah Aydınlı), Sünen-i Darimi Tercüme Ve Şerhi, Madve Yayınları, Madve Ofset, İstanbul, 1996: 5/447

Dipnot : Bu ayrintiyida yazalim : Açıklama

“Pis”; aşağılığından, değersizliğinden, kötülüğünden dolayı ken­disinden hoşlanılmayan şeydir. Allah Teala’nın ve Rasulü’nün (Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem) hoşlanmadığı şeye de “pis” denmiştir ki, bu, “pis” görülen şeyin haram veya mekruh olduğunu gösterir. Bu ha­diste “pis” oldukları açıklanan üç kazancın hükmü de haram ile mek­ruh arasında değişmektedir. Zinakârın zinadan elde ettiği kazancın haranı olduğunda ihtilâf yoktur. Köpeğin alım-satımından elde edi­len kazancın durumu hakkında 2571. hadiste kısa bir “Açıklama” geçmişti. “Hacamatçı” denilen kan alıcının bu işten elde ettiği ka­zanca gelince; âlimlerin cumhuru, bu hadise ve ilgili diğer hadislere dayanarak onun mekruh olduğunu söylemişlerdir.

Bunun hikmeti, her halde, kan alıcılık mesleğinin madden pis sa­yılan, nahoş işlerinin olmasıdır. Bu işin bizatihi kötülüğü sebebiyle, kazancının mekruhluğu söz konusu olmamalıdır. Çünkü Hz. Pey­gamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), 2625. hadiste görüleceği gibi, kan aldırtmış ve kan alana ücret vermiştir. Hz. Peygamber (Sallallahu Aley­hi ve Sellem), kan aldırmayı bir tedavi usûlü olarak da övmüştür.[166] Şu halde Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bu hadisiyle, sanki bu işte pis şeylerle uğraşılacağı için onunla para kazanmanın zor olduğunu, dolayısıyla onun tavsiyeye şayan bir iş olmadığını açık­lamak istemiştir. Allahu a’lem!

İbnü’l-Cevzi (Rahmetullahi Aleyh) ise, Hacamatçının kazancının mekruhluğunun hikmetini bu işte ihtiyaç halinde müslümanın müslümana yardım etmesinin vacib olduğu, dolayısıyla bu iş için müslümandan ücret almanın uygun olmayacağı şeklinde izah etmiştir.[167]

İmam Ahmed (Rahmetullahi Aleyh) ile bazı âlimler ise, bu hadise ve ilgili diğer hadislere dayanarak, hür bir kimsenin hacamatçılığı mes­lek edinmesinin mekruh, bu işten elde edeceği kazancı kendisi için harcamasının da haram olduğunu söylemişledir. Bu âlimlere göre, hacamattan elde edilen kazancın hayvanlar için harcanması ise ca­izdir. Bunlar, kölelerin hacamatçılık yapmasını da caiz görmüşledir.

Hanefi âlimlerden Tahavi (Rahmetullahi Aleyh) gibi, hacamatçılığın önce haram olduğunu, sonra mubah kılındığını söyleyen âlimler de vardır.[168]

79. Kan Alıcının Kazancına İzin Verilmesi Hakkında

2625. “Bize Yezid b. Harun haber verip (dedi ki), bize Hu-meyd et-Tavil, Enes b. Malik’ten (naklen) haber verdi ki,” 

Ebu Taybe Rasulullah’tan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kan almış, O da ona iki sa1 yiyecek (hurma verilmesini) emretmişti.

 

Posted in Diger Konular, GENEL KONULAR | 1 Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 223 takipçiye katılın