LOKMAN HEKİM – SADE YAŞAM

Gerçek Tıp – Yitik şifanın izinde ( Herşey saglıklı bir yaşam için )

GDO ve Domuz Gribi Biyolojik Silah

Yazan: Site - Yönetici Kasım 9, 2009

GDO ve Domuz Gribi Biyolojik Silah

 

 

Yazı kategorisi: 26194892, GDO - Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar, Uncategorized | Etiketler: | » yorum bırak;

Hamilelerin Dikkatine…!

Yazan: Site - Yönetici Kasım 8, 2009

Hamilelerin Dikkatine...!

Hamilelerin Dikkatine...!

Hamilelerin Dikkatine…!

Hamile kadınlardan alınan kan örneklerinde yapılan testlerde kadınlarda 50 farklı kimyasala rastlandı.
Endişeye düşüren sonuç ise bu kimyasalların teste tabi tutulan 308 kadında da çıkması.
İspanya San Cecilio Üniversite Hastanesi’nde 668 örnek ve 308 kadın üzerinde yapılan tesler 2000 ve 2002 yıllarındaki kimyasal etkilerin ölçüm sonuçlarıydı.
Yüksek oranda kimyasallara maruz kalan kadınlarda bu kimyasalların ceninin hormonal yapısını bozduğu için üreme anormallikleri (gender-bending) görüldüğü kaydedildi. Sonuçlara şimdiden bazı balık ve hayvan türlerinde rastlanmaya başlandı.

Kimyasallardaki EDC’ler (endoctrine- disrupting) yani vücuttaki hormonların dengesini bozan elementlere olan endişeleri de açığa çıkarıyor.Bilimadamları bu sonuçlara tarımda (böcek öldürücü, suni gübre, hormon) ve diğer ürünlerde kullanılan kimyasalların doğaya sızmasının neden olduğunu açıkladılar.
Geçtiğimiz yıl buna benzer bir rapor WWF-UK (Dünya Doğal Hayatı Koruma Derneği) tarafından da kamuoyuna sunulmuştu.
Yeni doğmuş bebeklere yapılan kan testlerinde ise sekiz faklı gruba ait kimyasala rastlandı. Bu kimyasalların da plastik yapımında ve boya hammaddelerinde kullanılan kimyasallar olduğu açıklandı.
New York Rochester Üniversitesi’ndeki bilimadamları tarafından yapılan araştırmada ise benzer kimyasalların evlerde kullanılan sabun, deterjan, makyaj malzemesi ve tekstil ürünleri gibi binlerce çeşit üründe bulunduğunu ve bunların doğmamış bebeklerin gelişimini etkilediğini açıkladılar.

Ortaya çıkan sonuçlar özellikle hamile kadınların aldıkları gıdalarda, evde kullandıkları malzemelerde ve kıyafetlerinde kimyasallardan uzak durmaya çalışmaları konusunda önem taşıyor.
İspanya Granada Üniversitesi’nin yaptığı araştırmalarda ise 17 farklı kimyasala rastlandı. Testlerde bazı plasentalarda 15 ila 17 farklı kimyasala rastlandı. Testi yürüten Maria Jose Lopez Espinosa, bu tür kimyasallara maruz kalan bebeklerin sağlık durumları konusunda endişe duyduğunu belirtti. Espinosa “Sonuçlar alarm verici. Teste tabi tuttuğumuz hamile kadınların %100’ünün plazentasında en az bir çeşit böcek öldürücü kimyasala rastladık. Ama genel testlere baktığımızda bu oran 8 farklı kimyasala kadar çıkıyor.”dedi.
Anne adaylarını uyararak şöyle ekledi: “Kimyasallara açık olan çocukların ne gibi kötü sonuçlara maruz kalacağını net bilemiyoruz ama plazentada, ceninin önemli gelişim safalarında ciddi etkilere yol açacağını ön görebiliyoruz
Modern kimyasal-yüklü çevremizin hamile kadınlar için özellikle sakıncalı olduğu belirtiliyor. Gebelik döneminde dış etkiler annenin yağ dokusuna yerleşir ve oradanda plasenta ve kan yoluyla doğmamış bebeğe ulaşır.
Bilimadamları anne adaylarının kimyasal alımlarına dikkat etmelerini bunu da organik ve sağlıklı ürünleri tercih ederek, doğru egzersizle ve doğru beslenmeyle yapabileceklerini söylüyorlar.

 Meryem Hatice

http://ekolojiktekstil.blogspot.co

Yazı kategorisi: MERYEM HATİCE'NİN YAZILARI | » yorum bırak;

( GDO ) – Genetiği değiştirilmiş bal yiyoruz

Yazan: Site - Yönetici Kasım 7, 2009

( GDO ) – Genetiği değiştirilmiş bal yiyoruz

 

Yazı kategorisi: GDO - Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar | » yorum bırak;

Lokman hekimin meyve suyu sırrı.

Yazan: Site - Yönetici Ekim 31, 2009

Lokman hekimin meyve suyu sırrı.

Lokman hekimin meyve suyu sırrı.

Lokman hekimin meyve suyu sırrı.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın ve sağlıklı bir ömür geçirmenin yolu bağışıklık sistemini güçlendirmekten geçiyor. Güçlü bir bağışıklık sistemi için meyve suyu tüketilmesi şart. Peki hangi meyve suyu neye yarıyor?

Vücudun ihtiyaç duyduğu bu sağlık kaynağı ise meyve suyunda gizli. Uzmanlar, bünyeyi sağlam tutmak için bol miktarda A, C ve E vitamini ile çeşitli antioksidanlar içeren meyve suyu tüketilmesini öneriyor. Peki hangi meyve suyu neye yarıyor? Bu sorunun cevabı aşağıda:

Portakal suyu: Bağışıklık sistemini güçlendirerek soğuk algınlığı ve gribe karşı güçlü bir savunma oluşturuyor. İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltıyor. Ayrıca içeriğinde bulunan bioflavin adlı antioksidan sayesinde kılcal damarları güçlendirerek kalbin zarar görmesini engelliyor. Potasyum içeriğiyle de tansiyonun dengelenmesine yardımcı oluyor, aynı zamanda cildi güzelleştiriyor.

Nar suyu: Kolesterol ve şekeri dengeleyerek kalp sağlığını koruyor. Kanser hücrelerinin gelişmesini de engelliyor. Ayrıca, ishali kesmeye, bağırsaklardaki parazitleri düşürmeye de etkili. Nar suyunun idrar söktürücü ve kan yapıcı özelliği de bulunuyor.

Vişne suyu: Ateşli hastalıklara karşı güçlü bir silah olan vişnede A vitamini ve potasyum bulunuyor. Kandaki asitleşmeyi de temizleyen vişne suyu, vücutta biriken fazla suyun dışarı atılmasını, mide ve karaciğerin düzenli olarak çalışmasını da sağlıyor. Ayrıca, idrar söktürücü özelliği de bulunuyor.

Kayısı suyu: İçerdiği A, E ve B3 vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve fosfor sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirip kan yapımına yardımcı oluyor, sinirleri gevşetiyor. Kalsiyum ve magnezyum oranıyla da kemik erimesini önlüyor. İçeriğindeki betakaroten, akciğer kanserinin, kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesinde rol oynuyor.

Elma suyu: Elma bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği olan B3 ve E vitamini, potasyum ve bol miktarda pektin içeriyor. Kan şekerini kontrol altında tutan elma suyu baş ağrısına da iyi geliyor. Ayrıca böbreklerin temizlenmesini ve kolesterolün düşürülmesini sağlıyor. Bunların dışında, romatizma, gut ve mide rahatsızlıklarına karşı panzehir etkisi gösteriyor. Akciğer kanserine yakalanma riskini azaltıyor, tansiyonun yükselmesini engelliyor.

Şeftali suyu: Şeftali içerdiği A, B3 ve C vitaminleri, folik asit, betakaroten ve potasyum ile gribe karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendiriyor. Antioksidan özelliği ile zehirli maddelerin vücuda vereceği zararları azaltıyor. Sinir sistemini olumlu etkiliyor ve uykusuzluğu gideriyor. Böbreklerin ve safrakesesinin düzenli çalışmasını sağlıyor.

Üzüm suyu: ‘Bol miktarda A ve C vitamini, çeşitli mineraller ve demir ile potasyum içeriyor. Antioksidan özellikli olduğu için cildin yaşlanmasını geciktiriyor. Kan yapıcı özelliğinin yanı sıra romatizma ağrılarına iyi gelip kalp sistemini düzenliyor, bedensel ve zihinsel yorgunlukları gideriyor.

Domates suyu: İçerdiği C ve E vitaminleri, potasyum ve diğer mineralleri ile de sağlık için oldukça yararlı. Domates suyunda bol miktarda bulunan C vitamini ve bir antioksidan olan likopen, vücudu grip ve nezleden koruyor. Ayrıca likopen vücudu kalp hastalıkları ve kansere karşı da koruyor.

 

Meyve suyu yüzde 100 meyveden üretilmeli

Uluslararası standartlara ve Türk Gıda Kodeksi’ne göre meyve suyu ve benzeri içecekler, içerdikleri meyve oranına göre üç gruba ayrılıyor: Meyve suyu, meyve nektarı ve meyveli içecek. Meyve suları yüzde 100 meyveden üretiliyor. Meyve nektarlarında ise çeşidine göre meyve oranı yüzde 25 ile yüzde 50 arasında değişiyor. Meyveli içeceklerdeki meyve oranı da yüzde 10 civarında. Dolayısıyla içecekteki gerçek meyve oranı arttıkça, bunun vücuda faydası da artıyor. Uzmanlar, yüzde 100 meyveden üretilen içeceklerin tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor

Yazı kategorisi: Diger Konular | » yorum bırak;

Profesör Doktor Sülük!

Yazan: Site - Yönetici Ekim 24, 2009

Profesör Doktor Sülük!

Profesör Doktor Sülük!

Profesör Doktor Sülük!

Yazıyı lütfen sonuna kadar okuyun!
Bana değil, size faydası var, isterseniz okumayın.
Sözün bittiği yeri gördüm çünkü.
Sözün bittiği yerden yazmaya çalışıyorum şimdi.
Zor bir yazı.

Bütün doktorlar aynı şeyi söylediler bu hastalara. “Tıbben yapılabilecek hiçbir şey yok
Sonra da eklediler; “Sabredin, ileriki yıllarda tıp alanında gelişmeler olursa gözünüz açılabilir
Kimi on yıldır, kimi de 26 yıldır bekliyor “bir gelişme” olsun diye.
Ama hala dünyaları karanlık. Yani bir gelişme olmadı.
Kimi Behçet hastası, kimi Glokom, kimi de tavuk karası.
Küçük yaşta kafası üstüne düşüp, görme merkezini hasara uğratanlar da var.
Hepsinin ortak özelliği gözlerinin görmüyor olması.
Hastalardan biri 26 yıl önce kaybetmiş gözlerini.
Behçet hastası. Doktorlar O’na “kesinlikle çaresi yok” demiş. Çünkü modern tıp bu hastalığa henüz çare bulamadı.
Kapı kapı dolaşıp çare arayan Aydınlı bir kadına doktor en son şu sözü söylemiş; “Amerika’ya da gitsen çaresi yok
Kadın yıkılmış.
Bir diğeri defalarca ameliyat olmuş, ama nafile.
Tek isteği görmek. Ama göremiyor. Modern tıp çaresiz.
Şimdi buraya dikkat.
Tüm bu hastalar bir hafta gibi kısa bir sürede görmeye başladılar.
Yıllarca dünyaya kör bakan bu hastalar, mutluluktan havalara uçuyor.
Peki karanlık yılların hesabını kim verecek?
Onları tedavi eden doktor bir sülük.
Evet sülük.
Hani şu kocakarı ilaçlarından olan sülük.
Hem doktor, hem de ilaç.
Sülükle tedavi eden kişi bir tıp doktoru.
İşte sözün bittiği yer burası.
Sülük tedavisiyle bir hafta içinde yıllardır göremeyen bu hastalar şimdi görüyor.
Sadece göz değil.
Tıbbın çaresi yok dediği bir çok hastalık Manisa’daki bu merkezde tedavi ediliyor.
Yürüyemeyenler yürüyor, konuşamayanlar konuşuyor.
Merkez, Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalarla dolup taşıyor.
Yurt dışından gelenler de var.
Manisa’daki otellerde yer yok. Yeni oteller inşa ediliyor.
Türk şeyi” bu değil de nedir sizce?
Şimdi soru şu;
Modern tıbbın yapamadığını yapan sülükler mi alternatif, yoksa, sülüğün yaptığını yapamayan modern tıp mı?
Hangisi alternatif tıp?
Benim kafam karışık.
Uyuyan bir insanı uyandırmak kolaydır, ama uyuyor taklidi yapıyorsa O’nu uyandıramazsınız.

Turgay Güler /haber7

Yazı kategorisi: Diger Konular, Sülük tedavisi | 2 Yorum »

Yıllanmış sarımsak ekstraktı

Yazan: Site - Yönetici Ekim 20, 2009

Yıllanmış sarımsak ekstraktı

Yıllanmış sarımsak ekstraktı

Yıllanmış sarımsak ekstraktı

”Yıllanmış sarımsak ekstraktı (AGE), kötü kokmayan gençlik iksiri gibidir”

Hazırlanışı

Anadolu’da yaşayan insanların yıllardır kullandığı yıllanmış sarımsak ekstraktı şöyle hazırlanıyor:

1 kilo sarımsak soyulup, iyice eziliyor.

Bir kavanozun içine konan ezilmiş sarımsakların içine 1 litre su, 5 adet de limon sıkılarak karıştırılıyor, bu karışımın içine 1 litre de sirke ekleniyor.

Bunlar karıştırıldıktan sonra kavanozun kapağı iyice sıkılıp, karanlık ve serin bir yerde 6 ile 10 ay arasında bekletiliyor.

Daha sonra yıllanan sarımsak günde bir tatlı kaşığı tüketiliyor. Hiçbir yan etkisi olmayan karışımın kokusuz ve çok lezzetli bir tadı olduğu bildirildi

..

Yazı kategorisi: Diger Konular | 3 Yorum »

Un ve ekmek

Yazan: Site - Yönetici Ekim 18, 2009

Un ve ekmek

Un ve ekmek

Un ve ekmek

 

Eski ABD Tarım Bakanlığı Müsteşarı ve BM Dünya Gıda Programı icra Direktörü Catherine Bertini içinde bulunduğumuz durumu şöyle özetliyor: ?Gıda güçtür! O’nu davranışları değiştirmek için kullanırız. Bazıları bunu rüşvet olarak adlandırabilir. Özür dilemiyoruz!?


Ekmek, özellikle Anadolu insanının vazgeçilmezler listesinin ilk sırasında. Sağlıklı ve besleyici bir ekmek, öğütülme dışında hiçbir işleme tabi tutulmamış ?tam buğday unu?ndan yapılır. En besleyici un; karışık buğday türlerinin, hiçbir işleme tabi tutulmadan ve kepeği de ayrıştırılmadan değirmende öğütülmesi ile elde edilen undur.

 

Bugün çoğu fırın, ‘benzoil peroksit’ gibi kanserojen katkı maddeleri ile beyazlatılan ve ?beyaz un? olarak adlandırılan kalitesiz ve kepeksiz unları kullanır. ‘Kepekli ekmek’ diye satılan ekmekler, kalitesiz unlara dışarıdan kepek eklemesi ile elde edilir ki; bu durum besin değerini düşürdüğü için asla önerilmeyen bir yöntemdir. Çoğu fırında hijyen kurallarına dikkat edilmeden; içeriğini üreticilerin, satıcıların hatta akademik çevrelerin bile bilmediği, sayısı otuzları bulan karışımlardan elde edilen katkı maddeleri eklenmiş ekmekleri(!) üretiyor.

 

Bu ekmekler, insanları beslemek bir yana ?gizli açlık? çekmelerine, alerjenlerden kansere kadar sayısız hastalıklara neden olmakta.

 

Bu ve zikredilmemiş pek çok sebepten ötürü, küçük özel değirmenlerden ‘tam un’ alınarak ya da buğday alıp, tam buğday unu yaptırılarak, evlerimizde ekmek makineleri veya başkaca yöntemlerle kendi ekmeğimizi üretmemiz en sağlıklı yol olacaktır. Bize zararsız diye tanıtılan yapay mayaların, farelerin beyinlerinde tümör oluşumuna sebep olduğunu, ekşi mayaların ise insanı hızlı yaşlandırdığını ve bağırsakların emilimini geri iterek zarar verdiğini göz ardı etmemeli. En azından hazır mayalar yerine önceki hamurdan ayrılan ve buzdolabında saklanan ekşi mayaların kullanılması da, sağlık açısından önemli.

 

Bunun yanı sıra günümüzde bakkal ve marketlerde ambalajsız biçimde satılan ekmeklere sayısız el ile temas ediyor. Bu temas sonrası bulaşan mikropların toplum sağlığını nasıl tehdit ettiğini, en başta bu ülkenin yöneticileri bugüne kadar hiç dert edinmedi. Makarnayı ekmekle tüketen ve günlük besin ihtiyacının yüzde 55′ni ekmekten sağlayan bir toplumun ekmek kalitesinden daha öncelikli bir sorunu olabilir mi? Elbette olmamalı. Lakin vakıa odur ki, bu ülkenin çözüme kavuşturulması gereken en önemli sorunu, yine ekmektir ve çözüme yönelik ne Tarım ne de Sağlık Bakanlıklarında hiçbir çaba görmemekteyiz.

 

Türkiye’de bir kişi, günlük ortalama 400 gr ekmek tüketiyor. Ancak ekmeğin kalitesizliği ve sağlıksız şartlarda üretilmesi yetersiz beslenme sorunu ortaya çıkardığından, hemen herkes potansiyel hasta konumuna düşüyor. Bu durum başta ilaç firmaları olmak üzere sağlık sektörünü mutlu etmeye elbette yetiyor.

 

Devletin çözüm üretemediği kalitesiz, niteliksiz ve ambalajsız ekmekleri tüketmediğimiz zaman, sektör kendi çıkarı hesabına bu sorunu çözmek zorunda kalacaktır. İnsan dışındaki canlılar, önüne konan her şeyi tüketmez. Çünkü diğer canlılar fıtratın dışına çıkıp isyan ederek kendi kendilerine zarar vermiyorlar. Lakin ?akıllı? olan bunun farkında değil!

 

Öte yandan hayatın her alanına müdahil bir dinin ekmekle ilgili bir çözümünün olmaması düşünülemez. Ancak Müslümanların önemli bir kısmı buna merak bile ediyor değil. Halbuki hayatın her alanına müdahil bir dinin ekmek gibi bir nimete yönelik çözümünün olmaması mümkün olabilir mi?

O halde ekmek konusunda birkaç Hadi Şerif’i naklederek konuyu daha iyi anlamaya çalışalım. ‘Resulüllah s.a.v. hiç kepeksiz undan yapılmış beyaz ekmek yedi mi?’ sorusuna Sehl İbn-u  Sa’d r.a. ?Hayır! Resulüllah s.a.v., Allah’ın O’nu peygamber olarak gönderdiği günden ölünceye kadar hiç beyaz ekmek görmedi’ cevabını verirken ‘Elekleriniz var mıydı?’ sorusuna ise ‘Hayır! dedi. (Buhari, Et’ime 22, 10; Tirmizi, Zühd 38, (2365))

 

Resul-i Ekrem s.a.v. ?Annemden sonra annemdir? buyurduğu Ümmi Eymen r.a.’nın anlattığına göre: Kendisi bir unu eleyip ondan Peygamber s.a.v. için ekmek yapmıştır. Resülullah: ‘Bu nedir?‘ diye sormuş, O da: ‘Bu bizim diyarda yaptığımız bir yiyecektir. Ben ondan sizin için bir ekmek yapmak arzu ettim’ demiştir. Efendimiz de: ‘Şu eleyip ayırdığın kepeği, öbürüne un kısmına geri kat, sonra yoğur ve ekmek yap’ buyurmuştur.? (Kütüb-i Sitte 6984)

 

Hz. Aişe r.a. annemiz anlatıyor: ‘Resulüllah s.a.v. odama girmişlerdi. Düşmüş bir ekmek parçası gördüler. Hemen onu alıp silerek yediler ve: ?Ey Aişe! Kıymetli olan ekmeğe hürmet et! Zira şu ekmek, bir kavme nefret edip kaçmışsa bir daha dönmemiştir? buyurdular.? (Kütüb-i Sitte 6990)

 

Ekmek sorunu çözen ülkelerin sağlık sonunu büyük oranda çözmüş ve koruyucu hekimlik alanında başarılı ülkeler olduğunu ve de kepeksiz olması nedeniyle B12 vitaminin eksikliği ile beyazlatılmış ekmek yüzünden şeker hastalığındaki artışları göz önüne alırsak Hz Peygamber s.a.v. tavsiyelerinin önemi açıkça anlaşılıyor olmalı.

 

Un ve ekmek

Un ve ekmek

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı A.B.D. akademisyenlerince ?Ekmek fırınlarının yönetmeliklere uygunluğunun değerlendirilmesi? başlıklı 136 fırın üzerinde yaptıkları denetim ve inceleme raporunda yer alan bulgular dikkat çekici olmasının yanı sıra ürpertici de.

 

Rapor özetle ?Ekmek, Türkiye’de insan beslenmesindeki başlıca gıda maddesidir. Vitamin B, proteinler ve mineraller içerir. Ayrıca ekmek iyi bir enerji kaynağıdır. Ülkemizde ekmeğin hijyenik koşullarda üretimi konusunda birçok eksiklik bulunmaktadır. Yapılan tüm denetimler ve uygulanan cezalar durumun düzeltilmesi konusunda yetersiz kalmaktadır. Tanımlayıcı tipteki bu araştırmanın amacı, fırınların yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığını belirlemek ve sorunları tanımlamaktır. Araştırma sonucunda 136 fırından 92’sinin (%67,6) ruhsatlı, 44′ünün (%32,4) ruhsatsız olarak faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. ruhsatı olan fırınların (sadece) %6,5′i (7 fırın) denetim sonuçlarına göre sorunsuz olarak bulunmuştur. Faaliyeti durdurulması gereken fırın sayısı ruhsatlı fırınların yarısını (%50,46) oluşturmaktaydı. Araştırma sonucunda ruhsatsız olarak çalışan fırınlar saptanmıştır. Fırınların çoğunun yönetmeliklere uygun olmayan şartlarda üretim yaptıkları tespit edilmiştir? demekte.

 

Diğer taraftan ekmeklere eklenen E472a-f kodlu ‘Mono ve Digliserid Diasetil Tartarik Asit Esterleri’nin bitkilerin yanı sıra hayvanlardan da elde edilmekte. Bazı profesörlerimizin özensiz aklama fetvasını görmezlikten gelerek bu katkı maddesinin domuz menşeli olma ihtimali belirtmekte yarar var. Bu durumda bu katkı maddesini şüpheli hale getirmeye yetmekte.

 

Hollanda Wageningen Üniversitesi web sitesinde E472a-f kodlu katkı maddesini kaynağını için ?Gliserol, doğal yağ asitleri ve diğer organik asitlerden (asetik, laktik, tartarik, sitrik) üretilen sentetik yağ esterleridir. Yağ asitleri genelde bitkisel kökenlidir. Fakat hayvansal kaynaklı yağ asitleri de kullanılabilir. Hayvansal yağların (domuz yağı gibi) kullanımı dışlanamaz. Bundan dolayı; birtakım gruplar, örneğin, etin yanı sıra süt ve süt ürünleri de yemeyen vejeteryanlar, Müslümanlar ve Yahudiler bu ürünlerden uzak durmalıdır? bilgi ve uyarılarını yapmakta. ‘Bizim kattığımız bitkiseldir’ diye beyan edenleri sözlerinin muteberliğinin tartışmalı olduğu bir çağda kazar sizin.

 

Son olarak ekmekler genetik mühendisliğinin en kolay sirayet edebileceği ürünlerden biri olduğunu belirtmeli. Gerekçesi ne olursa olsun tam undan üretilmeyen, endüstriyel katkı maddeleri eklenmiş ekmeklerden özellikle de E472 kodlu katkı maddesi ile amylase, dough, catalase, conditioner ve lactase gibi maddelerin şerlerinden emin olabilmek için uzak durmalı.

 

Kemal Özer : Timeturk

Yazı kategorisi: Diger Konular | » yorum bırak;

Kireçlenmenin etkili ilacı

Yazan: Site - Yönetici Ekim 17, 2009

Kireçlenmenin etkili ilacı TARÇIN

Kireçlenmenin etkili ilacı TARÇIN

Kireçlenmenin etkili ilacı

Bu 5 baharat lezzetleri kadar aynı zamanda güç veren doğal besinler. Baharatları, yiyeceklerinize ve salatanıza karıştırmak gücünüzü artırıyor, bağışıklığınızı güçlendiriyor.

TARÇIN

Doğal bir mikrop düşmanı olan tarçını, her gün çay kaşığının 1/4’ü kadar aldığınızda, kan şekerinizi ve kolesterolünüzü düşürür.

KEKİK

Izgarada pişireceğiniz tavuk, balık veya eti kekikle marine ettiğinizde mentollü ve biraz ekşimsi tadı mükemmel bir lezzet verir. Kekik, birçok sağlık uzmanının listesinde kanserden koruyucu olarak yer alır. Kekik yağı ağız temizliğinde tercih edilebilir.

KİMYON

Kimyon kanser savaşçısıdır. Egzotik lezzetler elde etmek için pilav, tahıl, salatalara ekleyebilir, et yemeklerini marine edebilirsiniz. Eti kalp sağlığını koruyan kimyonla pişirebilirsiniz.

MERCAN KÖŞK

Bir elmadan 42 kat daha fazla antioksidan içeren mercan köşk bitkisini salata, omlet veya favori kurabiyelerinize ekleyebilirsiniz.

ZERDEÇAL

Zerdeçal, kist, kanser, kireçlenme hatta alzheimera karşı oldukça yararlı. Hafızaya iyi gelen zerdeçaldan bir tutam alarak, yaptığınız pilav, yahni veya mercimek gibi yemeklere ekleyebilirsiniz.

..

Yazı kategorisi: Diger Konular, Kireçlenme | Etiketler: , , , , , | » yorum bırak;

BAZI MEYVELER VE SEBZELER

Yazan: Site - Yönetici Ekim 16, 2009

BAZI MEYVELER VE SEBZELER

BAZI MEYVELER VE SEBZELER

BAZI MEYVELER VE SEBZELER

  • İncir,hurma,kuru üzüm ve keçi boynuzu gibi meyveler digerlerine göre midede fazla kaldıklarından insanı tok tutar ve besleyicidir.

  • Armut yeterince yenirse bagırsakları yumuşatır.Sert armut pişirilip ( haşlanıp ) yenilebilir.

  • Olgun elma, yemek üzerine yeteri kadar yendiginde hazıma yardımcı olur. Elmayı yemekten evvel yemek daha faydalıdır.

  • Erigin tatlı olanları bagırsakları yumuşatır, ham erigin fazlası mideyi bozar. Mayhoş erigin hoşafı mide ve bagırsaklara iyi gelir.

  • Şeftali, kabugu soyulmadan yenmelidir.Fazla yenmesi zararlıdır.

  • Ayva ishali keser,mideye faydalıdır.

  • Kızılcık iştah açar.

  • İncir fazla yenirse bagırsakları bozar.Nemli yerlerde tutulan kuru incirin üzeri  un-kepek gibi beyazlanırsa yenmesi zararlıdır.

  • Demirhindi bagırsakları çalıştırıp ateşi düşürür.

  • Kara dutun olgunu bagırsakları yumuşatır.

  • Hunnab ( çigde ) kurusu kaynatılırsa gögüs agrılarına yararlıdır.Bagırsak ve mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

  • Ekşi nar şurubu harareti giderir, serinlik verir. Ekşi ve tatlı narı sıkıp suyunu içmek daha faydalıdır.İçindeki sarı perdeleride yemelidir.

  • Portakalın agızda bir süre tutulması harareti azaltır. Suyuna seker katılarak içilmesi harareti ve agız kurulugunu giderir.

  • İyi cins kavun-karpuz yaz mevsiminde yenirse vücudu serin tutar,sakinleştirir. Fazla yenirse şişkinlik verip rahatsız eder.

  • Salatalık vücüdü serinletip yumuşatır.Mevsiminde salatası serinlik verir,iştah açar.

  • Mısırın hazımı güçtür,Mideyi yordugu için çok yenilmesi şişkinlik ve rahatsızlık verir.

  • Yemeklerden önce kahve içilmesi hazma yardımcı olur.

  • Çay idrar söktürücü,mideyi uyarıcı oldugu için,yemeklerden sonra içilmesi hazma yararlıdır.Kahveye göre daha çok tercih edilir.Aşırı içilmesi tansiyonu yükseltir.

 

Fazilet Takvimi – 10 mayıs – 2009

Yazı kategorisi: Diger Konular | » yorum bırak;

Ekmek yerine zehir yiyoruz!!!

Yazan: Site - Yönetici Ekim 15, 2009

Ekmek yerine zehir yiyoruz!!!

Ekmek yerine zehir yiyoruz!!!

Ekmek yerine zehir yiyoruz!!!

GİMDES Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer ekmekteki katkı maddelerini internet sitesinde açıkladı.

GİMDES Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer ekmekteki katkı maddelerini internet sitesinde açıkladı. Sitedeki bilgiler insanın tüylerini ürpertiyor. İnsan saçından domuz kılına kadar pek çok katkı maddesi içeren ekmek hastalıklara davetiye çıkarıyor…

GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği) Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer ekmekteki katkı maddelerini internet sitesinde açıkladı. Büyüközer’e göre ekmeğe katkı maddelerinin konulma sebebi şöyle; “Hamurun asidini artırmak, bayatlamayı geciktirmek, ekmek hatalarını ve hastalıklarını düzeltmek, su kaldırma oranını yükseltmek, hacim artışı sağlamak, un rekoltesini yükseltmek .”

İŞTE O MADDELER

E170 kalsiyum karbonat: Hem renklendirici hem mineral tuz; kaya minerali veya kemikten elde edilir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konserve sebze ve meyvede ve ilaçlarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir; safra, böbrek taşı, hemoroid, kabızlık ve fistül kanamalarına sebep olabilir. Ayrıca kemikten elde edilmesi ihtimali bu katkı maddesini en azından şüpheli hale getirir.

E 471-E477 Mono: Homojenleştirici. Bitkisel ve hayvani kökenli olabilir. Bitkisel kökenden türetilirse, helâl, hayvani unsurlardan türetilirse, şüphelidir. nE 280 propiyonik asit: Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına sebep olabilir; doğal olarak mayalanmış gıdalarda, insan teri ve geviş getirenlerin sindirim organlarında bulunur, mayalanmış kağıt hamuru veya çürümüş lif bakterisinden elde edilir; ekmek ve un mamullerinde kullanılır.

E 200 sorbik asit: Koruyucu olarak kullanılır. Ciltte kaşıntı yapabilir.

E420 sorbitol: Kıvam artırıcı,suni tatlandırıcı ve nem tutucu; etli ve zarlı kabuksuz meyvelerden veya sentetik olarak glukozdan elde edilir; gıda, ilaç ve kozmetiklerde kullanılır. Bebek ve çocuk gıdalarında kullanmak yasaktır.

E422 gliserin: Kıvam artırıcı, tatlandırıcı ve nem tutucu, yağlı renksiz alkol; hayvansal veya bitkisel yağların alkalilerle ayrışması sonucu elde edilir; petrol ürünlerinden ve bazen propilenden sentetik olarak elde edilir; büyük miktarlar baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve yüksek kan şekerine sebep olabilir.

E920 Sistain: Un işleme ajanı. İnsan saçı, başta domuz olmak üzere hayvan kılı ve tavuk tüyünden elde edilir. nE924 potasyum bromat: Un işleme ajanı. Bulantı, kusma, diyare ve sancılara neden olabilir.

E928 benzoil peroksit: Unun beyazlaması için kullanılır. Alerjik geçmişi olanlar sakınmalıdır. Büyüközer, “Bunlar migrenden alerjiye hatta kansere kadar birçok rahatsızlıklar oluşturabilen maddelerdir. Uygulamada ise bu katkı maddeleri bu isimleri ile değil ticari isimleri ile alınır satılır.

Ayrıca fırınlarda bu katkı maddelerini hamura katacak eğitilmiş elemanların yetersizliği sebebi ile ekseriya limit aşımı tehlikesi de söz konusudur. Ancak ister paketli olsun, ister paketsiz satılsın çoğu ekmeklerde kullanılan katkı maddelerinin detay bilgileri yer almamaktadır. Bu da tüketiciyi zor durumda bırakmaktadır” şeklinde konuştu.

Peki ne yapacağız?

Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer, “Peki ne yapacağız?” sorusunun cevabını ise şöyle veriyor: “Güvendiğimiz market veya fırından katkısız ekmek isteyelim. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yeni tebliğinde ekmeğe, herhangi bir katkı maddesi katılmaz ise “etiket üzerinde ekmek adı ile birlikte ‘katkısız’ ifadesi kullanılır” şeklinde bir düzenleme getirildi. O halde öncelikle çevremizde katkısız ekmek üreten fırınları araştırmalıyız. Bulduktan sonra iyice sorgulamalıyız. Çünki maalesef ülkemizde üreticilerden doğru bilgi almak ekseriya zor olmaktadır. İyice emin olduktan sonra katkısız ekmek tüketmeliyiz.

BEYAZ EKMEĞİ KALDIRIN

Kepek ekmeğini tercih etmeliyiz. Çünkü buğday, sağlık açısından yararlı B2 ve B6 vitaminleri ile niyasin, folik asit, demir ve çinko içeriyor. Bu maddelerin daha çok yoğunlaştığı kısım olan buğdayın dış kabuğu, un yapımı sırasında ayrıştırılıyor ve ekmeğin besin değeri düşüyor. Bu nedenle kepek ekmeği yemek daha doğru.”

MERYEM HATİCE

 www.haber5.com

Yazı kategorisi: Diger Konular, MERYEM HATİCE'NİN YAZILARI | » yorum bırak;

Hazır gıdalar çocuklar için sakıncalı

Yazan: Site - Yönetici Ekim 14, 2009

Hazır gıdalar çocuklar için sakıncalı

Hazır gıdalar çocuklar için sakıncalı

Hazır gıdalar çocuklar için sakıncalı 

Uzmanlar, büyüklere göre hazırlanan cips, meyve suyu ve hazır kek katkı maddelerinin, çocuklar için hastalık nedeni olduğunu belirtiyorlar.

Doktorlar anne ve babaları çocuklarına hazır kek, cips, ve meyve suları yönünde uyarırken, bu gıda maddelerinin çocukların vücutlarında kaşıntı, yüzde döküntü ya da hiperaktivite gibi zararlı etkiler gösterdiğini belirtiyorlar. Uzmanlar, çocuklarda böyle sıkıntılar yaşanmasındaki en büyük etkenin yiyecek ve içeceklerdeki E sayılı katkı maddelerinin olduğunu belirtirken, son yıllarda yapılan araştırmalarda, gıda katkı maddelerinin küçük çocuklardaki hiperaktivite, dikkat eksikliği, ya da allerjik reaksiyonlarda rolü olabileceğini ya da bu tür özellikler taşıyan çocuklarda katkı maddelerinin tüketilmesi sonucu sorun çıkabileceğini bildiriyorlar.

Bu gıdaların tüketiminin kesildiğinde çocuklarda görülen hiperaktivitenin de sona erdiğini belirten uzmanlar, ayrıca hazır gıdalardaki E kodlu katkı maddelerinin küçük çocuklarda davranış bozukluğunu tetiklediğini vurguluyorlar. Uzmanlar, gıdalara kırmızı rengini veren ´karmen kırmızısı´´nın alerjiye neden olduğunu; hatta devamlı tüketilmesi halinde ölüme götüren şok yaratabildiğine dikkati çekiyor. Cips, şekerleme, puding ve gazoza sarı renk veren ´Tartrazin´ katkı maddesinin astım krizine neden olduğunu belirten uzmanlar, dayanıklılık için kuru meyvelerde kullanılan sülfitlerin ise kusma, ishal ve karın ağrısına yol açtığını belirtiyorlar.

 

MERYEM HATİCE

Yazı kategorisi: Diger Konular, MERYEM HATİCE'NİN YAZILARI | » yorum bırak;

BAZI GIDA ve KOZMETİK ÜRÜNLERİNDE BULUNABİLEN KATKI MADDELERİ

Yazan: Site - Yönetici Ekim 12, 2009

BAZI GIDA ve KOZMETİK ÜRÜNLERİNDE BULUNABİLEN KATKI MADDELERİ

BAZI GIDA ve KOZMETİK ÜRÜNLERİNDE BULUNABİLEN KATKI MADDELERİ

 1 BEBEK MAMASI E332, E333, E508, whey*(peynir altı suyu),sukroz,laktoz,kalsiyum pantotenat,taurin, inositol*, vitaminler*
 2 BİSKÜVİ E450a, E500, E471*, E481*, E482*, margarin*
 3 CİPSLER E471*, E475*, E481*, E482*
 4 ÇİKLET E101*, E102*, E120**, E141*, E296, E320*, E322*, E330, E420, E421, E422*, E464, E950, E951*, E965, fenilalinin, glukonatlar
 5 ÇİKOLATA ŞEKERLEME E322*, E432*, E433*, E471*, E472*, E476*, E491*, E492*, E493*, E494*, E495*, E434*, E435*, E436*
 6 DİŞ MACUNU Sodyum bikarbonat, gliserin*, Hidratlanmış slikat, sorbitol, tetrasodyum pirofosfat, PEG-6, PEG-32, Sodyum laurilsülfat, Aroma*, selüloz gum, Sodyum florid, Sodyum sakkarin, cl77891, Cl58000, Titanyum dioksit, kalsiyom glukonat, formaldehit, tri sodyum fosfat, dikalsiyum fosfat dihidrat, mono floro fosfat
 7 DONDURMA E441**, E471*, E481*
 8 EKMEK  E170*, E282, E300, E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E471*, E472*e, enzim karışımı*,
 9 GAZOZ  E202, E211*, E290, E300, E330
10 HAMUR KABARTMA TOZU  E450a, E500
11 HAZIR ÇORBA E100*, E150, E330, E412, E621*, malto dekstrin, peynir altı suyu*
12 HAZIR KEK E450a, E500, E471*, E481*, E482*, margarin*
13 JÖLE E100*, E162*, E297, E331, E441**
14 KAHVE KREMASI E341*,E469, E471*, E472*
15 KETÇAP E202, E211*, E300, E412
16 KOLA E150, E338, kafein
17 KREM ŞANTİ E160*, E339*, E340, E407*, E433*, E435*, E471*, E472*, E475*, E932
18 LOKUM E102*, E110*, E124*, E132*
19 MARGARİN E160a*, E202, E270*, E322*, E330, E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E472b*, E472c*, E475, E476, E477, vitaminler*
20 MAYONEZ E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E472c*, E472*e
21 MISIR GEVREĞİ E101*, E170*, E321*, E339, E341*, E375, folakin (folik asit), pantotenik asit, tiamin
22 NEKTAR (MEYVE SUYU) E300, E330
23 PASTA E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E441*,E450*, E471*, E472*, E475*, E477*, margarin*, E500
24 PUDİNG E102*, E110*, E160a*, E407*
25 TON BALIĞI E410, E412, E415
26 TOZ MEYVE İÇECEKLERİ E101*, E102*, E110*, E129*, E171, E330, E331, E341*, E375, E414, E415, E440, E466, E500, E551, E950, E951*, E954, maltodekstrin, folakin (folik asit)
27 TUZ E514, E554, potasyum iyodid
28 YOĞURT E441**

 

İşaretsiz ” siyah ” E numaraları helal kabul edilen katkıları gösterir.

kırmızı ” E numaraları sağlık için tehlikeli katkıları gösterir.

” ** ” işaretleri kesin hayvan (çoğunlukla domuz) kökenli katkıları gösterir.(haram)

” * ” Bitkisel veya hayvansal kökenli olabilir. Alkolle muamele edilmiş veya edilmemiş olabilir.Bu sebeple (şüpheli) kabul edilen katkıları gösterir.

Kaynak: animal-ingredients.hypermart.net www.foodag.com ve www.muslimconsumergroup.com HACSG (Hiperaktif çocukları destekleme grubu),www.ifanca.org, www.ehalalfood.com, www.eathalal.com, www.whatisinit.com, www.halalpak.com internet sayfalarından faydalanılmıştır.

MERYEM HATiCE

Yazı kategorisi: MERYEM HATİCE'NİN YAZILARI | » yorum bırak;

DOGAL EV TEMİZLİGİNDE PRATİK BİLGİLER

Yazan: Site - Yönetici Ekim 11, 2009

Meşe külü

Meşe külü

DOGAL EV TEMİZLİGİNDE PRATİK BİLGİLER

NOT :Aşagıdakı bilgiler Gülay Koç ve  zeynep yıldızhan hanımefendilere aittir,Siteye yorum olarak yazmış ve bende bu bilgileri ana sayfaya aktarmak istedim.Bu güzel paylaşım için kendisine teşekkür eder böylesine dogal ve faydalı bilgilerin devamını bekleriz.

Selamün Aleyküm Sade Kardeşlerim. Ev Temizliğinde bilgiler elde ettim paylaşmak istiyorum.Bulaşık ve çamaşır makinesi için çözümümüz Kül suyu ve üzüm sirkesi.bulaşık makinesinin deterjan gözüne kül suyu , parlatıcı gözüne de üzüm sirkesi yerleştirdiğimizde istediğimiz sonucu alıyoruz.

Yapılacak adımları tek tek yazıyorum;

1)- En yakın odun fırınında ekmek yapan yere fırına gidip yarım kovadan az fazla kül alın.Bu kül merak etmeyin ya meşedir,ya zeytin **** benzer bir ağaçtandır.

2)-Külün üstüne su ilave edin ve karıştırın.

3)-Külün içindeki hafif malzemeler kömür dahil su üstüne çıkar.Bunları tel süzgecinizle alıp en yakındaki toprağa bırakın.

4)-Akşam karıştırılan karışım sabaha kadar durulur.Kül aşağıya çöker,su ise artık potasyum hidroksitli bir şekilde üstte kalır.

5)- O günkü ihtiyacınız kadar suyu bir şişeye aktarın.Geri kalan karışımı karıştırın.Çünkü her karıştırmada külün içindeki potasyum suya karışıp deterjanınızın daha güçlü olmasını sağlayacak.

6)- Haftada bir fırına uğrayıp kül alıp karışımınıza eklemeniz yeterli olur.

7)- Kovanın altında kalan eski külleri ise başka bir kaba aktarıp “vim”,”cif” gibi seramik yüzeylerde kullanabilirsiniz. Ancak arası derz olan yerlerde grilik olacağını unutmayın.

8)-Artan külü bahçenizde gübre katkısı,tarım ilacı **** tavukalrınız varsa eşelenme kumu olarak kullanabilirsiniz.

9)- Sil baştan…. yeni karışım hazırlığı…Bu hazırlıklar ayda bir normalde yeterli olur…Yok eğer hem bulaşık,hem çamaşır hemde kişisel kullanım derseniz hafta bir yapamanız lazım **** hazırlık yaptığınız kabı büyütebilirsiniz.

GÜLAY KOÇ

Zeynep hanımın metodu – Arkadaşlar bulaşık makinesinin tuz bölümünede bir çare buldum.ben bittiği için deterjanda kullanmadığımdan çok zorlandım,bulaşıklar yıkanıyor ama lekeler kalıyordu malesef.köyden siyah kaya tuzu gelmişti bir parça ondan koydum–evet sonu mükewmmeldi o bitincede noormal beyaz kaya tuzu deneyeceğim artık…

zeynep yıldızhan

Yazı kategorisi: DOGAL ve PRATİK BİLGİLER | » yorum bırak;