LOKMAN HEKİM – SADE BİR HAYAT

Gerçek Tıp – Yitik şifanın izinde ( Sade bir hayat )

Aidin Salih, Zihin Kontrolü -I-

Posted by Site - Yönetici Aralık 12, 2009

Dr.Aidin Salih - Gercek TIP - Yitik sifanin izinde

Dr.Aidin Salih - Gercek TIP - Yitik sifanin izinde

Aidin Salih, Zihin Kontrolü  -I-

BİR DOKTOR

BİR KİTAP

VE ZİHİN KONTROLÜ

Takdim: Doktor; Aidin Salih hanımefendi.

Kitab; Gerçek Tıp –Yitik Şifanın İzinde-

Zihin Kontrolü; kitabın son kısmında yayınlanmış bölüm.

Bu kitabı tanıtmak için belki birçok sebeb var. Biz sadece, “Yitik Şifanın İzinde” ve “Zihin Kontrol” terkiplerine nisbetle okuyucumuzun kitabı tanımasını istedik… Tanıtımını yaptığımız bu kitaptan özellikle son bölümü nakletmek istiyoruz; buyurun:

İnsan vücudu bir elektrokimyasal sistemdir ve artık bu sistemi etkile­yecek mekanizma üretilmiştir. Bu mekanizma insanların beynindeki elek­tromanyetik dalgaların normal seyrini sekteye uğratabilir ve bu yolla in­sanların davranışlarını değiştirebilir. Belli bir zaman dahilinde insan biyorobot düzeyine indirilebilir.” Mikroway News Dergisi’nin Editörü Luis Slizen

Bir bilgisayar, herhangi bir insanın beyin faaliyetini çözümleyerek ekra­na yansıtabilir, aynı zamanda beyin faaliyetini etkileyecek ve kontrol ede­cek dalgalar gönderebilir. Geçmişte, bu amaçla insanların kafalarına elek­trotlar yerleştirilerek deneyler yapılmıştır. 1960’larda hayvanlar üzerinde yapılan “radyo sinyalleri ile yönlendirme deneyleri” sonradan psikologlar tarafından Vietnam askerlerine uygulanmıştır. Esir askerlerin kafatasına elektrotlar yerleştirilmiş, sonra ellerine bıçaklar verilmiş ve birbirini öldürmeye yönlendirilmişlerdir.

Yıllar önce başlayan zihin kontrolüyle ilgili bu tür araştırmalar ve de­neyler ara vermeden bugüne kadar ulaşmıştır. Ancak bu kaba metodlar, ye­rini artık daha ince metodlara bırakmıştır; günümüzde her şey kablosuz olarak gerçekleştirilebilmektedir.

Beyin, Çok Yönlü Bir Kontrol Merkezidir

Beyin bütün vücut sistemlerini yönetir ve aralarında işbirliği sağlar. Tüm zihinsel faaliyetler, düşünceler, duygular, fiziksel duyular ve hareket­ler kendilerine özgü frekanslara sahiptir. Beş duyu organımızla algıladığı­mız her şey belirli bir beyin faaliyeti meydana getirir. Bütün hastalıklar, davranışlar, düşünceler, duygular ve algılamalar da kendine özgü dalga boyuna ve frekansa sahiptir. Söylediğimiz her kelime ve aklımızdan geçirdi­ğimiz her düşünce beynimizde kendi frekans dalgasını şekillendirir. Çevre­mizde konuşulan her kelimenin dalgaları beynimize kendi frekansıyla gelir ve tercihimize göre reddedilir veya yerleşebilir. Hipnoz, anestezi, bayılma, ağrı veya korku anında ise beyin, o sırada çevrede söylenen kelimelerin dalgalarına kontrolsüz olarak açık durumdadır. Bu sebeple insan beynini yönlendirmenin en basit şekli ameliyat esnasında beyne yerleştirilen prog­ramlardır. Anestezi de bir nevi hipnozdur, hatta hipnozdan daha büyük et­kiye sahiptir. Çünkü ameliyata alınan insan bayılma, ağrı ve korkuyu aynı anda yaşar. Ameliyat sırasında söylenen her kelime beyne yerleşerek bilgi­sayar virüsü gibi çalışır. Bu virüslerin sayısı ve niteliği tamamen ameliyat­hanede bulunanların ahlakına, konuşmalarına ve konuştukları konuya bağ­lıdır. Onun için gelişmiş ülkelerde ameliyat sırasında konuşmak yasaklan­mıştır.

25. Kare

Sinema, televizyon veya reklam filmleri ya da her türlü televizyon prog­ramı 24 kare resmin bir saniye içinde ardarda gelmesiyle hareketli hale ge­lir. İnsan gözü ardarda gelen bu 24 kareyi algılarken, bunların arkasına yer­leştirilen 25. kareyi algılayamaz. İnsan, algıladığı kareler hakkında yorum yapabilir, ondan etkilenip etkilenmemeyi seçebilir. İnsan gözünün algıla­yamadığı 25. kare ise kontrolsüz olarak beyne gider ve insan bilincine yer­leşir. 25. kare genellikle yazı şeklindedir ve bu efekt “algılama dışı uyarıcı” olarak da isimlendirilir. 25. kare program yapımcıları tarafından insanları yönlendirmede kullanılabilir. 25. kare ile insanları, herhangi bir fikre veya eyleme, belli bir adaya oy vermeye, bir ürüne bağımlılığa ya da başka bir amaç doğrultusunda yönlendirerek beyinleri yönetmek mümkündür. Ayrı­ca dil öğrenme programlarında da yaygın olarak kullanılır.

25. kare prensibi ses dalgaları vasıtasıyla teyp, CD çalar, radyo gibi ses­li cihazlarda da kullanılır. 20. yüzyılda insan davranışlarını kontrol etmede en cazip yöntem haline gelen bu yöntemin temelinde insanın şuuraltına te­sir etmek vardır.

Özel kodla şifrelenen ses kasetleri, radyo ve televizyon aracılığıyla in­sanlara herhangi bir emir verilebilir ve onların bu emir çerçevesinde hareket etmesi sağlanabilir. Kişi, kasetten veya CD’den, ilahiler ve Kuran-ı Ke­rim dahil herhangi birşey dinlerken veya televizyon seyrederken, seslerde ve görüntülerde tehlikeli bir buyruk gizlenmişse, bunun şuuraltına indiğini farkedemez.

Zihin Kontrolünde Renk, Ses ve Şekillerin Birlikte Kullanılması

Renklerin insan psikolojisinde ne kadar etkili olduğu yıllardır bilinmek­tedir. Örneğin kırmızı, turuncu ve sarının uyarıcı, mavi ve morun sakinleş­tirici, yeşilin ise uyum sağlayıcı etkileri vardır. Renklerin, seslerin ve şekil­lerin tek tek veya birlikte, belli bir düzende, belli bir sırayla ve hızla hare­ket ettirilmesiyle insanların, özellikle çocukların beynini kontrol altına al­mak mümkündür. Bu prensiple renkli lekeler, sesler ve geometrik şekiller 25. kareye yerleştirilerek “V-666” virüsü üretilmiştir. 666, Hristiyanlıkta “antichrist” yani “deccal”i sembolize eder.

Bu virüs bilgisayar kullanıcısına çok büyük bir kuvvetle etki edebilir. İlk önce belli bir amaçla düzenlenmiş renk lekeleri ki bunlar şekiller içine yer­leştirildiği zaman daha da etkili olabilir, sesler ve görüntüler kullanıcıyı hipnotize eder. Sonra şekillerin ve renklerin programlanan düzene göre değiştirilmesi kalp ritmini ve tansiyonu kontrol altına alır, hastalığa hatta ölüme götürebilir. 1999 yılında sadece Rusya’da, bilgisayar kullanıcıları arasında bu şekilde gerçekleşen, 46 ölüm vakası tesbit edilmiştir. Japon­ya’da 1 Aralık 1997’de “Pokemon” çizgi filmini izleyen 700 çocuk epilepsi nöbetleri ile hastahaneye getirilmiştir. Bu “televizyon epidemisi”ne, kırmı­zı ışığın saniyede 10 ila 3030 defa kesintiler halinde verilmesi yol açmıştır.

Kesintiler halinde hızla geçen kırmızı ışık ilk önce beyin damarlarında spazm, sonra da bayılma, kasılma ve boğulma hissine sebep olmuştur.

Bu tür efektler vasıtasıyla “psikotron” silahlar üretilmekte, televizyon ekranı ve bilgisayar monitörü aracılığıyla kullanılmaktadır.

Psikolojik Savaşta Müzik-Koku İkilisinin Kullanımı

İnsanın sinir sistemi elektro-kimyasal sinyallerle çalışır. Bu sebepten beynin düşüncesini yöneten ve etkileyen elektro-kimyasal sinyallerin üre­timinde, besinler, su ve solunum yoluyla vücuda alınan ve beyne ulaşan maddeler çok önemlidir. İnsan bedenini, aklını ve ruhunu etkilemek için bir takım ritüeller, yiyecekler, içecekler ve kokular ezelden bugüne kadar kullanılmıştır ve bugünden ebede kadar da kullanılacaktır.

Dikkat ettiyseniz bugünkü uçaklarda müşteriler kokulu müziklerle kar­şılanıyor. Bu garip müzik ve koku dağıtımı sinemalarda, asansörlerde, oto­büslerde ve büyük mağazalarda da kullanılmaya başlamıştır. Bu, globalle­şen dünyanın bir nimeti ve konforun bir parçası şeklinde sunulmaktadır. Fakat müzik-koku ikilisinin psikolojik savaş silahlarından biri olduğunu çok az kişi bilmektedir. Bu fenomene “psikotropik etki” denmektedir. Psikotro­pik etki, tıbbi ilaç ve katkı maddeleri vasıtasıyla insan psikolojisini etkileyerek, ona yapmak istemediği eylemi yaptırmaktır.

Kimyasal maddelerin yiyecek endüstrisinde yoğun bir şekilde kullanımı 1940’larda başlamıştır. O zamanlar çoğu doğal kaynaklı olan kimyasal maddelerin kullanım miktarı kısa sürede dünya çapında yılda 7 milyon to­na kadar ulaşmıştır. O zaman bir kaç bin çeşit kimyasal madde kullanılmak­taydı. Bugün ise milyonlarca ton ve yaklaşık 100 000 çeşit kimyasal mad­de, ilaç, gıda katkı maddesi, kozmetik, vücut bakım ürünleri, temizlik mal­zemeleri, tarım ilacı endüstrisinde kullanılmakta ve bu sayı her geçen yıl artmaktadır. Katkı maddelerinin yoğun kullanımından insanların aklı ve beden-ruh sağlığı negatif yönde etkilenmektedir.

Bu grup etki maddeleri arasında kokuların özel bir rolü vardır. Kokular, insan ruhunu ve psikolojisini güçlü şekilde etkileyen faktörlerdir. Amerika­lı psikiatrist A. Hirsh belli bir kokunun insanı belli bir tavır ve eyleme yön­lendirebildiğini ispatlamıştır: Bazı mağazalarda belli bir koku yayıldığında mal satışının yüksek seviyelere ulaştığı ve bazı kokular koklandığında hızla kilo verilebildiği görülmüştür. Bu arada yapılan klinik araştırmalar sonucun­da lavanta, papatya, limon ve sandal ağacı kokularının en güçlü antidepre­sanlardan daha etkili olabildiği; yasemin, gül, nane ve karanfil kokularının ise insan beynini en sert kahveden bile fazla etkilediği ortaya çıkmıştır.

Günümüzde ruhi gerginlikleri artıran veya ruhsal sıkıntıları çözen, cin­sel istek veya isteksizlikleri arttıran, duygusallığı güçlendiren, dişiliği kuvvetlendiren, insanın manevi dengesini bozan, insanda korku halleri doğu­ran, agresifliği artıran veya azaltan çeşidi aromalar yani kokular üretilmeye başlamıştır.

Bu aromalar insan davranışlarını kontrol altında tutmak için kullanıl­maktadır.

İnsan beyninde kokulara ait bilgilerin saklandığı bir hafıza merkezi var­dır ancak onların beyin tarafından denetimi mümkün değildir. Bu yüzden kokular insan psikolojisinin en zayıf noktasıdır ve psikolojik savaşta kulla­nıma elverişlidir.

Psikotronik ve Psikotropik Teknoloji

İnsan ruhunun çağımızdaki diğer bir düşmanı ise “psikotronik etki”dir. Psikotronik etki, parapsikolojik ve ekstrasensör etkilerin diğer bir adıdır. Psikotronik etkinin en basit kullanımı hipnozcu ve ekstrasenslerin müşteri­lerine uyguladığı “seanslar”dır.

Sovyetler Birliği yıkılmadan önce Taşkent’te çeşitli kahin, şaman, hip­nozcu, medyum ve ekstrasenslerin faaliyetlerini incelemek için bilimsel merkezler kurulmuştu. Bu merkezlerin ilgisini çeken esas şey bu insanların beyinleri tarafından üretilip yayılan elektromanyetik dalgaların (biyolokas­yon) müşterilerinin beyinlerini nasıl yönlendirebildiği olmuştur. Araştırma­lar sonucunda şamanın, kullandığı davul sesinin dalgaları ile tedavi ettiği kişinin beyin dalgaları arasında bir uyum oluşturduğu ve bu sırada dua okuyarak onun beynine istediği emirleri yerleştirdiği gözlenmiştir. Çağımızda bu olaya “nerolinguistik programlama denilmektedir.

Nerolinguistik programlama metodları kullanımının en yaygın örneklerini, distribütör yetiştirme merkezlerinde, rap müziğinde, reklamlarda, pek çok filmde ve televizyon programında görmek mümkündür.

Diğer yandan Ruslar ve Amerikalılar uzaydan yere doğru holografik tas­vir transferi gibi ilginç bir proje geliştirmişlerdir. Bu holografik resimler 100-150 kilometre çapında belli bir alan üzerinde görüntülenmekte ve bel­li amaçlara hizmet etmektedir. Nitekim, 1 şubat 1993’te Somali’de, Ameri­kan piyadeleri üzerine Hz. İsa (a.s.)’ın 150 metrekare büyüklüğündeki çok canlı ve gerçekçi bir görüntüsü yansıtılmıştır. Askerler bundan güçlü bir şe­kilde etkilenmiş ve diz çökerek ağlamaya başlamışlardır.

Rusyalı eksperlerin fikrine göre bu tür psikotron silahlar, Amerikan ordusunun “barış misyonu!” ile bulunduğu ülkelerde kullanılabilir. Örneğin, Irak veya başka bir işgal altındaki ülkede, direnişçilere savaşmaktan vazgeç­melerini telkin eden şehitlerin holografik görüntüleri gökyüzünü sarabilir.

Bilim adamlarına göre, psikotronik ve psikotropik teknoloji, atom bom­basından daha tehlikelidir. Onlara göre bu teknoloji, insanlardan her emri yerine getiren “zombiler üretme teknolojisi”dir. Bu, sadece bir kişiye ya da küçük bir gruba değil, bir etnik gruba veya bir topluma karşı kullanılabile­cek çapta bir teknolojidir.

Bu dehşetli araştırmaları yapan bilim adamlarının ortak kanaatine göre Psikotropik ve Psikotronik silahların etkisinden korunabilenler yalnız inanç sahipleridir.

İnanan insanı ne hipnoz, ne de elektromanyetik dalga ile kontrol altına almak mümkün değildir. Bu çarpıcı fenomen, bütün araştırmalarda ve de­nemelerde yalın bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Örneğin bu denemelerden birinde hipnoz altındaki bir adama birisini öldürme emri verilmiş, ancak adam tam bıçağı saplayacakken kolluna kramp girmiştir. Demek ki, katil ol­mayan, etki altında da öldürmez, haramdan kendini koruyan harama yaklaşamaz, yalancı olmayan yalan söyleyemez, hain olmayan ihanet edemez, imanlı insan küfredemez.

Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kim­seler üzerinde bir hakimiyeti yoktur. Şeytanın hakimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. (Nahl Suresi, 99-100)

İnsan Genom Projesi”nde çalışan ünlü Amerikalı araştırmacı Dr. Col­lins: “Mükemmel genetik yapınızda ‘Tann geni’ adı verilen bir gen oldu­ğu ortaya çıktı. Bu geni aktif olmayanların inançsız olduğunu tesbit ettik. Fakat şimdiye kadar yaptığımız araştırmalarda. ‘Tanrı geni’nin aktif hale gelmesini sağlayan dış bir etken bulamadık. Ne çevrede olan değişiklikler ne de kalıtsal nedenler ‘Tann geni’nin üzerinde etkili olmuyor. Tanrı ge­ninin mucizevi bir şekilde aktif hale gelerek insanlarda inanç olgusunu meydana getirdiğini düşünüyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.

Yani ancak Allah’ın isteğiyle inanç geni aktif olabilir. Aynı şekilde sade­ce Allah (c.c.) aktif inanç genini inaktif hale geçirebilir.

Allah dilediğini saptırır, dilediğine de hidayet verir. O mutlak güç sa­hibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (İbrahim Suresi, 4)

KAYNAK : Furkan Dergisi, Nisan 2008

About these ads

15 Yanıt to “Aidin Salih, Zihin Kontrolü -I-”

  1. ünsal said

    zayıflamaya yardımcı kokunun ne olduğunu bilen varsa allah için yazıversin.hicri yılınızı tebrik ediyorum allah’a emanet olunuz.

  2. zeynep y said

    iştah açan kokular gibi kapatanlarda vardır bunlardan birisi adaçayıdır..ama acıkmanın sebebi kilodan dolayı tıkanan damarlardan organlarqa besin ulaşamaması ve bedenin açımmmm diye bağırmasıdır engellemenin tek yolu mideyi küçültmek 1 günlük açlık oruçları birebir bu konuda

  3. tuba karakuş said

    ii günler dr.aidin salah gerçek tıp kitabında aç kalmak sağlık için gereklidir diyor peki bünyemiz buna alışabilir mi yani diyetimizdeki bu denli azalış ile performansımız eskisi gibi olabilir mi yaw ben bir üniversite öğrencisiyim de çok yorulanından…hem az yemek hemde derslere ve işlere koşuşturmak istiyorum…mümkün mü..fikri önerisi olan varsa lütfen yazsın….

  4. ünsal said

    zeynep hanım ilginize teşekkür ediyorum.1 günlük oruç dediğiniz 36 saat tutulan oruç mudur? saygılar sunarım.

  5. suna said

    su orucunu yapmak istiyorum,aydın hocaya nasıl ulaşabilirim orucun detaylarını öğrenmek için.kilolarım beni bunaltmış durumda kitabı nasıl alabilirim

  6. Suna hanim, mailinize Aidin hanima ulasabilmek icin bilgi gønderdim, mailinize bir bakiniz lutfen.

  7. leyla said

    merhaba..

    ben de cok zayıfım ve kilo alamıyorum. aclık yaptım, kilom 47 den 41’e indi. Kitapta yazılanlardan sonra fazla yemek de yiyemiyorum, hazmedeyim diye. ne yapmalıyım. yanaklarım icine cöktü.
    cok tesekkürler

  8. ceyhun said

    merhaba ben yurdisinda yasiyorum tam 6 senedir burdayim buranin dilini tam anlamiyla konusamiyorum vede yazamiyorum buda bana cok eziklik veriyor yani cokta eziliyorum zihin konturolu yardimiyla bu dili ogrene bilirmiyim yada bu konun uzmani varmi . bununla ilgili bilgisi olan varsa yazsin cok rica ediyorum uzmana kisi varsa benimle digologa gecsin lutfen

  9. ilknur said

    aidin salih hanımla görüşmek randevu almak istiyorum .Yardımcı olursanız sevinirim…

  10. Arzu duraner said

    Ben 4 yıldır gravese bağlı hipertiroit tedavisi görüyorum . Doktor nodülüm olmadığı için ameliyat etmedi. Atom içmemi önerdi . Nasıl iyileşebilirim ilaçla hamile kalabilirmiyim Aidin Hanıma emaille nasıl ulaşabilirim? Lütfen yardım!

  11. gulnare said

    inş sizlere yardımcı olurum 02164742373 ,02125340990 Aidin hanımla ve hastalıklarla,açlıklarla ne sorunuz varsa bu numaradan ulaşalılırsınız,randevu alıp muayene olabılırsınız.emınım çok faydasını göreceksınız.

  12. nejla said

    s.a.hizmetlerinizden dolayi Allah cc razi osun.ben gercektip adresine bir soru yoneltmistim ama henuz cevapanmadi ayni soruyu size tevcih etmek isterim, ben A grubu kana sahibim ve yillardir kansizlik problemi yasiyorum,su an kirmizi eti kestim ve acliklari da yapmak istiyorum ancak kucuk bebegim var ve emziriyorum, emzirirken aclik yapabilir miyim, bir de anne sutunu nasil artirabilirim?

  13. seher said

    kitabı masıl temin edebilirim sipari vermek istiyorum

  14. rabia said

    panik atakım kötüyüm bana yardım edin 6 yıldır ilac kullanıyorum

  15. rabia said

    nereye yolladınz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 223 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: