Aidin Salih Hanımın Tedavi ve Yöntemini yadırgayan Arkadaşlara;
Modern tıp, oruçla tedaviyi teşvik ediyor. ABD ve Avrupa’da son yıllarda birçok oruçla tedavi (Fasting Center) merkezinin kurulduğu belirtildi. Oruçla tedavi hakkında birçok makale ve kitabın da yazıldığı batıda, doktorlar hastalarına oruçla tedavi yöntemlerini uyguluyor.
Oruçla tedavi konusunda ilk kitap yazan kişinin, Alman fizyoterapi uzmanı Arnold Ehret olduğu bildiriliyor. Ehret tarafından geliştirilen oruç terapisi, hastalık ve beslenme bağlantısını esas alıyor. Ünlü doktor, çocukluktan itibaren tüketilen çoğu besinin iyi sindirilemeyen ve dışarı atılamayan parçaları nedeniyle bağırsaklar ve damarların zamanla tıkandığını ve bunun sonunda da hastalıkların ortaya çıktığını iddia ediyor. Ehret’in teorisine göre bu tıkanıklıkları açmanın tek yolu ise oruç tutmak! Ehret, Türkçe’ye de çevrilen ‘Şifalı Besinler ve Mukussuz Şifa Diyeti’ adlı kitabında, “Doğa, oruç metoduyla her hastalığı iyileştiriyor. İşte bu, doğanın her vücutta en önemli faktörün; atık, yabancı madde ve mukus (ürik asit, kandaki zehirler ve doku bozulmaları) olduğunu kanıtlıyor.” diyor. Yüzyıldan fazla bir süre önce yazılmış olmasına karşılık, günümüzde de hâlâ hastalıklarından oruç terapisiyle kurtulmak isteyenlerin referansı olan kitabın yazarı Ehret’in Türkçe’ye çevrilen bir diğer kitabı da ‘Oruçla Yeniden Sağlığa Kavuşma ve Gençleşme’…
BEYDEMİR: BİR HURMA YETER
Bu teorinin günümüzdeki savunucularından “Sağlık İçin Oruç, Bıçaksız Ameliyattır” kitabının yazarı Gülhan Beydemir’e göre ise beslenmek için günde bir hurma yeterli… ABD’de öğrendiği oruç terapisi sayesinde hastalığını yendiğini söyleyen Beydemir, yılın altı ayını oruç tutarak geçirdiğini söylüyor.
Alman profesör Cehardet ise, iradenin takviyesi konusunda yazdığı kitapta orucu tavsiye ederek, insanın, maddî meyillerinin esiri olmaması, nefsinin dizginlerine malik bir hayat yaşaması için ruhun cesede hakimiyetini temin edecek en tesirli yolun oruç olduğunu belirtir. Dr. Rowy ise, bu hususta, “Oruç, vücudun hastalıklara karşı mukavemetini artırır. Bu önemli tıbbi hakikati İslam, orucu farz kılarak ortaya koymuş, bugünkü modern tıp ise orucu hastalıklara karşı koruyucu ve ilaç olarak kullanmaktadır.” demektedir. Dr. Rawy’nin sözlerini teyid edercesine Dr. Henri Lahman’ın Saksonya’nın Dresden şehrindeki hastanesinde, ayrıca Dr. Berşerbenr ve Dr. Moliere ait sağlık evlerinde oruçla tedavi yapılmaktadır.
Batılı doktorlar ayrıca, Müslümanların Ramazan ayında tuttukları oruç ile farkında olmadan birçok hastalıktan kurtulduklarını ifade ediyor.
ORUÇ TUTMAK TAHAMMÜLÜ ZOR OLAN BİR İBADET MİDİR?
Vücudu alışmış ise, ortalama 60-70 gün kadar açlığa bir hafta kadar da susuzluğa tahammül edebiliyor. Sair vakitler de bir nev’i gece tutmuş olduğu bu orucu şahıs ramazan ayında gündüze alacak demektir. Tansiyonu ilk günlerde hafifçe düşebilir. Bunlar bünyenin oruca yani kısmı açlığa olan alışma yani adapte olma halleridir. Her yemek vücut için bir yorgunluğun başlangıcıdır. Mideyi âdeta bir asit fabrikası ve bağırsakları da bir rafineri tarzında yaratan Cenâb-ı Hak, 11 ay aralıksız çalışan bu fabrikalara yılın bir ayında, yani Ramazan ayında muvakkat bir istirahat vermiştir. Karaciğer 24 saat çalışmazsa şahıs ölür. Oruç halinde karaciğerin yükü azalacağı vücudu toksit yani zehirli maddelerden temizleme imkanı artmış olmaktadır. Oruç Tutarken, karaciğere, sindirim neticesi düşen iş azalacağından karaciğerde zehirleştirme hadisesine daha fazla imkân hâsıl olmuş olur. Vücut, şahıs oruçlu iken maddi olarak da temizlenmiş olmaktadır. Oruç esnasında karaciğerin yükü azaldığı için ölü ve ölmekte olan hücrelerin tasfiye işi kolaylaşır ve hızlanır. Allah’ın emri olan orucun tutulması ile, insan vücudu, eskiyen hücrelerin temizlenmesi, onların yerine yeni hücrelerin gelmesi ile adeta gençleşmektedir. “Vücudun zekatı da oruçtur.” (İbn-i Mace, Siyam, Hadis no: 1345) hadisini ve zekatın lügat manasının temizlenme olduğunu hatırlayınca hikmet daha iyi anlaşılır.
ORUÇ BIÇAKSIZ AMELİYATTIR
Günümüzde batı memleketlerinde oruç ile tedavi uygulayan klinikler mevcuttur. Bazı hastalıklara karşı oruç tutmayı tedavi edici bir ilaç gibi tatbik eden birçok batılı hekim vardır. Genel anestezi yapılacak olan ameliyatlarda, hasta ameliyattan altı saat önce ve ameliyattan altı saat sonraya kadar aç bırakılmaktadır. Anestezi için verilen zaralı maddeler, bu müddet esnasında vücuttan atılmaktadır. “Oruç bıçaksız ameliyattır.” (Geffory M R : Le Jeune (Tedavi Vasıtası Olarak Oruç -Tercüme eden: İbrahim Canan) basılmamış kitap, Erzurum , 1978 )
ORUÇ VE SİNDİRİM SİSTEMİ
Oruç şüphesiz belli bir yaşa gelmiş ve sıhhatli olan şahıslara farzdır. Hastalık oruca mani ise oruç tutmaz. Ülserli şahıslar oruç tutmalı mıdır? Ülser daha çok midede ve on iki parmak bağırsağında meydana gelen yara olarak bilinir. 1992 yılında Prof. Dr. Said Kapıcıoğlu ve arkadaşları ülser (duodenal ulkus) teşhisi konulmuş 7 erkek gönüllü üzerinde araştırma yaparlar, akşama kadar yani iftar saatine kadar aç kalmağa niyet eden şahısların, ülserli olsa bile öğle saatlerinde rahatladığı görülmüştür. Midedeki asit ifrazatı öğle saatlerinde azalmıştır. Oruç tutmanın mide (peptik) ülserinin ortaya çıkmasında önemli rolü olan midedeki asit ifrazatının artmasına (hiprasidite) yol açacağını söylemek yanlış olur. Tunuslu bir araştırıcı grubunda 57 hastaya her gün 30mgr lansoprazol verildi. 27 si si oruç tutmadı 30 kişilik diğer grupda oruç tuttu. Sonuçta oruç tutan ve tutmayanlar arasında arazlar (semptomlar) bakımından bir fark görülmedi. Oruç tutmayanlarda %88.8 oruç tutanlarda ise daha fazla yani %90 nisbetinde ülser den şifa buldukları görüldü.Bu nedenle ülserli hastalar herhangi bir riske girmeden rahatlıkla oruçlarını tutabilirler. (Mehdi A, Ajmi S, Gastroenterol clin Biol, 21- 11- :820-22, 1997 )
Ramazan öncesi ve Ramazan ayında serum gastrin seviyelerinde önemli bir farkın olmadığı anlaşılmıştır. ( Polat H ve arkadaşları: Oruç tutmanın serum Gastrin seviyesinde tesirleri. “Ramazan ve sağlık” ile alakalı ikinci milletler arası kongre kongre kitabı.)
İç salgın yapan guddelerin salgıları
İslami oruçtaki açlık müddeti salgı ve hormonların kandaki seviyelerinde herhangi bir değişikliğe yol açacak kadar uzun değildir.(Azizi F : “Health and Ramadan”. P.39, İstanbul, 1997.)
Ramazanda kan şekeri seviyelerinde ufak tefek iniş çıkışlar olsa da genellikle kan şekeri normal hudutlarda kalmıştır.(Azizi F: the blood glucose in health and diabets during ramadan. Proceedings of the 2nd ınternatıonal congress on “health and ramadan”. P.40, İstanbul, 1997)
İnsülinin değerlerinde Ramazan ayında normal günlere göre fazla fark olmadığı anlaşılmıştır. (Marniche D, et al : effect of fasting and refeeding during ramadan on glucoregulation. Proceedings of the 2nd ınternatıonal congress on “health and ramadan” .p.125, İstanbul 1997 ) (Timeturk)
Gülay Koç
..





















