Uzmanlar kanserden bilinçli beslenerek korunmanın mümkün olduğunu belirterek meyve, sebze ve baharatların bazılarının vücudu kansere karşı korurken, bazılarının da kanserin tedavi edilmesinde büyük katkı sağladığını vurguladı.
Uzmanlar kanserle savaşta etkili olan besinleri şöyle sıraladı:
Ananas: Ananasın içindeki ‘bromelain’ maddesi tümör hücre gelişimini doğrudan durduruyor. Özellikle de akciğer, bağırsak, yumurtalık ve cilt kanserlerinde tümörlü hücrelerin büyümesini engelliyor.
Böğürtlen: İçeriğindeki eliagic asit kanserli hücrelerin ölmesini sağlıyor. Böğürtlen yaprakları da çok faydalı, çay şeklinde tüketilebilir.
Elma: Bol miktarda kuarsetin içerir. Kanser tedavisinde, kanserden korunmada, alerji ve kalp damar hastalıklarında yararlı. Günde en az kabuklarıyla birlikte 2 elma tüketilmeli.
Kara üzüm: Son 10 yıl içindeki çalışmalar kara üzümün kanser önleyici rolüne işaret ediyor. Ayrıca kalp damar hastalıklarından da koruyor. Çekirdeği ve kabuğuyla birlikte yenmesi gerekiyor. Günde 1-2 bardak kadar tüketilebilir.
Karpuz: A ve C vitamini yönünden zengin. İçerdiği yararlı maddeler vücudu kansere karşı koruyup, toksik maddelerden arındırıyor.
Kiraz: Bol miktarda flavon denen yaralı bir madde ihtiva eder. Kanser oluşumunu ve kanserin ilerlemesini engeller. Özellikle meme, cilt, akciğer ye karaciğer gibi kanser tiplerinde etkili.
Nar: Son çalışmalar, narın kanserojen madde verilen farelerin genlerinde yüzde 30 civarında düzelme sağladığını gösteriyor. İçerdiği bazı maddeler sayesinde kolesterol ve şekeri dengeleyen nar, kalp sağlığını da koruyor. Bu nedenle günde 1 bardak taze sıkılmış nar suyu için ya da 2-3 tane nar yemeli.
Yaban mersini: Vücudu kanserden koruyan enzimleri aktif hale getirerek kansere yakalanma riskini azaltıyor. Ayrıca kandaki kolesterol oranını düşürerek kalp krizinden de koruyor.
“BU SEBZELERİ MUTLAKA TÜKETİN”
Arnavut biberi: Kanserden korunmada, kansere bağlı ağrılarda, mide-bağırsak gazında, kemoterapi ve radyoterapinin neden olduğu ağız-boğaz yara ve ağrılarında kullanılıyor. Günde 5 tane taze olarak tüketilmeli.
Brokoli:C vitamini, betakaroten, lif vekalsiyum açısından çok zengin. Kansere karşı koruyucu maddeler içerir. Özellikle bağırsak, mesane, meme kanserlerinden korur. Çiğ yenebildiği gibi haşlanmış ya da buharda pişirilmiş olarak da tüketilir. Brokoli çoğu içerik maddesini ancak çiğ yendiğinde barındırıyor. Pişirme brokolinin yararını azaltabilir. Ancak haftada 2′den fazla çiğ brokoli tüketmeyin çünkü tiroid yetmezliği oluşabilir.
Kırmızı biber: Zengin bir C vitamini deposudur. C vitamini kanser hücrelerinin büyümesini engeller ve bağışıklık sistemini zararlı maddelerden korur.
Domates: Özellikle hafif pişmiş tüketilmesi prostat problemlerinden yüzde 40 oranında korur. Domatesin içindeki likopen akciğer, kolon, meme kanserini de engeller.
Havuç: Günde 2 bardak havuç suyu içmek, prostat kanserine karşı yüzde 20 koruma sağlıyor. Havucun içinde betakaroten denen çok yararlı bir madde var. Betakarotenin ağız, yemek borusu ve mide kanserinde de koruyucu etkisi var.
Kırmızı turp: Akciğer kanseri riskini azaltır, meme kanserinden korur. Bol miktarda turp salatası tüketin.
Sarımsak: Kanserin yayılmasını durdurur. Selenyum, triptopan gibi kanser hücreleriyle savaşan maddeler içerir. Hem kansere yakalanmaktan korur hem de kanser tedavisi sırasında kullanılır. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalara göre sarımsak mide, meme, bağırsak, yemek borusu, prostat ve cilt kanserlerinde tümörlerin oluşmasını ve ilerlemesini engelliyor. Her gün 2-3 diş çiğ sarımsak, 1-2 avuç kuru yemiş tüketilmeli.
Ceviz: Omega 3 yağ asitleri içerdiği için kanserden korur. Ayrıca kalp damar hastalıklarına da iyi gelir. Günde 1 avuç ceviz yiyin.
Ay çekirdeği:Çinko ve selenyumdan zengindir. Çinko vücutta C vitamininin emilmesini sağlar ve şifalı etkisini hızlandırır.
Kabak çekirdeği: E vitamininden zengindir. Kanser hücrelerini engeller ve bağışıklık sistemini zararlı maddelerden korur.
Balık: Omega 3′ten zengin balıkları seçin, haftada 2 kez somon, uskumru, sardalya ve mezgit gibi omega 3 yağ asitlerinden zengin balıkları tüketmek kanserden korur. Balık; meme kanserinde yayılmayı önler, bağırsak, pankreas ve prostat kanserlerinin büyümesine engel olur. Ayrıca kalp krizine karşı da korur.
Kuru baklagil: Haftada 2 kez kuru baklagil tüketmek çok önemli. Mercimek, nohut, kuru fasulye iyi protein ve lif kaynaklarıdır. Kanserin yayılmasını önleyen antikanser maddeler içerirler. Vücuda zarar veren maddelerle savaşır, kan dolaşımına yardımcı olurlar.
Yoğurt: Her gün yarım kilo yoğurt tüketmek çok önemli. Evde yapılan probiyotik yoğurdun içindeki bakteriler vücudun en büyük dostu, kanserin en büyük düşmanıdır. Ayrıca yoğurt uzun yaşamın sırrıdır. Yoğurt özellikle kolon, mide, akciğer ve meme kanserlerine karşı koruyucudur. Kadınlarda meme fibrokistlerini de azaltır. Bu nedenle herkesin günde yarım kilo yoğurt tüketmesi gerekir.
“ŞİFALI BAHARATLAR UNUTULMAMALI”
Kimyon:Kimyon, dereotu tohumu ve turunçgillerin kabuğu çok faydalı. Limonen denen kanser savaşçısı bir madde ihtiva eder.
Zerdeçal: Köriye karakteristik koyu sarı rengini ve lezzetini verir. Kanser destek ürünleri içinde en güçlüsüdür. Akciğer, kolon, karaciğer, mide, meme, yumurtalık, beyin, lösemi gibi pek çok kanserde tümörlü hücrelerin büyümesini engellediği belirlenmiştir. Kanserin dağılmasını engelleyerek kanser hücrelerini ölmeye zorlar.
Çörek otu: Bağışıklık siteminizi güçlendirmek için günde 1 çorba kaşığı 1 çörek otu yiyin. Çörek otu vücutta mikrop veya tümörle mücadele eden “naturel killer” hücrelerinin sayılarının artmasını sağlar. Yararlı etkilerini gösterebilmesi için çörek otunu öğütüp toz şeklinde tüketin.
Keten tohumu: Bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserden korur. Özellikle bağırsak kanserine karşı koruma sağlar, keten tohumu da öğütüldükten sonra tüketilmeli.
Yeşil çay: Her gün yeşil çay içilmeli. Günde iki fincan yeşil çay tüketiminden sonra kana geçen kanser savaşçısı maddeler, kılcal damarlarla vücudun her hücresine taşınarak tümörlü hnhavuç suyu içmek, prostat kansücrelerin büyümesini engeller.”
Meyve sebze halinden çürük malı toplayıp organik diye 5 katına satıyorlar…
Son 10 yılda üretimi 4 kat artan organik ürünlerde sahtekarlık da patladı.
Halden çürük sebze ve meyveleri toplayanların semt pazarlarında organik diye 5 katı fiyata sattıklarını söyleyen Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, “Organik logosuz ürünlerin hiçbiri organik değil” dedi.
Türkiye’de 2002 yılında başlayan organik tarım ürünlerinde üretim 4 kat artarken sahtekarlık da zirveye ulaştı. Pazarlarda kilosu 5 liraya satılan ürünlerin çürük olanlarını hallerden yarı fiyatına toplayan uyanık girişimciler, pazarlarda organik diye 10 liradan satmaya başladı. Semt pazarlarında ‘organik’ diye satılan ürünlerin hiçbirinin organik olmadığını öne süren Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, “Ambalajsız ve sertifikasız ürünleri organik diye satın almayın, kandırılırsınız. Açık üründe organik garantisi olmaz” dedi.
HER ORGANİK ÇÜRÜK MÜ?
Organik ürünlerin Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nın verdiği sertifika ile belirlendiğini belirten Saner, çürük ve ezik ürünlerin her zaman doğal ve organik olarak algılandığını söyledi. Bu inanışın doğru olmadığını vurgulayan Saner, tüketicileri şöyle uyardı:
“Organik ürün çürük üründür anlayışı doğru değil. Her organik sebze meyve çürük olmaz. Aksine çok düzgün olanlar da bulunur. Sadece organik ürün satan pazarlarda bile kesinlikle ambalajlı ürün alınmalı. Aksi halde tüketiciler aldatılmış olurlar. Normalde kilosu 5 lira olan meyve sebzenin organik olanı 10 liraysa bu otomatikman suistimale açıktır. Hele de bu açık satılıyorsa daniskasıdır. Bazı uyanıklar halden almak yerine pazarcıların çürük çöplerini bile toplayıp satabiliyor. Tüketicinin yapması gereken sadece Tarım Bakanlığı’nın logosunu aramak olmalı.“
7 EKOLOJİK PAZAR VAR
Halen organik ürünlerin satıldığı 7 halk pazarı bulunuyor. Bu pazarların üçünü Ekolojik Üreticiler Derneği açıyor. Maltepe Belediyesi Organik Halk Pazarı, Kadıköy Belediyesi Organik Halk Pazarı, Zeytinburnu Organik Halk Pazarı’nda 2010 yılından bu yana hizmet veriyor. Maltepe Pazar, Kadıköy Çarşamba, Zeytinburnu pazarı ise Cumartesi günleri açılıyor. Bu 3 pazarda tüm üreticiler organik ürün sertifikasıyla satış yapabiliyor. Ekolojik pazara gelen ürünler için hem üretici hem de satıcı organik olduğuna dair taahhütname imzalıyor. Uzmanlar ekolojik pazarlarda sahtecilik riski olmadığını söylüyor.
ORGANİK ÜRÜNÜN ÇAKMASI NASIL ANLAŞILIR?
- Hormonlu ürünler genetiği değiştirildiği için kabuğu sert olur ve taşınırken ezilmez.
- Aynı büyüklükte ve şekilde olmaları büyümelerini düzenleyen kimyasallarla sağlanır.
- Üzerlerindeki kimyasal ilaç kalıntıları defalarca yıkansa bile çıkmaz.
- Kimyasallarla kısa süre içinde olgunlaşır.
- Pürüzsüz ve güzel görünmesi için renklendirilmiştir.
- Hormonlu ürünler yılın her mevsiminde üretilebilir.
- Lezzeti ve kokusu organik olana göre daha azdır.
KÖYLÜNÜZE BİLE GÜVENMEYİN
Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, ‘Köylüden alınan kesin organiktir’ inanışının da doğru olmadığını söyledi. Organik üretiminin çok ciddi bir üretim yöntemi olduğunu vurgulayan Saner, “Bu üretimin bilinçli şekilde yapılması gerekiyor. Bunun çok sert kuralları var. Tarlanın yanındaki tarlada bile ürünler için ilaç kullanılmaması gerekiyor” dedi.
Türkiye’de organik ürün denetimlerinin halen yetersiz olduğu konuşuluyor. Sadece eğitim almış, zamanında hasat eden ve kesinlikle ilaç kullanmayan köylüler doğal ürün yetiştirebiliyor.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da yaptığı açıklamada tüketicileri, ‘% 100 Doğal, Hormonsuz, Hakiki, Köy ürünü, Saf’ gibi tanımlanan ürünler konusunda uyarıyor. Bakanlık, mutlaka herkesin organik ürün alırken belirlenen pazar yerlerinden etiketli ve logolu ürünleri tercih etmesi gerektiğini söylüyor.
Türkiye, kullandığı jelatinin büyük bir kısmını Batı’dan ithal ediyor. Jelatinin menşei, içinde domuz ürünü olup olmadığı, hayvanların besmeleyle kesilip kesilmediği en çok merak edilen sorular. Bugün tükettiğimiz gıdaların birçoğunda helal olmayan domuz ürünlerinin olup olmadığı, koyun ve sığır gibi hayvanların kesiminde İslamî kurallara riayet edilip edilmediği sorgulanıyor. Özellikle Batı ülkelerinden ithal edilen katkı maddeleri bu endişeyi zirveye çıkarıyor. Hayvan kemiklerinden ve derisinden üretilen jelatin ise bu endişelerin en çok yaşandığı ürünlerin başında geliyor.
Tarihte ‘biyolojik bir yapışkan’ olarak işlev gören jelatin, bugün gıdadan kozmetiğe, fotoğrafçılıktan tıp ve eczacılığa kadar birçok alanda kullanılıyor. Özellikle günümüzde endüstriyel gıda ürünlerinde önemli bir katkı maddesi. Teknolojik olarak önemli özelliklere sahip olan jelatin, aynı zamanda doğal bir protein kaynağı.
Erciyes Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Hasan Yetim, uzun bir işleme tabi tutulsa bile jelatinin genel anlamda bileşiminde bir değişim olmadığını söylüyor. Sığır, koyun, keçi ve domuz gibi hayvanların deri ve kemiklerinden elde edilen kolajenin asit ve alkali ile muamelesi ile birlikte jelatin üretiminin sağlandığını belirten Hasan Yetim, elde edilen ürünün toz krem şantilerde, toz konsantre tatlılarda, hazır keklerde, meşrubatlarda, düşük yağ içeriği olan sürülebilir gıdalarda, yağ oranı düşük peynirlerde, konserve et ürünlerinde, lokum benzeri şekerlemelerde, pastillerde, meyveli sakızlarda, karamelli gıdalarda ve yoğurtta kullanıldığını ifade ediyor.
Jelatin üretimi haftalar alan uzun bir süreç istiyor. Et ve kıldan arındırılmış deri ve kemikler asit, alkali, sıcak su gibi işlemlerden geçiriliyor ve farklı amaçlar için kullanılacak jelatin elde ediliyor. Prof. Dr. Hasan Yetim, jelatinin kolesterol, şeker ve yağ içermeyen bir protein kaynağı olduğunu belirterek, “Jelatin gıdalara eklenme yanında bira, şarap ve meyve sularının berraklaştırılmasını sağlar. Şekerleme endüstrisinde jelatin, jel ve köpük oluşturma ve su tutma özelliği sebebiyle çok fazla kullanılır.” diyor.
Dünyada yılda 300 bin ton jelatin üretiliyor. Türkiye ise yılda 5 bin ton jelatin tüketiyor. Hasan Yetim, Türkiye’nin ihtiyacı olan jelatinin çok az bir kısmının Türkiye’de üretildiğini, 700-800 tonunu Pakistan’dan, diğer kısmını ise Batı ülkelerinden temin ettiğini söylüyor. Yetim, endüstriyel olarak üstün özellikleri ve çok geniş kullanım alanı bulunan jelatinin dünya ve ülkemizde ihtiyacının daha da artarak devam edeceğine dikkat çekiyor. Hasan Yetim, dini hassasiyetleri olan tüketiciler için jelatin üretiminin kontrollü şartlarda yapılması, jelatinin hammaddesi olan hayvan derisi ve kemiklerinin helal sertifikalı olmasının büyük önem taşıdığını dile getiriyor.
Jelatin, gıda ambalajları üzerinde E441 tarzında kodlanıyor. Bazı gıda üreticileri, etiket üzerinde jelatin hakkında detaylı açıklama yaparak müşterisine bilgi verebiliyor.
“Bakanlığın helal olacak diye bir yaptırımı yok”
-Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ya da Türkiye’deki yönetmeliklerin jelatinin menşei hakkında bir yaptırımı var mı? (Yani sığırdan ve helal olacak gibi)
-Bildiğim kadarıyla bakanlığın böyle bir yaptırımı yok. Yenilebilir mi sadece ona bakılıyor.
-Firmaların helal jelatin konusunda bir çabası ve girişimi var mı? Kullanılan jelatinler için helal sertifikası var, denildiğinde bu ne kadar doğru?
-Bazı firmalar buna dikkat ediyor; ama helal sertifikalı olanlar ne kadar güvenli buna cevap vermek çok zor.
-Jelatine yılda ne kadar para veriyoruz?
-Tonu bin ile 6 bin dolar arasında değişiyor. Ortalama 15 milyon dolar verdiğimiz söylenebilir.
-Yoğurtlara da jelatin katılabildiği bilgisini veriyorsunuz. Türkiye’de hiçbir yoğurdun üzerinde böyle bir bilgi yok, neden?
-Zaten yoğurda hiçbir katkı maddesi katılmaması gerekiyor. Jelatinin kendisi bir gıda/protein. Bu anlamda katılsa da hile sayılmıyor.
-Kıvam artırıcı ile jelatin aynı şey mi?
-Evet aynı şey. Ancak jelatinden başka bitkisel kökenli kıvam artırıcı maddeler de var. (Gumlar, agar vb.)
-Jelatin hangi sektörlerde kullanılıyor?
Fotoğrafçılık: Fotoğrafçılıkta kullanılan modern gümüş bromür materyalleri, jelatin içeren emülsiyonlardan üretilir.
Kozmetik:Sığır, domuz ve balık kökenli kolajen ve jelatinler, saç ve deri bakım ürünlerinde önemli fonksiyon icra eder.
Gıda ürünleri:Jelatin en yaygın şekilde gıda endüstrisinde kullanılıyor. Şekerlemede, köpük oluşturmada ve farklı etkinliklerde önemli bir katkı maddesi.
Tıp ve eczacılık: Serumlarda, kapsüllerde, pastillerde, tabletlerde, macun kaplamalarında, sünger üretiminde kullanılıyor.
ABD’liler Türkiye’yi GDO cehennemine çevirmek için kapıları zorluyorlar. Mevcut yasalardan çok ama çok rahatsızlar.
Türkiye ’de 2009 yılından bu yana uygulanan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) kanunu,bu konuda en büyük üretici durumunda olan ABD’deki üreticileri harekete geçirdi.
Niyet belli!
Türkiye’yi GDO pazarına açmak. Bunun için rapor dahi hazırlattılar. İddiaları
Türkiye’nin GDO’lu ürünlere izin vermediği için her yıl 1 milyar dolar kaybedeceği yönünde.
ABD ’de faaliyet gösteren Birleşik Soya Fasulyesi Kurulu ve Amerikan Soya Fasulyesi Birliği, ingiliz araştırmacı Graham Brookes’a, Türkiye ’de düzenlemelerle ilgili rapor hazırlattı.
Raporunda Türkiye ’nin mevzuatının şeffaflık ve bilimsellikten uzak olduğunu belirten Brookes, Radikal’e yaptığı açıklamada “Son 2 yılda GDO yasakları yüzünden 1 milyar dolar kaybettiniz. Bundan sonra ise her yıl 1 milyar dolar kaybedeceksiniz” diye konuştu. Brookes, “ Türkiye’de biyogüvenlik kanunu ve uygulama yönetmeliklerinin ülkedeki ithalatçı ve kullanıcı sektörler üzerinde etkileri” adını taşıyan raporunu Tarım Bakanlığı bürokrasisine de anlattı.
68 FİRMAYLA GÖRÜŞÜLDÜ
Radikal’e raporu ile ilgili açıklamalarda bulunan Brookes, sözlerine kendini tanıtarak başladı. Kanun ve düzenlemelerin ekonomik yansımalarını değerlendirme konusunda uzman olduğunu belirten Brookes, dünya genelinde birçok ülke ve AB için benzeri araştırmaları yaptığını belirtti. Brookes, Türkiye ’deki GDO mevzuatını Amerikan Soya Üreticilerinin talebi ile araştırdığını belirtti. Araştırma için Türkiye ’deki mülakat ve yerel verilerin toplanması işini Sabancı Üniversitesi’nden Profesör Selim Çetiner ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden Profesör Alper Güzel üstlendi. Brookes, gıda ve yem sektöründe faaliyet gösteren 68 önemli firmayla görüşmeler yapıldığını ve çalışmanın böylece ortaya çıktığını açıkladı.
HER YIL 1 MİLYAR DOLAR!
Araştırmaya göre, firmaların Türkiye ’deki GDO mevzuatından memnun olmadığını söyleyen Brookes, “Ancak bu rapor GDO taraftarı veya aleyhtarı değildir. Sadece kanunun etkilerini ekonomik anlamda ölçmek için yapılmış bir çalışmadır” diye konuştu. Brookes, “GDO yasasının ekonomik etkisi nedir” sorusuna ise “2 yıllık süreç için 1 milyar dolarlık kayıp” yanıtını verdi.
“Önümüzdeki 3-4 yıllık süreçte en az 30 yeni GDO çeşidinin dünya çapında kullanılabileceğini” belirten Brookes, “Eğer Türkiye GDO’lara izin verme sürecini hızlandırmazsa maliyet daha da artar. O zaman her yıl için ortalama 1 milyar dolarlık bir kayıp söz konusu olur” dedi. Türkiye ’nin düzenlemesi nedeniyle tüketicilerin de etkilendiği görüşünü savunan Brookes, “ Türkiye ’deki gıda fiyatlarının son 2 yılda arttığına eminim. Tabii ki bu artışların tamamı GDO’dan kaynaklanmadı” diye konuştu. Önümüzdeki dönemde etkilenecek sektörleri anlatırken, kanatlı sektörü örneğini veren Brookes, “Mesela Brezilya’dakiler çok daha makul fiyatlarla satış yapacak. Rekabet gücünüz birçok sektörde azalacak” ifadelerini kullandı.
GDO: FRANKEŞTAYN GIDALAR!
Frankeştayn Gıda olarak da nitelenen GDO’lar kolera bakterisi geni taşıyan yonca, akrep geni taşıyan pamuk, tavuk genli patates, balık genli domatesgibi gıdalar şeklinde karşımıza çıkmaktadır.İnsanlık doğal çeşitliliğe zarar vererek tür zenginliğinin yok olmasına yol açan GDO’ları yayarak yeni Frankeştaynlar yaratıyor.
GDO’nun zararları saymakla bitmiyor. Ekolojik dengeden tutun da türlerin özgünlüğünü kaybetmesine kadar bir çok tehlikesi var. En önemlisi ise insan sağlığı için çok büyük riskler taşıyor.
TÜM DENGEYİ YOK EDİYOR!
Yaşam bir bütündür ve gen halkalarındaki en küçük bir değişiklik beslenme zinciri yoluyla bütündeki diğer parçaları da etkiler. Sonuçta insan, hayvan, bitki, mikroorganizmalarda yapılan herbir değişiklik bütünün bir diğer parçası olan tarımsal biyoçeşitliliği; yani sağlıklı beslenmenin temeli olan gıda çeşitliliğine etkileyecektir.
Hastalık ve diğer zararlılara karşı dayanıklı olması için genleriyle oynanmış bir buğday türünün belki verimi yüksektir; ancak bir hastalık ya da zararlı sayesinde o türün yok olması ve dünyada artık başka bir buğday yetiştirilmediği için buğday ırkının tamamen ortadan kalkması gibi bir felaketi beraberinde getirebilmektedir.
İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ
GDO’lu bitkiler yüksek allerji riski taşıyor. Rusya’da bir gurup bilim adamı son üç yıl içerisinde allerji belirtisi gösteren hastaların sayısında 3 kat artış olduğunu ve bunun altında yatan nedenin Genetiği Değişmiş Ürünler’in (GDÜ) tüketimi olabileceğini açıkladılar.
Araştırmalar GDO’lu patateslerin fareler için toksik etki yaptığını, bağışıklık sisteminde bozukluklar, viral enfeksiyonlar gibi birçok etkileri olduğunu ortaya koyuyo
Gıda hilecileri yine işbaşında. Dondurma değil buzlu su…
Gıda hilecileri yine işbaşında. Şeker yerine yapay tatlandırıcı, meyve yerine de boya katıyorlar. Dondurma diye tüketiciye sattıkları ürünlerin içeriğinde sağlığı tehdit eden hangi hammade kullanılıyor? Ünlü markaların ürünlerinde bile süt yok. Su ve suni boya var.
Havaların ısınmasıyla gözde olan dondurmada da akla hayale gelmedik hileler yapılıyor. Şeker yerine yapay tatlandırıcı, doğal sahlep yerine suni sahlep, süt yerine su ve süt tozu, meyve yerine yapay meyve boyası katarak dondurmayı zehirleyen bazı üreticiler, kıvamı tutturmak için de, hayvanların deri ve kemiklerinden elde edilen jelatini (E441) kullanıyor.
SOĞUK YALAN
Süt, şeker ve sahlep üçlüsü ile yapılanın gerçek dondurma olduğunu, gerçek dondurmada katkı maddesi kullanılmadığını söyleyen yetkililer, katkılı buzların da ‘dondurma’ adıyla satıldığına dikkat çekiyor. Hilecilerin dondurmaya kattığı katkı maddelerinin yarıdan fazlasının dünyanın birçok ülkesinde yasaklandığı, bunların insan sağlığını tehdit ettiği ifade ediliyor.
SOKAKTA SATILAN ZEHİRLİYOR
Hijyenik ortamda üretilmeyen dondurmalar sağlığa zarar veriyor. Özellikle açıkta satılan dondurmalara kuşkuyla yaklaşılması gerektiğini söyleyen uzmanlar, şu uyarıda bulunuyor: “Bu dondurmalar nerede üretilmiş, içine ne konulmuş bilinmiyor. Özellikle çocuklarda karın ağrısı ve bulantı ile kendini gösteren bağırsak enfeksiyonları, zehirlenmeler yaşanabiliyor. Markasız dondurmalardan uzak durulmalı.”
KABARTILIP AĞIR GÖSTERİLİYOR
2-3 LİRAYA, ‘size özel‘ gibi ifadelerle tüketicilere sunulan buzlu yiyeceklerin dondurma ile uzaktan yakından alakası bulunmuyor. Bunların hacmine bakarak da ağırlığı konusunda yanılmamak gerektiğini söyleyen yetkililer, “Bu ürünlerin çoğunda gramaj hilesi yapılıyor. Üzerinde yazılan ölçü gerçek çıkmıyor. Katkılarla kabartılarak hacimli gösteriliyor” diyor. (Takvim)
ÜNLÜ MARKALAR GÜVENİLİR Mİ?
Piyasadaki dondurmaların ister sokakta satılsın, ister ünlü markaların olsun hepsi birbirini aynı. Çoğunluk süt yerine süt tozu, şeker yerine tatlandırıcı veya mısır şurubu, sahlep yerine yapay sahlep kullanmakta yarıca meyveli denilenler içinse sağlıklız boyalar kullanmaktadırlar. Koruyucu, kıvam artırıcı, lezzet artırıcı gibi dondurmada olmaması gerken her türlü katkı maddesi de ne yazık ki bu ürünlerin ezici çoğunluğunda var. Çoğu üründe dondurma değil “buzlu” ifadesi görülür. Hacim olarak 1 lt olan ürünlerin dikkatle incelendiğinde küçücük 400 gr (vs) yazdığı görülür. Üstelik bu ürünlerin hepsi ünlü markalarda.
GERÇEK DONDURMA NELERDEN YAPILIR
Gerçek bir dondurmada şeker dahi olmaz.
Gerçek bir dondurma yalnızca şeker kamışı suyu, süt ve sahlepten yapılır.
Hileli gıda skandallarına bir yenisi daha eklendi. Yumurta, sucuk, peynir derken şimdi de…
Gıda hilecilerinin eli yediğimiz içtiğimiz her yere uzandı. Et, bal, tavuk, sucuk derken, dönerde de Oyun arttı!
Tavuğun kilosu en az 8, kıymanın 20 TL iken, 1 TL’ye ekmek arası döner satanlar, dikkat çekmeye başladı.
NELER KATMIYORLAR Kİ…
Takvim’in haberine göre hileciler dönere tavuk Eti dışında, sakatat, kemik tozu, tavuk bacağı, paça, inek memesi katıyor. Et dönere ise kafa Eti, kuyruk yağı ve sakatat karıştırılırken, etin rengi kiremit tozu eklenerek kırmızılaştırılıyor. Tüm Restoranlar, Lokantalar ve Tedarikçiler Derneği Başkanı Ramazan Bingöl, ekmek arası tavuk döneri 5 TL’den aşağı mal etmenin mümkün olmadığını söyledi.
1 TL’YE DÖNER EKMEK OLAMAZ
1 TL’ye satılan tavuk dönerin içinde et bulunmasının imkansız olduğunu kaydeden Bingöl, “Bu dönerlerde tavuk dışında her şey var. Genellikle soya kullanıyorlar. Martı etinden tavuk döner yapanlar bile mevcut” dedi. Vatandaşı bu tür işletmelere karşı bilinçli olmaya çağıran Ramazan Bingöl, şöyle devam etti: “Bunları sadece satan değil, alan da suçlu. Etin bir maliyeti var. Maliyetinin altındaki fiyatlara şüphe ile yaklaşmak lazım. 1 TL’ye döner olmayacağını artık herkesin bilmesi gerekiyor.”
HASTA EDİYOR
Vatandaşların en az yüzde 80′inin yediği içtiği yüzünden hasta olduğunu belirten Bingöl, sağlıklı beslenmeyenlerin başarılı olamayacağını, günlük hayatta performanslarının da düşeceğini sözlerine
ekledi.
BU KADARINA PES
Etteki bir diğer Oyun da terbiye sırasında ortaya çıkıyor. Uzmanlar, bazı hilecilerin etleri terbiye ederken ve paketlerken suda bekletip yüzde 20- 25 oranında ağırlığını artırdığına dikkat çekiyor. Böylece bir kilo etin 250 gramı suya gidiyor.
Açıklama : Bu bölümde tavsiye edilen sifalı bitkilerden, aç karına sabah, öğle, aksam, yatarken, çay gibi demletilir, 2 – 3 bardak balla içilir. Öğütülür bal ile macun yapılır, 1 – 2 tatlı kasığı yenir, Damıtılmıs bitki suyu birer kahve fincanı içilir. 5 gram bitki yağı, 15 – 20 gram damıtılmıs bitki suyu, bal ile tatlandırılır çalkalanır hülasa olarak içilir. Yağı sürülür veya sarılır.
Abanoz ağacı (Hint) : Kaynatılmıs suyu ile pansuman yapılır. Abdest bozan otu (çalı) : Kökünden yapılan çay, birer saat ara ile on iki kasık içilir. Acı bakla (Yahudi baklası) : Tozu kullanılırsa yara izlerini yok eder. Darp ve darbelerde tozu kullanılır. Afyon çiçeği : Yumurta sarısı ve safran ile karıstırılıp yakı gibi konulur. Ağaç yosunu : Mercimeğe benzeyen yesil nehir yosunu kavut ile kullanılır. Ağulu kök : Sirke ile sürülür. Ahududu : Vücutta çıkan yaralara yakı olarak kullanılır. Akça kavak : Kurumus yaprakları ezilerek yaralar üzerine konur. Yaralara merhem yapılır. Akgünlük sakızı : Macunu yenir. Suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Üzüm veya balla macun yapılarak yenir ve çürüyen yaralara sarılır. Amerikan çayı : Tozu ekilir. Ardıç katranı : Merhem gibi kullanılır. Ardıç tohumu (siyah) : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Asil bent : Merhem yapılarak kullanılır. Aslan pençesi : Çayı ve suyu içilir. Asma (bağ yaprağı) : Kurutulmusunun suyu içilir. At kuyruğu (kırk kilit) : Ezilerek elde edilen merhem yaralara iyi gelir. Ates tası (çakmak tası) : Merhemi konulsa yaraları iyilestirir. Ayçiçeği : Tohumları ile elde edilen merhemi kullanılır. Ayı pençesi : Küçük küçük doğranır, soğuk su içinde dinlendirilerek kullanılır. Ayrık otu : Pismisi cerahatli yaralara iyi gelir. Badem ve yağı : Yenir. Hülasası içilir. Yağı sürülür. Bahçe sebboyu : Balla karıstırıp ağız – boğaz Đçindeki yaralara sürülür. Gargara yapılır. Bal : Yenir, sifalı bitkilerle macun yapılır, Serbeti içilir. Merhem gibi sürülür. Basur otu (düğün çiçeği) : Merhemi sürülür veya sarılır. Beni Đsrail zeytini (tası) : 2, 5 gram sıcak su ile içilir. Besparmak otu : Yaprağının kurusu dövülüp cerahatli yaralara ekilir. Demletilir, birer fincan içilir. Beyaz kurtluca – sakız dikeni : Bal ile kullanıldığı zaman kirli yaraları temizler. Biber ve fidesi : Arpa unu ile cerahatli sislere konulsa, yarayı isletir ve iyi eder. Biberiye (kusdili) : 40 gramının iki litre suda yapılan, haslamaları kullanılır. Büyük Ebegümeci : Çayı ve suyu içilir. Lapası sarılır. Büyük papatya : Merhemi sürülür. Centiyane (esek turpu) : Kökü iyice dövülerek toz haline getirilir, daha sonra cerahatli ve habis yaralara serpilse derhal iyi gelir. Dövülen kök 5 gün suda ıslatılarak ve daha sonra kaynatılarak kullanılır. Ceviz : Meyvesi ve macunu yenir. Hülasası içilir. Yağı kullanılır. Ciğer otu : Kurutularak toz haline getirilen ciğer otu faydalıdır. Civan perçemi (akbaslı) : Merhemi kullanılır . Çadır kusağı : Çay ve suyu içilir. Çam : Kabukları toz yapılıp yaralara kullanılır. Çam sakızı : Yaraların üzerine konsa yaraları geçirir. Çatlangoç : Zeytin yağı ile karıstırılarak sarılırsa iyi gelir. Çavsır otu : Zeytin yağı ile karıstırıp yaralara sürülür. Çay : iyice kaynatılıp, aslan, kedi, köpek, gibi hayvanların ısırdığı zaman sürüldüğü yere iyi gelir. Çınar ağacı : Yaprağının küllü suyu, lapası cerahatli yerlere sürülür. Çitlembik : Çayı ve suyu içilir. Çivit tohumu : Lapası sarılır. Çoban çantası : Lapası sarılır. Çörek otu : Macunu yenir. 5 gram yağı içilir. 5 gram su ile yutulur. Yağı kullanılır. Dağ nohudu : Tazesi veya kurusu cerahatli yaralara yakı gibi konulur ve 5 gün müddetle devam edilir. Dam koruğu (kaya koruğu) : Merhemi kullanılır. Dana burnu otu : Lapası sarılır. Deve dili : Kökünün lapası sarılır. Yaprağının suyu ile de yaraları sık sık pansuman yapmalıdır. Düğmelice süpürge : Lapası sarılır. Düğün otu : Bu bitkinin külü ile bas yıkansa basta mevcut olan yaraları iyi eder. Eğrelti otu (adi ılgın) : Parmak aralarındaki yaralara sürülürse geçirir. Eğrice yonca : Saf su ile karıstırılıp ağır yaralara sürülse derhal geçirir. Esek hıyarı (acı düyek) : Lapası sarılır. Fare kulağı (sülük otu) : Meyvesinin kurusu ekilir. Gelincik : Lapası yaralara faydalıdır. Gökçe (ökse – burç) : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir. Reçine ile karıstırılarak sürülür. Greyfurt (ağaç kavunu) : Kabuğunun suyu ile yaraları pansuman yapmak iyi sonuç verir. Gül : Tozu ekilir. Yağı kullanılır Hardal (siyah) : Macunu yenir. Hülasası içilir. Yağı kullanılır. Hatmi çiçeği (gülhatmi) : Lapası sarılır. Havacıva otu (tüylü boya) : Kırmızı kökleri kurutulur. Kaynatılan suyu, inek yağı, kara sakız ve bal ile kullanılır. Havuç : Lapası sarılır. Helile (kara ve sarı) : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir. Herma parmağı : Lapası sarılır. Hezeran çiçeği : Ezilerek merhem yapılıp sürülür. Hint narı : Çayı ve suyu içilir. Hurma : Lapası sarılır. Ilgın çiçeği : Külü sulu yaralara serpilse kurutur. Isırgan otu tohumu beyaz : Kırlangıç kanı ile karıstırılırsa vücuttaki lekelere, zift karısımı bastaki yaralara sürülür. Isırgan otu ve tohumu : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir. İncir : Yenir. Lapası sarılır. Kaba yonca : Merhem haline getirilip yaraya sürülür. Kakao (Hint bademi) : Yağı sürülür. Kambil otu : Lapası sarılır. Kantaron (sarı) : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Kaplumbağa : Yakılarak elde edilen külleri sarılır. Kara ağaç : Dallarının ucundaki yumrulardan çıkan suyu sürmek iyi gelir. Kara çalı : Dövülmüs pullarını vurmak iyi gelir. Kara dut : Yaprağı pisirilip yaralara yakı gibi konulursa fayda verir. Kara kafes : Kökünden yapılan merhem sürülür. Kara kavak : Çiçek ve tomurcuklarının ezilmesiyle elde edilen merhemi, sürülür veya sarılır. Karabas lavanta çiçeği : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Kasık otu : Merhemi yaralara iyi gelir. Katran ağacı : Suyundan içilir. Kavak : Çiçekleri ve tohumlarının ezilmesinden yapılan merhem sürülür. Kabukları ve meyveleri kaynatılarak Akgünlük sakızı veya meskteki ile içilir. Kavun : Çekirdekleri yenirse içte olan yaralara iyi gelir. Kaya kuyruğu : Çayı ve suyu içilir. Kaymak : Sürülür. Kaz ayağı : Çiçekleri iyi gelir. Kebere (kedi tırnağı) : Lapası sarılır. Keçi boynuzu : Çekirdekleri dövülerek suyla kaynatılıp yaralara sürülse iyi eder. Kekik : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Kenger otu : Çiçeği, meyvesi ve yaprağının dövülmüsü, yağ ve mumla karıstırılıp sürülür. Keten tohumu : Kurutulup toz haline getirilip dökülürse iyi gelir. Kılıç otu : Kabuğunun zeytinyağı ile yapılan merhemi yaralara sürülür. Kına : Taze yaralara Lapası sarılır. Kına çiçeği : Yapraklarından yapılan merhem iyi gelir. Kına yağı : Haricen sürülür. Kırk damar : Kuru yaprağının dövülmüsünü yaranın üstüne ekmek iyi gelir. Kısa mahmut (dalak otu) : Çayı ve suyu içilir. Kızılcık : Yaprakları dövülüp yaralara ekildiğinde yarayı iyi eder. Kili ermeni : Yaralar üzerine ezilerek konursa iyi gelir. Kireç : Kireç kaymağı zeytinyağı ile karıstırılıp sürülür. Kirpi : Derisi yakılarak elde edilen külleri Đç yağı ile merhem yapılarak yaralara sürülür. Ödü, bedendeki yaraların yayılmasını önler. Koyun : Koyun ve kuzu kuyrukları iyi gelir. Koyun otu (fıtık otu) : Macunu yenir. 12 gram iç yağı ile karıstırılarak yaralara sürülür veya sarılır. Koyun tavsanı : Taze yaralara tazesinin çayı ve suyu içilir. Kudret narı : Zeytin ve yağı ile birlikte günese bırakılır, eritilerek merhemi yapılır. Kurtlu diken : Yapraklarının kurusundan yaranın üstüne sürülür. Kusburnu (yabani gül) : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir. Kuzu kulağı (labada) : 5 gram dövülüp elma surubuna katılarak yenir. Küçük kantaryün : Kurusu merhemle katılıp kullanıldığında yaraları iyi eder. Kül : Yün, zift ve katrana batırılıp yakılır, bunlar avret yeri yaralarına sürülür. Laden fidanı : Merhemi yaraların tedavisinde kullanılır. Lahana : Arpa unu ile karıstırılıp lapa yapılarak sarılır. Lebak ağacı : Yapraklarının usaresi gül yağı ile karıstırılıp cild de bulunan yara – bere üzerine, sıcak hamamda üç defa sürülür. Loğusaotu (kurtluca) : 8 gram toz bal ile macun yapılır yenir. Mahmuze : Sakızından kursun yarasına konur. Kökünün dövülmüsü yaralara konur. Manisa lalesi : Taze yapraklarından elde edilen suyu kullanılır. Marul : Yaprakları arpa ile karıstırılıp kaynatılarak lapası yapılır. Maydanoz : Dövülmüsü yara üstüne konur. Mazı : 5 gram tozundan alınarak kitre ile içilir. Melek otu : Melek otunun sıkılması ile elde edilen mayi ve dövülen toz iyi gelir. Mercimek : Dövülmüsü yumurta akı ile lapa yapılıp yara üstüne sarılır. Mersin ağacı : Pismisine bal karıstırılıp sürülür. Mese ağacı : Çay ve kahve gibi içilir. Mese ağacı : Kaynatılmıs suyu ile pansuman yapılırsa. Çayı ve suyu içilir. Lapası sarılır. Meyan kökü : Macunu yenir. Çayı, suyu ve surubu içilir. Mısır : Yenir. Mine çiçeği : Suyu sarılır. Misk soğanı : Dövülmüsü ekilse çenedeki yaraya iyi gelir. Mürdesenk : Zeytin yağı ile merhem yapılır yaraya sürülür. Mürver ağacı : Kabuklarından yapılan merhem iyi gelir. Nane : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Nar : Yenirse damak yarasına iyi gelir. Çiçeği, suyu, kabuğu, kullanılır. Nasır otu : Yaprağı üstüne konur. Nergis çiçeği : Lapası yakı gibi kullanılarak sarılır. Oğulotu (melisa) : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Öküz eti : Yüzülen derisi sıcakken ezilen vücudun üzerine konur. Ölü çiçeği : Merhemi yapılıp sürülür. Örümcek ağı : Üzerine konursa sismesini önler. Panama kabuğu : Đkinci kabuğu toz haline getirilir su ile içilir. Papatya : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Merhemi yapılıp sürülür. Parsamba : Yaprağı dövülür üstüne konur. Pelesenk ağacı : Yağı yapılarak yaralara sürülür. Pirinç : Pirinç dövülüp bastan çıkan çıbanlara serpilir. Portakal : Yenir. Yağı kullanılır. Rezene : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Roka salatası : Usaresi kullanıldığında yara izlerine iyi gelir. Safran : Çayı ve suyu içilir. Sahlep : Lapası sarılır. Salkım söğüt : Yaprağının külü sirke ile karıstırılıp sürülür. Sarı kök : Kökü ezilip yaralara ekildiğinde iyi gelir. Sarı yonca : Ezilerek elde edilen suyu bir kova suya karıstırılıp banyo yapılır. Merhemi yapılıp sürülür. Sarımsak : Kokusunu gidermek için, sirkenin içinde bekletilerek yenir. Sarımsak otu : Temiz yaprağı yaranın üzerine konulmalıdır. Sarısabır :İçyağı ile merhem yapılarak sürülür. Sarmasık : Serbeti içilir. Dikkat! Çok miktarda alınırsa zehirleyebilir. Sedef tası : Bal ile karıstırılarak sürülür. Selvi ağacı : Yaprağı dövülür konur. Sermak : Yaprakları yaraların üstüne sarılır. Sığır kuyruğu : Yağda pisirilir ve sarılır. Sinameki : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir. Sinirli ot : Çayı ve suyu içilir. Sirke : Pamukla üzerine konur. Sirke tortusu : Merhem gibi yaralara sürülür. Soğan : Suyu tavuk yağı ile beraber yaralara sürülür. Solucanotu : Merhemi yapılıp sürülür. Su kamısı : Tozu yaralara ekilir. Su teresi : Kökü dövülüp yaralara ekilir. Sürincan çiçeği : Lapası sarılır. Süsen : Çayı ve suyu içilir. Süt : İçilir. Seftali : Yaprağının suyunu sürmek kurtlu yaralara iyi gelir. Seker : Sulu yaralara kullanılır. Serbetçiotu (maya otu) : Merhemi yapılıp kullanılır. Simsek ağacı (çulak ağacı) : Suyu içilir. Tas kınası : Kına gibi ellere yakılır sürülürse el yaralarına iyi gelir. Tere otu ve tohumu : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir. Terebentin : Bal ile macun yapılır ve birer kasık yutulur. Tespih ağacı : Yaprağı ve yemisi gülyağı ile karıstırılıp bastaki cerahatli yaralara sürülse yarayı geçirir. Turp : Tohumu sirke ile kaynatılır merhem haline getirilir üzerine konur. Turunç : Meyvesi, çiçekleri, yaprakları ve meyve kabukları kullanılır. Üzerlik tohumu : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir. Venüs saçı (baldırıkara) : Lapası sarılır. Visne : Sakız ı yutulur. Yaban mersini : Yaprakları sıkılarak suyu kullanılır. Yabani elma : Yakılarak külü üzerine konur. Yabani roka : Sığır ödü ile karıstırıp sürülse yara izlerine iyi gelir. Yabani sarmasık : Merhemi Kullanılır. Yahudi otu (altın basak) : Kurusunun tozu suyla kaynatılarak haricen kullanılır Yen tün : Sürülür. Yer fesleğeni : Lapası sarılır. Yılan burçağı : Kökünün dövülmüsü bere olan yere sarılır. Yılan yastığı : Taze yaprak ve kökleri haricen pansuman olarak kullanılır. Yılancık : Kuru yaprakları demletilir, içilir veya haricen kullanılır. Yoğurt otu (Sünnetlice otu) : Merhemi kullanılır. Yumurta : Yaralar ve ezikler için sarısı sürülür. Yüksükotu : Merhemi kullanılır. Zeytin ve yağı : Sakızı kaynatılır sıcak olarak sarılır. Zırnık : İç yağı ile merhem yapılarak sarılır. Zift : Akgünlük sakızı tozu, bal ve yumurtaya karıstırılarak yenir. Merhem yapılır ve sürülür.
YARALAR İÇTEKİ :
Açıklama : Yaralar bölümünde tavsiye edilen sifalı bitkiler ve tedavi yolları bu bölümünde de geçerlidir. Adasoğanı : Çayı ve suyu içilir. Bal : Yenir, sifalı bitkilerle macun yapılır, Serbeti içilir. Merhem gibi sürülür. Gül : Macunu yenir. Suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Kantaron (sarı) : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Kavun : Çekirdekleri yenir. Kına yağı : İçilir. Nar : Kökleri ve kabukları demletilir içilir. Yumurta : Yumurta gül yağı ile içilir.
YARALAR KESİK :
Açıklama : Yaralar bölümünde tavsiye edilen sifalı bitkiler ve tedavi yolları bu bölümünde de geçerlidir. Kantaron (sarı) : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Kara ağaç : Kabuğu zeytinyağında eriterek sürülür. Kara boya : Kesilen yerin üzerine konur. Kırk damar : Yaprağının dövülmüsü konur. Koyun : İç yağı 1 soğan ve biraz tuz ile
İşte ürünlerinde böcek kullanan markalar ve ürünler
İşte böcekten elde edilen ‘Karmin’ isimli renklendiriciyi en çok kullanan markalar ve ürünler…
Son günlerde gıda sektöründe arka arkaya gelen olumsuz haberler tüketicilerinin güvenini zedelerken, günlük hayatta çok sık kullanılan ürünlerde sağlığa zararlı maddelerin bulunması tüketicilerin tedirginliğini arttırıyor. Gıda skandallarına hergün bir yenisi eklenirken, piyasada satılan balların sahte olduğu yönünde çıkan haberleri zeytinyağda hile şüphesinin takip etmesinin ardından salam, sosis ve sucuklarda virüse rastlandığına yönelik haberler, tüketicilerin sektöre olan güvenini kaybetmesine neden oluyor.
Geçtiğimiz günlerde, Starbucks’ın, çilekli Frappuccino içeceklerinde hayvansal boya maddesi olan karmini kullandığını kabul etmesiyle farklı gıda maddelerinde kullanılan Karmin yeniden tartışmaya açılmış oldu.
Konservelerde renklendirici olarak kullanılmasının yanısıra meyveli süt, yoğurt, bisküvi, dondurma, reçel, soslar, meyve suları, et ürünleri, şekerleme ve sakız gibi bir çok gıda ürününde kullanılan karminin tüketiciler tarafından çokça tüketildiği ortaya çıktı.
‘Cochineal’ adlı böcekten elde edilen ‘karmin’ isimli renklendiricinin şimdilik bilinen tek zararının alerjik reaksiyonlara yol açması olduğu bildiriliyor.
İŞTE EN ÇOK KULLANAN MARKALAR
Karmini en fazla kullanan markaların başında Ülker, Kent, Eti, Dr Oetker, Danone, Pınar, geliyor.
SAKIZ Vivident - xylit Cube, nar ve fuji elma aromalı şekersiz tatlandırıcılı sakız Vivident - xylit Aqua Gum, meyve aromalı şekersiz tatlandırıcılı sakız Vivident - xylit 2 Fruit, çilek aromalı şekersiz tatlandırıcılı sakız Big babol - çilgın meyveler balonlu mega draje sakız Kent Şıpsevdi - meyve aromalı şekerli balonlu sakızlar Kent Bubbaloo – Mega, karışık meyve ve kola aromalı şekerli balonlu sakızlar Kent First - tatlı & ekşi çilek aromalı tatlandırıcılı şekersiz draje sakız, Vivident - cilek ve mandalina aromalı şekersiz şerit sakız, Vivident - çilek ve karpuz aromalı sıvı dolgulu tatlandırıcılı draje sakız, Mentos - çilek ve limon aromalı sıvı dolgulu tatlandırıcılı draje sakız,
ŞEKERLEME, BİSKÜVİ, KEK, GOFRET VE SOSLAR ÜLKER- Lollipop, meyve aromalı karışık top şeker KENT - Jelibon, karışık meyve aromalı yumuşak şeker ÜLKER – Kremini, meyve sulu toffe şekerleme çilekli KENT - Pop Tip, Ahududu aromalı draje şeker ÜLKER – Ufo, kakaolu draje ÜLKER – Çokomel, çilek aromalı marshmallowlu bisküvi ÜLKER - Dankek, çilek soslu kek BİSKOT/ÜLKER - Halk Bitanem, kırmızı meyveler kremalı sandviç bisküvi ETİ - Kaymaklım, çilek yoğurt kremalı sandviç bisküvi ÜLKER - Çilek aromalı kremalı gofret ÜLKER - Kekstra çilekli kek DR.OETKER – Böğürtlenli sos,
KARMİN NEDİR?
Hayvansal kaynaklı bir boya maddesi olan Karmin, binlerce yıldır kullanılmaktadır. Keşfi ise İspanyolların Latin Amerika’yı keşfine kadar dayanır. Avrupa’ya girişi de işte bu yıllarda gerçekleşir. Karmin’in kaynağı ise Mexiko ve Peru’da yetişen ve besin maddesi olarak kaktüsü seçen Coccus cacti adlı böceğin dişisinin Scaharlach-Schildlaus kurutulup öğütülmesinden elde edilir. (The Lira)
BU BİLGİLER BURADA YER ALMAYAN MARKALARIN GÜVENLİ OLDUĞU ANLAMINI TAŞIMAZ. TÜM ETİKETLERİ KONTROL EDİNİZ.
HER TÜRLÜ KOLA VE VİŞNE SUYUNU VE HER TÜRLÜ VİŞNE RENKLİ GIDALARI BU GRUBA EKLEMELİ
AYRICA BALLI SÜT, BALLI KEK, BALLI ÇİKOLATA GİBİ İFADELER ÜRÜNÜN BALLI OLDUĞUNU DEĞİL YAPAY BAL AROMASI İÇERDİĞİNİ GÖSTERİR.
Tam buğday ekmeğine yönelen talebi fırsata çevirmek isteyen fırıncılar ekmeğin kepekli gözükmesin için boya katıldığının itirafı geldi.
Mehdi Eker’in herşeyi süt liman gösterdiği Türkiye’de skandalın biri birmeden diğeri başlıyor.
Gramajda yapılan hilelerin yanı sıra ‘kepekli’ ve ‘çavdar’ diye yenilen ekmeklerin bir çoğunun boya katılarak renginin değiştirildiğini A Haber’in konuğu olan Ekmek Sanayi İşverenler Sendikası Başkanı Birol Yılmaz kabul etti. Ekmek alırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Yılmaz;
“Tüketici daha fazla alsın diye de, ekmek esmer görünsün diye
boya, renklendirici, tatlandırıcı katılıyor.
Gönlüm ‘böyle birşey yokdemek isterdi ama malesef” dedi.
Ayrıca uygun olmayan poşetlerin içerisine konup bakkallarda bu ekmek satılmaktadır. Altılı-yedili ekmek, şu yörenin ekmeği diyerek vatandaşa cami önlerinde, pazarda, sokakta satılıyor bunlara dikkat edilmeli.”
Yıllardır toplum sağlığını tehdit eden firmaların adlarını açıklamamak için direnen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, temsilcisi Mehdi Eker AHaber’de katılacağı program öncesinde toplum sağlığını tehdit iddiasıyla günah keçisi olarak seçtiği 6 firmanın adını teşhir etti.
Tarım Bakanlığı gıdada taklit ve tağşiş (bir şeyin içine başka bir madde karıştırma, katıştırma) yaptığını iddia ettiği ürün ve firma bilgileri şöyle:
BAL F İ R M A L A R I
“Bal Teknesi” marka süzme sözde çiçek balı. Üretici: Marmaratürk Bitkisel ve Organik Ürünler
“Balderesi” marka süzme sözde çiçek balı. Üretici: Nurs Lokman Hekim Ltd. Şti. ve Tuana Bitkisel Ürünler Ltd. Şti.
“Oskar” marka süzme sçzde çiçek balı. Üretici: Kayserilioğulları Ltd Şti
“Maxitat” marka süzme sözde çiçek balı. Üretici: Tadaban Ltd Şti
SÜT ÜRÜNLERİ F İ R M A L A R I
”Hasan Dede” marka yağlı tulum peyniri. Üretici: Akgökseller Tic. Ltd. Şti. Konya – (Nişasta ve bitkisel yağ tespiti)
”Yalçıntepe” marka tam yağlı tulum peyniri. Üretici: Birsen Güven A.Ş. Kayseri – (Bitkisel yağ tespiti)
”Güldemce” marka yağlı tulum peyniri. Üretici: Güldemce Gıda Tic. Ltd. Konya – (Bitkisel yağ tespiti)
ET ÜRÜNLERİ F İ R M A L A R I
”Yemek’‘ marka pişmiş dana eti üreten Efraim Usta Lokantası Nazım Çakmak Çınarlı Mh. N. Erim Cd. Kayacı Sk. No:2 İzmit/Kocaeli – (tek tırnaklı eti)
‘‘Apikoğlu” marka acılı kangal sucuk yüzde 100 dana eti. Üretici: Etsan Gıda A.Ş – İstanbul – (Kanatlı eti tespiti)
”Uludağ” marka soyulmuş sosis. Üretici: Karizma Beşler Et Tesisleri Kemerburgaz Cad. No 76 Kağıthane – İstanbul – (Yabancı doku, iç organ tespiti) Satıcı BİM marketleri
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın geçen yıl yaptığı denetimlerde Burger King’in hamburger etlerinde ortaya çıkardığı sağlığı tehdit eden Salmonella ve Listeria virüslerine, şimdi de salam, sosis ve sucukta rastlandı ancak sonuçlar kamuoyundan gizlendi.
Takvim’de yer alan habere göre, yapılan araştırmalar kanserojen maddeden ölümcül virüslere kadar çok sayıda sorunlu ürün tespit edildiği ancak sorunun kamuoyundan gizlendiği ortaya çıktı.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın geçen yıl yaptığı denetimlerde Burger King’in hamburger etlerinde ortaya çıkardığı sağlığı tehdit eden Salmonella ve Listeria virüslerine, şimdi de salam, sosis ve sucukta rastlandı. Sonuçları kamuoyundan gizleyen bakanlık her şey sağlıklı imiş gibi mesaj vermeyi sürdürdü.
ŞOK SONUÇLAR
Gıda üreticilerinin tüm ürünlerini bahçeden sofraya kadar her aşamasında denetleyen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ekipleri, 2011′den 2012 Mart ayına kadar et ürünlerinde yaptıkları incelemelerde, kanserojen maddeden ölümcül virüslere kadar çok sayıda sorunlu ürün tespit etti. Etiket bilgisinde dev puntolarla ‘yüzde 100 dana eti’ yazan bazı et ürünlerini inceleyen bakanlık, bu ürünlerden aldığı numunelerde şok sonuçlara ulaştı.
NİTRAT ÇIKTI
Bu numunelerde, salam, sosis ve sucuk gibi ürünlerde kesinlikle bulunması yasak olan akciğer, işkembe, böbrek ve dalak gibi sakatat tespit edildi. Ürünleri birçok açıdan teste tabi tutan bakanlık, gıdaların bozulmasını önlemek amacıyla et ürünlerinde kullanılan nitratın da yüksek oranda bulunduğunu belirledi. Bakanlık tarafından yapılan incelemelerde, bazı et ürünlerinde kullanılan nitrat oranının kanserojen madde içeren düzeye çıktığı tespit edildi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri, denetimlerin devam edeceğini belirtti.
KOMİK AMA: ONLAR ZEHİRLEDİ, BAKANLIK UYARDI
Bakanlık, sağlıksız ürünleri piyasadan toplattırıp 10 bin lira para ve uyarı cezası da verildi. Kamuoyundan gizlenen ürünlerden kimlerin ne zarar gördüğü ise bilinmiyor.