LOKMAN HEKİM – SADE BİR HAYAT

Gerçek Tıp – Yitik şifanın izinde ( Sade bir hayat )

Tuz hakkında bilmedikleriniz

Posted by Site - Yönetici Temmuz 9, 2009

Tuz hakkında bilmedikleriniz

Tuz hakkında bilmedikleriniz

Tuz hakkında bilmedikleriniz

Gerçekten ne kadar sodyuma ihtiyacınız var, tuzlu yiyeceklerden nasıl uzak durabilirsiniz, tuz eklemeden yemek hazırlamanın yolları nelerdir?
Mayo Clinic’te yer alan haberde, ne kadar tuz tüketmeniz gerektiği, tuz alışkanlığınızdan kurtulmanın yolları ve tuzun gizlice nasıl vücudunuza girdiği anlatılıyor.
Daha az sodyum tüketmeyi deneyin. Bazı yiyecekler yeterince sodyum içerdiğinde, bir çimdik ya da daha az sodyum bile zararlı olabilir. Beslenmemizde sodyum oranının yaklaşık yüzde 11′i yemeğe eklenen tuzdan ya da pişerken, yemek esnasında yiyeceğe konan çeşnilerden geliyor. Ancak, tuzun yüzde 77′lik gibi büyük bir bölümü mineral içeren hazır ve işlenmiş yiyeceklerin yenmesiyle vücudumuza giriyor. Böylece, yemeğe eklediğiniz sodyum miktarını sınırlasanız da bazı yiyeceklerde zaten fazla miktarda sodyum bulunuyor.
Sodyumun yararları
Vücudunuzun fonksiyonlarını uygun bir şekilde yerine getirebilmesi için biraz sodyuma ihtiyacı vardır. Sodyum, vücudunuzdaki doğru sıvı dengesini sürdürmeye ve sinir impulslarını iletmeye yardımcıdır. Kasların çekilmesini ve gevşemesini etkiler. Böbrekleriniz vücudunuzdaki sodyum miktarının tutulumunu düzenler. Sodyum seviyesi az olunca, böbrekleriniz sodyumu muhafaza ediyor, yüksek olduğunda ise idrardaki fazla miktarı vücuttan çıkarıyor.
Eğer böbrekleriniz sodyumu yeterli düzeyde tasfiye edemezse, sodyum kanınızda birikmeye başlar. Çünkü, sodyum suyu çeker ve tutar, dolaşım kanının total hacmi artar. Artan kan hacmi, damarlardaki basıncı artırarak, kanı damarlara taşıyan kalbinizi zorlar. Konjestif kalp yetmezliği, siroz ve kronik böbrek hastalığı gibi belirli hastalıklar, sodyumun düzenlenmesini engeller.
Bazı insanlar, sodyumun etkilerine karşı diğerlerinden daha hassastır. Bu kişiler, sodyumu daha kolay vücutlarında tutarlar ve bu durum aşırı idrar tutulmasına ve artan kan basıncına neden olur. Eğer siz de bu gruptaysanız, beslenmenizdeki ilave sodyum, kardiyovasküler ve böbrek hastalıklarına öncülük eden yüksek kan basıncı gelişme riskinizi artırır.
Ne kadar sodyuma ihtiyacınız var?
Çeşitli kuruluşlar, günlük sodyum alımı sınırlarıyla ilgili öneriler yayınlıyor. Bunlara göre, sağlıklı bir yetişkinin günde ortama 1,5 � 2,5 gram alması gerekiyor.
50 yaşın üzerindeyseniz, yüksek tansiyon, kronik böbrek hastalığı ya da şeker hastalığı gibi sağlık probleminiz varsa, sodyum alımınıza daha fazla dikkat etmelisiniz. Sonuç olarak, sodyum limiti konusunda sağlıklı bir yetişkin için hedef, önerilen sodyum miktarının en alt seviyesinin tüketilmesidir. Sizin için en iyi sodyum miktarını doktorunuzla konuşarak belirleyebilirsiniz.
3 temel sodyum kaynağı
İşlenmiş ve hazır yemekler: Beslenmenizdeki sodyumun çoğu konserve sebze, hazır çorba, donmuş gıdalar gibi işlenmiş ve hazır yemeklerden kaynaklanıyor. Gıda üreticileri yiyeceklerin tadını geliştirmek için ve konserve yapmak için sodyum ve sodyum içeren diğer bileşenleri kullanıyorlar.
Sodyum içeren çeşniler: Bir tatlı kaşığı sofra tuzu 2 bin 325 mg sodyum içerirken, 1 yemek kaşığı soya sosunda ise yaklaşık 900-1000 mg arasında tuz bulunuyor. Yemek pişerken ya da sofradayken yemeklerinize tuz ya da çeşni ilave etmek, gıdanın tuz oranını artırıyor.
Doğal sodyum kaynakları: Et, kümes hayvanları, süt ürünleri ve sebzeler gibi bazı yiyeceklerde doğal olarak sodyum bulunuyor. Örneğin, bir fincan az yağlı sütte yaklaşık 107 mg sodyum bulunuyor.
Peki yiyeceklerin ne kadar sodyum içerdiğini nasıl anlayabiliriz? Bunun en iyi yolu, yiyeceklerin üzerindeki etiketleri okumaktır. Bu etiketlerde her porsiyonda ne kadar sodyum bulunduğu yazıyor. Şu bileşenlerde de sodyum bulunuyor: Monosodyum glutamat (MSG), karbonat, kabartma tozu, disodyum fosfat, sodyum alginat, sodyum nitrit veya nitrat.
Tuz tüketimini azalkmanın yolları:
– İşlenmiş gıdalar yerine, daha çok taze gıdalar, özellikle sebze ve meyve tüketin.
– Daha az tuzlu olan ürünleri tercih edin.
– Mümkünse tuzu yemek tariflerinizden çıkarn.
– Salata sosları, ketçap, hardal, çeşni gibi bileşenleri sınırlandırın.
– Yemeğinizi tatlandırmak için çeşitli taze ya da kuru otlar, baharatlar ve diğer tat veren şeyler kullanın.

Bu güzel yazı için Nermin hanıma Teşekkür ederiz.
Zaman Online

Reklamlar

7 Yanıt to “Tuz hakkında bilmedikleriniz”

  1. Herşey iyi güzel paylaşım süperde abi yok yaa ben tuzsuz yemek yemem yaaa 😀

  2. meryem hatice said

    Tuzdan asla vazgeçemiyorsanız,mutlaka doğal kaya tuzu kullanmaya özen gösterin.

  3. Tavsiyelerinizi için tşk.. elimden geleni yapıcam

  4. 47
    Üç Beyaz Ölüm

    1) Beyaz ölüm – Tuz.
    Tuz nedir? Bu soruya en iyi ve kanıtlı cevabı P. Bregg vermiştir. O “Oruç mucizesi” adlı kitabında şöyle yazıyor:
    “Tuz;” bu sade gıda hakkında siz neleri biliyorsunuz? Eğer bilseniz, hayrette kalırsınız.
    -Sizlere sorarım ki, yemeklerinizde kimyasal ilaçlar olan natriym kaystik, klor ve keskin zehirli gaz, kullanıyor musunuz?
    Her halde, Aklı olan kimse bunu yapar mı dersiniz. Tabi ki, kimse böyle yapmaz.Ama ne yazık ki, hakikatte insanlar bu kimyasal maddeleri yemeklerinde kullanmaktadırlar
    Nasıl? Çok basit:
    Çünkü söylenen kimyasal maddeler TUZ denilen zehirli maddenin terkibinde mevcuttur. Her gün yediklerinize sadece diliniz tatmin olsun diye eklediğiniz bu korkunç maddeyi hiç araştırdınız mı? Ama ben araştırdım: Lütfen aşağıdaki notları dikkatle okuyun.
    1.TUZ— gıda değildir. Onu kullanmaya hak vermek KCL2, CaCL2, RCL2 ve diğer kimyasal maddeleri akılsızca kullanmak demektir.
    TUZ- Beden tarafından hazım olunamaz ve kullanılamaz. Tuzun terkibinde hiçbir vitamin ve besin değeri yoktur.
    Tuzun zararları sayılamaz derecede çoktur. Öyle ki, böbrek, kalp, idrar yolları, eklemlerde, kan dolaşım sisteminde ve sindirim sisteminde akıl almaz rahatsızlıklar yapar.
    2. TUZ – eklemlerde ve dokularda yığılarak şişkinliklere ve ağrılı, sancılı romatizma hastalığına sebep olur.
    3. TUZ – kalbe zehir gibi tesir eder.
    4. Organizmada yararlı olan “kalsiyumun” yok olmasına sebebiyet verir.
    5. TUZ – şişmanlığa ve omuriliğin kireçlenmesine neden olur. Bilesiniz ki, 1 gram tuz vücutta 250 gram su biriktirmektedir.
    Sorabilirsiniz eğer doğrudan da TUZ bu kadar tehlikelidir, peki neden bu kadar geniş kullanıyor?
    Cevap: Sadece alışkanlıktan dolayı TUZ bu kadar kullanılmaktadır. Bu alışkanlık uyuşturucu alışkanlığına benzer.
    İnsanlar tuz ayyaşı durumundadırlar, ne yazık ki, kimse bu gerçekleri kâle almak istememektedir. Fakat yer yüzeyinde yaşamakta olan bir çok halklar var ki tuzun ne olduğunu bilmezler.
    Örneğin, Eskimo halkı tuzu hiç bilmiyorlar ve kullanmıyorlar. Onlara tuzu gösterince “TUZ bize sigara ve uyuşturucu tesiri verir.” demişler. Bir çok hayvanlara TUZ zehir gibi tesir eder . Özellikle ev kuşlarına. Düşünün ki domuz kadar kaba hayvan fazla tuzdan ölüyor. Tuz inorganik olduğundan dolayı insan vücudundaki doku ve hücreler tuzu tanımıyor.
    Burada şöyle bir soru akla geliyor: Acaba niye tuzlu bir şey yedikten sonra canımız fazlasıyla su ister? Niçin insanda anormal bir susuzluk oluyor? Bu hal canımızın tuz adlı acayip maddeye karşı isyanıdır, hemen ”zehirden “kurtulmak ister. Suyu talep eder ki tuzu böbrekler vasıtasıyla dışarı atsın. O, zarif böbreklerin halini düşünebiliyor musunuz? Vücudumuzda tuzdan en fazla zarar gören böbreklerimizdir.
    İnsan böbreklerinin vücuttan dışarı atabileceğinden fazla tuz alınırsa bedenimizde neler oluşuyor? Alınmış tuzlar ayaklardan başlayarak vücut eklem ve deri altına yerleşir. Böylece vücut yavaş yavaş deforme oluyor. Bu zehirden kurtulmak için beden otomatik olarak oraya su gönderir,bununla tuzdan kurtulmak ister.
    Neticede bedenin bu bölgelerinde su tuzla birleşince ilk önce sıvı hale geliyor. Günler geçince bu sıvı sertleşir, eklemlerdeki kemikler arasındaki sıvı “çimento” haline döner.
    Böylece acı ve ağrılar ortaya çıkar, insanlar bu derde bir isim arar ve bulurlar. “romatizma”
    Evet, hayret etmeyin bu acıda olsa gerçektir. Romatizma hiçbir ilaçla iyileşmez ve herkes bunu kabul etmek zorunda kalır. Hayatının sonuna kadar uyuşturucu ilaçları kullanmaya devam eder. Tuz aynı zamanda kalp için de tehlikelidir. Tuz kalbin ritmini ve tansiyonu bozar.

    48
    Tuz ve Yüksek Tansiyon

    Doktorlara göre tansiyonun yükselmesinin bir çok sebebi vardır. Stres, sıkıntı, sanayi ve arabaların verdiği gaz, böceklere karşı kullanılan hormonlu ilaçlar, hastalandıkça kullanılan ilaçların yan etkileri, uzun süre devam eden hastalık, fiziki ve zihni yorgunluk.
    Fakat tüm bunlardan başka çokları bilmez ki, yüksek tansiyona esas sebep tuzdur. Yüksek tansiyonu geçici olarak kimyasal ilaçlarla düşürmek, yani hastalıktan tamamen kurtulmak imkansızdır.
    Dr. Paul C.Bregg: Aşağıda tuzun ne kadar zararlı olduğunu ispatlamak için “ölüm vadisine yaptığı yürüyüşü anlatıyor.
    “Benim Kaliforniya’daki ölüm vadisine yürüyüşüm; sıcak havada tuzun gereksiz olduğunu ispatlamak için, dünyanın en sıcak yeri olan Kaliforniya’da ki, ölüm vadisinde yürüyüş yapma kararı aldım .Yılın en sıcak ayları olan 7- 8. aylarda yola çıkmak için kolejden 10 güçlü sporcu gençleri sefere çıkmaya davet ettim, seferimiz Fernes-Krik-Ranço’ dan ölüm vadisine oradan da Stouvnayn Yells’ e kadardı.
    Sefer boyunca gençlere istedikleri kadar su ve tuzlu hap verilirdi, bizimle beraber çeşitli (ekmek, peynir, simit, sucuk ve başka) yiyeceklerle yüklü araba geldi.
    Arzu edenler yemeklerine istenilen kadar tuz ilave edebilerlerdi. Ben normal su dışında hiçbir gıda veya “tuz” almadım, oruca devam ettim.
    Sefer, 7. ayın sonlarında başlamıştı ateşin yüksekliği 41’ gösterirdi, biz saat onda yola çıktık güneş yükseldikçe daha yakıcı olurdu. Nihayet öğlen sıcaklık 54°’ye yükseldi kuru ateş sanki her şeyi kavururdu.
    Gençler durmadan tuzlu hapları alıyor ve üzerlerine soğuk su döküyorlardı. Kahvaltı da sandviç ve vetçına yediler üzerine kola içtiler, yemekten sonra biraz dinlendik ve sonra ateş gibi kızarmış kum üzerinde yola çıktık.
    Kısa zaman sonra sağlıklı ve güçlü olan gençlerde garip haller başladı. Onlardan üçü kendililerini kötü hissederek kusmaya başladı, onları Fernes- Kriko- Ranço ya gönderdiler. Geriye kalan 7 kişiyle yolculuğa davam ettik, onlar yine olduğu gibi yerler ve tuzlu haplar alarak fazlasıyla su içerlerdi. Aradan biraz zaman geçti, bu gençlerin beşi de gözlenilmeden karınlarında ağrı hissettiler ve durumları çok perişan oldu. Onları da hastaneye kaldırdılar.
    Diğer iki kişi ve ben yolumuza devam ettik saat 4 olduğunda güneş sırtımızı acımasızca yakıyordu. Birden o iki genç aynı zamanda güneş çarpmasından yere düştüler, onları da hemen doktora götürdüler
    Yalnız hiçbir gıda ve tuz hapı almayan kişi sona kadar gidebildi. Bu kişi büyük baba, Dr. P. C. Bregg idi.
    Ben tek başıma son noktaya vardım kendimi iyi hissediyordum. Bütün yol boyu sadece ılık sudan başka bir şey almadım. Gece çadır kurarak orada kaldım ve sonra ki gün aynı yolu geri döndüm, tabii ki açlığı sona kadar devam ettirdim. Doktorlar beni baştan ayağa muayene ettiler ve bendeki süper sıhhati görüp hayrette kaldılar. Böylece ilim adamlarına sıcak havada tuzun yararsız olduğunu ispatladım ve bu yürüyüşü bir daha tekrar etmeye hazır olduğumu bildirdim. Bununla da “sıcak günlerde vücut tuz kaybeder” teorisini çürüttüm.
    Bir gün içinde vücuda gerek olan tuzun miktarı ne kadardır?Burada konu organik tuzdan geliyor. Herkes çok iyice biliyor ki, piyasada satılmakta olan tuz inorganik tuzdur ve insan vücudu o tuzu tanıyamaz
    Bu konuda çok araştırmalar ve denemeler yapılmış ve bir gün içinde vücuda gereken tuzun miktarı 0,5 veya 1 gramı olarak gösterilmiştir. Günlük gerek olan bu tuz, aldığımız tüm meyve, sebze, yeşil bitkilerde ve kuru yemişlerde yeterince vardır. Beden bir gün içinde bu ölçüden fazla tuzu kaldıramaz. Dünyada insanların çoğunluğu bu ölçüyü 15- 30 kat fazlasıyla alırlar, yemeklerde alınan tuzun dışında zaten bütün hazır gıdalarda gizli tuz katkısı vardır. Örnek olarak ekmekte, pastalarda, peynirlerde, sucuk ve konservelerde fazlasıyla tuz vardır. Amerika’da tuzdan en fazla azap çeken doğuda yaşayan zencilerdir, araştırıldığında belli olmuştur ki, onların yedikleri her şeyde tuz vardır. Ben Virdini’de doğdum ve orada büyüdüm benim akrabalarımın çoğunluğu yüksek tansiyon hastasıydı. Onlar zamansız olarak kalp krizinden veya böbrek hastalıklarından öldüler. Çünkü onların yedikleri her şey fazlasıyla tuz içirirdi Onlar 30 yaşlarındayken devamlı olarak hasta olurdular, onların eklemleri deforme olmuş ve hep acı içinde kıvranırlardı”
    Yüksek dozda tuz çocuğu kısa zamanda öldürebiler, doğada iki çeşit tuz vardır “organik” ve “inorganik” inorganik tuz herkesin beyaz ölüm olarak adlandırdığı ve herkesin de seve seve kullandığı beyaz tuzdur. İnsan organizmasına “organik” tuz yani mineral tuz gerekir, tabiatta yeterince mineral tuz vardır biz mineral tuzu kerevizde, havuçta, patateste, domateste, turpta, terede ve deniz bitkilerinden fazlasıyla alabiliriz.
    Bilinmesi gereken şudur ki, sebze ve meyveleri pişirince organik tuzdan yoksunlaşır odur ki, biz “inorganik” olan kristal tuzu kullanmak zorunda kalırız.
    Vücudumuzu tuzdan nasıl temizleyebiliriz
    Bu soruya Dr. P. Bregg şöyle cevap veriyor: “Benim bu konuda 50 senelik tecrübem vardır, ben inanırım ki en azı 4 günlük açlık yapılırsa tuzların bir kısmından kurtulmak mümkündür. Bunu açlık zamanı idrar tahlili yaptırarak anladım. 4 gün aç kalarak sadece saf su için, sabahları ilk idrarınızı bir şişeye alın ve ağzını kapatarak soğuk yerde 2-3 hafta bırakın sonra bakınca tuzla beraber başka toksinlerinde çıktığını gözünüzle görebilirsiniz, bu tuz ve toksinler organizmanızı terk ettikten sonra böbrekleriniz rahat çalışmaya başlar, ondan sonra ağzınızın kuruması yok olur, derinizin rengi pembe renk alır, siz genç ve dinç bir görkem alırsınız açlık zamanı vücut ilk önce tuzdan ve onunla bağlı kilodan kurtulur.
    Siz gözlerinize inanamazsınız çünkü oruçluyken hayatınızda mucizevi bir dönüş olacak ve daha önceler yediklerinizin hazmıyla uğraşan “hayat enerjisi” bedeninizin her bir hücresini toksinlerden temizlemekle uğraşacaktır, bununla da bedeninizin her hücresi gençleşmeye devam edecektir, oruçluktan önce ve sonra tuz almamaya gayret etmelisiniz.
    Tuzdan korunmak o kadarda kolay değildir çünkü bütün hazır yiyeceklerde gizli tuz vardır. Ama unutmayın sağlıklı ve uzun yaşamanın sırrı hayatınızı hırpalamamaya bağlıdır.
    Her gün alınan tuz hafta içi 2 -gün “oruç” tutmakla vücudunuzdan atılacaktır. “Ben hiç bir zaman tuz kullanmıyorum evime kesinlikle tuz giremez, biz terkibinde doğal tuz olan tabii meyve ve sebzeler kullanırız.”
    Samsun devlet Hastanesi Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emin Dinççağ, tuz kullanımına karşı vatandaşları uyardı.
    Yemeklerde tuz kullanmanın bir alışkanlık olduğunu hatırlatan Dr. Dinççağ, yapılan araştırmalarda fazla tuzlu beslenenlerin hipertansiyona (yüksek tansiyon) yakalandıklarının görüldüğünü ifade etti. Yüksek tansiyonlu olanlarda inme (felç Hastalığı) miyokardinfarktüsü ve ölüm oranının yüksek olduğuna dikkat çeken Dr. M. Dinççağ, “ABD’ de yapılan bir araştırmada tuzsuz baslenenlerde ölümlerin altı ayda yüzde 50 azaldığı tesbit edilmiştir. Akut koroner ölümler yani miyokard infarktüsü sonucu ölümler de azalmıştır. Yine omega-3 yağ asidi içeren gıdaları alanlarda da kalp hastalıklarına yakalanma azalmıştır”
    Dünyada halk sağlığı programları düzenlendiğini hatırlatan Dr. Dinççer. “Avrupa’da felç hastalığının en çok olduğu ülke olan Portekiz’de,halkın tuz alımını azaltmak için Sağlık Bakanlığı uzun vadeli program başlatmıştır. Amaç toplumun tuz tamam yok etmek ve bunun sonucu ülkede sık oluşan felç hastalığının önlenmesidir. Türkiye’de de bu tür sağlık programlarına ihtiyaç var” diye konuştu. 31 Ağustos 2004 Salı. Hayat.

    NoT: Araştırmalr sonjcu kaya tuzunundaha tehlikeli olduğunu uzmanlar ortaya koymuştur. çünkü kaya tuzunda ağır meteller özellikle insan organizmesi için çok tehlikeli CİVA maddesi bulunmaktadır

    “Bir tatlı kaşığı sofra tuzu 2 bin 325 mg sodyum içerirken, 1 yemek kaşığı soya sosunda ise yaklaşık 900-1000 mg arasında tuz bulunuyor”
    diyor uzmanlar ve bitkilerde vulunan sodyum organik olduğu halde kaya tuzlarında veya diğer tuzlarde hiç zerre kadar olsun urganik bir madde bulunmamaktadır ayrıca unutmayalım ki bu hazır tuzların hepsi kristal halindedir ister 1 garamı istersede bün gramı vücudumuz tarafından kabul ve hazım olunarak yok edilemez.

  5. meryem hatice said

    Gülhan bey..
    faideli yazınız için teşekkür ederiz sağolun.Ancak kaya tuzu hakkında yazılan bölüm biraz yanıltıcı açıklanmış.Dr.hanım da mümkün olduğunca çiğ sebze tüketimine ve az tuz tüketimine dikkat eder,sebze ve meyvalarda doğal tuzun zaten bulunduğunu söyler.Doğal rafine edilmemiş kaya tuzu,yada deniz tuzu,bu tuzlar ,iyot,magnezyum,potasyum,çinko,silikat gibi insan sağlığına yararlı elementler içerir,fazlası tabi ki zararlıdır.

  6. almina said

    ya bir sorum var.Neden hamile bayanlar tuzlu suya giremezler de tatlı suya girerler cevap yazarsanız çok sevinirim.

  7. zeynep y said

    almina hanım
    böyle bir durum olduğunu sanmıyorum ,ama şu varki önemli olan kullanılan tuz katkısız kaya tuzu olmalı,hatta suda doğum yaparken bile tuz atılır suya.bebekleride 1 kaşık kaya tuzu atılmış suda yıkarsanız vücudu kremlenmiş gibi olur. ama normal tuz atarsanız bebeğin banyosuna tatanoz ihtimali bile gelişir…yani kısaca kullanılan tuz hangi tuz ;o çok önemli.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: