LOKMAN HEKİM – SADE BİR HAYAT

Gerçek Tıp – Yitik şifanın izinde ( Sade bir hayat )

Nar` ın Bilinmeyen Faydaları ve Önemi

Posted by Site - Yönetici Kasım 10, 2013

Nar` ın Bilinmeyen Faydaları ve Önemi

Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane!” bilmecesiyle hafızalara kazınan nar; çiçeği, kabuğu ve kırmızı taneleriyle hususi bir meyvedir. İnsanlığın ilk tanıştığı meyvelerden biri olduğu düşünülen nar, ilim literatüründe Punica granatum L. olarak isimlendirilir.

Nar, tanelerinin dizilişi ve tanelerinin üzerini örten koruyucu zarıyla da dikkatleri çeker. Genellikle taze olarak tüketilen nar, meyve suyunun yanı sıra pasta ürünlerinde, jöle ve marmelat üretiminde de kullanılır. Son zamanlarda narın yararları ile ilgili yapılan araştırmalar, bu besinin sağlık bakımından değerini ortaya koymakta, doğal bir ilaç olarak tanımlanmaktadır.

Nar ağacı, uzun yıllar yaşayabilen bir bitki olup Fransa’da 200 yaşından büyük nar ağacı vardır. Ana vatanı Himalaya dağları ve kuzey Hindistan’dan İran’a uzanan bölgedir. Eski dönemlerden beri pek çok hastalıkta bitkisel tedavi yöntemi olarak kullanılan nar, İslâm tıbbının da önemli bir şifa kaynağı olmuştur. Bitkinin tohumları meyve olarak yenildiği gibi, gövde-kök ve dal kabukları ile meyve kabuğu da tıbbî olarak kullanılır. Kök ve gövde kabuğu tanen, nişasta ve alkaloitler (pelletierin) taşır. Nar meyvesi kabuğu tanen, triterpenler ve az alkaloitler ihtiva eder.

Nar, sağlık açısından özellikle kış aylarında bol bol tüketilmesi gereken bir meyvedir. Çünkü insan sağlığına olan faydalarını saymakla bitirmek mümkün değildir. Adeta bir “ilaç”, hatta antibiyotik olan nar, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirerek pek çok hastalıktan korumaktadır. İçerdiği C vitamini, potasyum, demir, polyphenol, anthocyanin ve tannin adında antioksidanlar ile kolesterol ve şekeri de dengeleyen nar, kalp sağlığını koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini engellemektedir. Şeker hastaları için birebirdir.

Narın Muhteviyatı: Narın toplam ağırlığının %52’sini yenilebilir kısım meydana getirir. Bunun da %78’ini nar suyu oluşturur. Yenilebilir kısmında; sitrik (%0,33-0,56), malik, fumarik ve laktik asit bulunur. Olgun narın yenilebilir kısmında protein miktarı 100 gramında 50 mg, toplam fenolik madde miktarı 100 gramda 150 mg, askorbik asit ise 100 gramda 10 mg civarındadır. Taze sıkılmış nar suyunda şeker nispeti yaklaşık %16’dır. Nar suyu ve çekirdeğinde 19 element tespit edilmiştir. Bunlar arasında demir, kobalt, molibden, potasyum, kalsiyum, selenyum, sodyum ve çinko vardır.

Nar; C, B1 ve B2 vitaminleri ve potasyum bakımından çok zengindir. Ayrıca bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek antosiyanlar ve flavonoitler içerir. 100 gram narın içersinde, 259 miligram potasyum, 63 kalori, 8 miligram C, binde 3 de B2 vitamini bulunmaktadır. 1 su bardağı nar suyu, günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 25′ini karşılar. Gün içinde tüketilen bu meyve, yorgunluğumuzun giderilmesinde de büyük rol oynamaktadır. Narın ağırlığının %12-20’sini çekirdekler oluşturur. Yaş çekirdeklerde %1,2-2,7 nispetinde yağ bulunur. Yağ miktarı düşük olduğu için sanayide yağ kaynağı olarak kullanılmaz.

Cennet meyvesi olarak tanımlanan nar, Yüce Kitabımızda üç yerde bahsedilmekte ve En’âm Suresi 99. âyette: “Hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. Bunların kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan toplumlar için ibretler vardır.” şeklinde geçmektedir. Nar, gerçekten ilginç bir meyvedir. Dört şeyden oluşmuştur. Kabuğu, zarları, çekirdeği ve suyu.

Narın Sağlığımıza Faydaları: Yemesi zahmetli olan, ekşiliği nedeniyle biraz da yüz ekşiterek yenen narın, faydaları saymakla bitmez. İster tek tek tanelerini yiyerek tüketin, ister suyunu sıkarak için, nar pek çok derdin devasıdır. Mucizevî bir şifa kaynağıdır. Narın şifalı özelliklerinden en iyi şekilde faydalanabilmek içinse ya meyveyi tazeyken yemeli ya da taze sıkılmış suyunu içmelidir.

Nar mideyi temizlemekte, deniz tutmasına karşı iyi gelmektedir. Ayrıca nar, içindeki zarları ile yendiğinde mide ülserini iyileştirmektedir. Tatlı nar midede çabuk çözüldüğü için hazmı kolaydır. Ancak zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirebilir. Ayrıca tatlı nar mideyi kuvvetlendirir, boğaza ve akciğerlere faydalıdır, öksürüğe iyi gelir. Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalıdır, diğer narlardan daha fazla idrar söktürür, ishali ve kusmayı keser, karaciğer hararetini söndürür, kabızlığı giderir, kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi gelir.

Narın en önemli özelliklerinden biri de genel damar sağlığını, özellikle de kalbi korumasıdır. Damar tıkanıklıklarını geriletme özelliği bulunan nar, ‘ACE’ denilen enzimi engelleyerek tansiyon düşürücü bir etki de yapmaktadır. Nar, birçok özellikleriyle bazı meyveleri de geride bırakmaktadır. Örneğin narda 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde bulunmaktadır.

Tüm bu özellikleriyle adeta bir ‘ilaç’ ve doğal antibiyotik görünümünde olan nar, sofralardan kesinlikle eksik edilmemesi gereken meyveler arasında yer almaktadır. Nar suyu ayrıca damar sertliğine karşı güçlü etkisi bulunan bir içecek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Narın mikro besin içeriğine bağlı, vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma gibi yararları bulunduğu bazı çalışmalarla ortaya konulmuştur. Narın idrar söktürücü, kan yapıcı, enerji verici ve tansiyon düşürücü özelliği de vardır.

Gribal enfeksiyonlar, virüslerin neden olduğu hastalıklardır. Her derde deva olan nar, içerdiği antioksidanlar sayesinde gribe neden olan virüsleri zararsız hale getirmeye yardımcı olmaktadır. Bakteri kaynaklı enfeksiyonlara karşı da koruyucu etkisi kanıtlanmıştır. Antioksidan etkisi yeşil çay, portakal gibi besinlerden üç kat daha fazladır. Gripten korunmak için tablet şeklinde vitamin almak yerine nar yiyerek daha fazla antioksidan madde ve C vitamini sağlamış oluruz. Bu şekilde kansere neden olan serbest radikallere karşı bizi koruyacak bir silah görevini de üstlenmektedir. Enfeksiyonlara karşı vücudun dirençli olmasını sağlar.

Nar Suyunun Faydalarını Biliyor Musunuz?

-Yapılan bir araştırmada Nar suyunun polifenolik bileşikler yönünden zenginleştirilmiş preparatının grip virüsü üzerinde öldürücü etkisi tespit edilmiştir.

-Kanın antioksidan kapasitesini çoğaltır. Oksitlenmeyi önleyici maddeler olan antioksidanlar bakımından Nar suyu yeşil çaya göre çok daha zengindir.

-Nar özütünün bilinen antibiyotiklerle beraber uygulanması durumunda, antibiyotiklere dirençli tehlikeli bakteriler üzerinde de etkili olduğu tespit edilmiştir.

-Kalp sağlığı için yararlıdır. Damar tıkanıklıklarını önleyici etkisi vardır. Kötü kolesterol olarak bilinen “LDH” oksidasyonunu engelleyici özelliktedir.

-Hayvanlar üzerinde yapılan bir çalışma Nar suyunun ateroskleroz yoğunluğunu ciddi şekilde düşürdüğünü göstermiştir.

-Araştırmalar Nar suyunun prostat ve cilt kanserine karşı koruyucu olabileceğini göstermiştir. Wisconsin Üniversitesinde hayvanlar üzerinde yapılan araştırmada Nar suyunun kanserin ilerleme hızını düşürdüğü tespit edilmiştir.

-Yapılan araştırmalar Nar suyunun kanser oluşumunu ve gelişimini önleyebileceğini ortaya koymaktadır. Bir çalışmada prostat kanseri tanısı konmuş kırk hastaya iki sene süresince her gün Nar suyu verilmesiyle hastaların yüzde 85 oranında prostat kanseri gelişiminin önlenebildiği görülmüştür. Bu çalışmalarda Nar suyunun kanser hücresini çeşitli mekanizmalarla öldürdüğü gösterilmiştir.

-Kolesterol ve şekeri dengeleyici özelliği, Nar yararları arasındadır.

-Tansiyonu artıran angiotensin converting enzimini düşürücü etkisi tespit edilmiştir.

-Kan yapıcı özelliği, bir başka Nar yararı olarak belirtilebilir.

-Nar suyunun erkeklerde sperm kalitesi ve canlılığını artırıcı etki gösterebileceği de belirtiliyor.

-Nar özütünün dişlerde plak oluşumuna neden olan bakteriler üzerinde etkisi insanlar üzerinde denenmiş ve bakteriler üzerinde ağız gargaraları kadar etkili olduğu görülmüştür.

-Nar suyu içildikten 48 saat sonra bile vücutta olumlu etkileri devam etmektedir.

Ayrıca;
• Nar suyu yüksek tansiyon hastalığının tedavisinde, kalp ağrılarında, basur hastalığının tedavisinde faydalı olmaktadır.

• Böbrek zafiyetine karşı nar suyu içilmesi yararlıdır.

• Nar suyunun harareti giderici özelliği bulunmakta, şeker ve kurdeşen hastalığına iyi gelmektedir.

• Kalbi kuvvetlendiren nar suyu, karaciğer zafiyetini gidermekte, mide iltihabını ve ağrısını geçirmektedir.

• Nar ekşisi şeker hastalarına tavsiye edilmektedir.

• Nar şırasının şekerle hazırlanan şerbetinin idrar söktürücü özelliği vardır.

• Romatizma ağrılarının hissedildiği eklem ve uzuvlara nar şırası sürüldüğünde, ağrı kesici özelliği bulunmaktadır.

• Bayılmalara karşı nar şerbeti içilmelidir. Tatlı nar suyu, ses kısıklığı ve zatürreye karşı şifalıdır.

• Nar suyu böbrek ve karaciğer hastalıklarına karşı çok faydalıdır.

• Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır. İyi bakterilerin artmasını sağlar.• Burun poliplerine faydalıdır.• Suyu zarıyla birlikte çıkarılıp bal ile merhem kıvamına gelinceye kadar pişirilip diş etlerine sürüldüğünde diş eti tahrişine iyi gelir.

Nar Kabuğu: Nar suyunun sadece tanelerinden değil, tüm meyveden üretilmesi, bu içeceğin antioksidan etkisinin daha da artmasına neden olmaktadır. Zira bu önemli meyvenin kabuğu alkaloit, tanen ve glikozitler içermektedir. İshal kesici ve kurt düşürücü, tenyalara karşı kullanılma özelliği vardır. Kanlı ishalde kullanılır. Yalnız zehirlenmelere yol açabileceğinden dikkatli kullanılmalıdır. Meyve kabuğu ekstresinin güçlü virüs ve mikrop öldürücü özelliği de vardır. Cilt üzerinde enfeksiyon ve yara iyileştirici etki de gösterir. Meyve kabuğu tanenlerinin antioksidan ve anti-tümör etkileri de bilinmektedir. Narın kabuğu çay gibi demlenerek içildiğinde, mide ve bağırsak hastalıkları ile ishal ve dizanteriye karşı oldukça faydalı olmaktadır. Nar kabuğu toz haline getirilir, kanayan yaraya ekilirse akan kanı durdurur.

Nar Kabuğu ile Reçeteler:

Yanıklarda: Bir tane narın kabukları iyice dövüldükten sonra yaranın üzerine koyulur.

Frengide: Bir avuç kuru nar kabuğu ile bir avuç kurutulmuş mazı karıştırılır. Havanda toz haline getirilir. Sabah-akşam birer çorba kaşığı yenilir. Üzerine yarım bardak su içilir.

Bağırsak solucanlarında: Yarım litre suya bir avuç nar kabuğu koyup kaynatılır ve süzülür. Her sabah aç karına bir bardak içilir. Kurtlar dökülünceye kadar devam edilir.

Uçukta: Bir avuç nar kabuğu 2-3 bardak suda 15 dakika kaynatılır. Ilınınca bu suya batırılan pamukla uçuklara pansuman yapılır.

Basurda: Bir avuç nar kabuğu yarım litre suda kaynatılır, süzülür. Günde üç kere, birer çay bardağı içilir. Aynı işleme her gün devam edilir.

Yün iplikler, kabuklarla sarımsı renge boyanabilir.

Nar çiçeği de yaralar için kullanılır. Bağırsak yara iltihaplarını iyileştirir. Boyun tutulmasında nar çiçeği lapası boyna konulursa şifalı gelir. Ağız yarası için, bir litre suya iki avuç nar çiçeği koyup kaynatılır. Süzülerek günde üç defa gargara yapılır.

Öğütülmüş nar çekirdeği faydalarını şöyle sıralayabiliriz:

– Cildi sıkılaştırır, tazeler, yaşlanmayı geciktirir. (Anti-Aging)

– Kalp krizi riskini azaltır.

– Çok güçlü antioksidandır.

– İçerdiği polyphenol, tannin, anthocyanin gibi antioksidanlar, zarar görmüş hücrelerin yenilenmesine yardımcı olarak kanserojen hücrelerle savaşır ve kanser riskini azaltmaya yardımcı olur. Prostat ve meme kanserinde etkili olduğu düşünülmektedir.

– Sigara, alkol, kirli hava vs. gibi maddelerin vücut üzerindeki tahribatını azaltır.

– Selülit ve varis gibi sorunlarda tedaviye yardımcı olur.

– C vitamini, demir ve potasyum açısından çok zengindir.

– Menopoz döneminde çok faydalıdır. Bitkisel östrojen içerdiği için bu özelliği ile menopozda görülen sıkıntıların azalmasına yardımcı olur.

– Doğum kontrol haplarının yan etkilerini azaltmaya yardımcı olur.

– Kötü kolesterolü ve hipertansiyonu düzenler.

– Şekeri dengeler.

– İshali keser.

– Zihinsel sağlığımızı korur, rahatlatıcı etkisi vardır.

– Dolama / tırnak iltihabı ve cerahatli yaraların tedavisinde nar çekirdeğinin balla birlikte karıştırılarak merhem halinde tatbik edilmesi tavsiye edilir.

– Yapılan bilimsel araştırmalarda, nar çekirdeğinin afrodizyak etkiye sahip olduğu, yüksek ölçüde östrojen içermesi nedeniyle kandaki östrojeni çoğaltarak sağlıklı bir cinsel yaşamın kapılarını açtığı tespit edilmiştir.

Kullanımı: Günde 2 defa 1 tatlı kaşığı öğütülmüş nar çekirdeği yoğurt, süt, salata, bal veya pekmezle karıştırılıp yenilebilinir. Sade sevenler hiçbir şey katmadan da yiyebilirler.
Nar Çekirdeği Yağı: Gençlik iksiri olan nar çekirdeği yağı, fabrikasyon olmayan yolla, damıtma yöntemi ile elde edilir. Soğuk sıkma yöntemi ile elde edilen yağ, kırışıklıkların giderilmesinde eşsiz bir doğal reçete, hücre yenilenmesinde de yardımcı bir üründür. Yapılan araştırmalarda güzelliğin, kırmızı tanelerin içinde saklı olduğu anlaşılmıştır. Orta yaşlarda yaşlanmayı önleyici özelliğe sahip olan bu yağ, genç ciltlerde de işe yaramakta, onlara da canlı ve parlak görünüm kazandırarak, çizgileri engellemektedir. Göz çevresi hariç bütün yüze ve boyna tatbik edilerek 2 aylık bir kürle, yorgun ve yaşlı görünüm ortadan kalkmaktadır. Doğal östrojen içerdiği için düzenli kullanımda besleyici ve sıkılaştırıcı etkisi ile cildin pürüzsüz hale gelmesinde yardımcı olmaktadır.

Güzel bir cilde sahip olmak için: Bir tatlı kaşığı yoğurt ve bir tatlı kaşığı yaş maya iyice karıştırılır. Bu karışım cilde sürülüp 20 dakika bekletilir. Akşamları da cilde organik nar çekirdeği yağı ile masaj yapılır. Selülitli bölgelere masaj yapılarak uygulanırsa çok faydası görülür.

Kullanım Şekli: Bir fincan yağa 7-8 damla damlatılarak kullanılabilir. Ayrıca salata ve yemeklerde sos olarak da kullanılabilir.

Nar ekşisi: Nar ekşisinin insan sağlığına olan faydalarını saymakla bitiremeyiz. Nardaki bütün özellikleri yoğun olarak taşıdığı için, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirerek pek çok hastalıktan korumaktadır. İçerdiği bazı maddelerle kolesterol ve şekeri de dengeleyen nar ekşisi, kalp sağlığını koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini engellemektedir.

Yapımı: Nar ekşisi yapımı kolay ama biraz uğraştırıcıdır. Zaman alan, tanelerini ayıklamaktır. Bunun için kolay yöntem: Narlar ortadan ikiye ayrılır. Kesik kısmı aşağıya doğru olacak şekilde üstten nara kaşıkla veya sopayla vurulur. Tanelerin kolayca dökülmeleri sağlanır. Patates ezeceği veya kıyma makinasında narlar ezilerek suyu çıkarılır. Çok yapanlar bunu temiz çuvallarda tepelenerek elde etmektedirler. Sular süzülerek sırlı bir kaba veya eskilerin “kömü” dediği bakır kaplara konularak orta ateşte reçel kıvamına gelinceye kadar kaynatılır. İlk kaynamaya başladığında köpükler taşabilir. Kevgirle alınır ve soğuk nar suyu ilave edilerek ısısı düşürülür. Yoğunlaşınca ateşten alınır. Bir süre güneşte bekletilir, rengi koyulaştırılır. Cam şişelerde muhafaza edilir.

Not: Domates, limon, nar gibi asitli yiyeceklerin pişirilmesi aşamasında reactive kapların kullanılmaması gerekmektedir. Demir ve alüminyum kaplar bu kategoriye girmektedir. Yiyeceklerin tadını bozmaktadırlar. Bu nedenle bu tür asitli yiyeceklerin non-reaktive gruba giren çelik, cam ve sırlı toprak kaplarda pişirilmesinde yarar vardır.

Nar sosu için ise; iki kg nar sıkılır. Bir kg şeker, bir bardak su ve iki limon karıştırılıp kaynatılırsa nefis bir salata veya kısır sosu elde edilmiş olur.

Hz. Ali (r.a): “Allah’ın nuru, nar yiyenlerin kalbindedir.” buyurmuştur.

Sizin narlarınızdan bir nar yoktur ki; içinde cennet narından bir tane bulunmasın.” hadîs-i şerifi, onun bir cennet meyvesi olduğunu açıklamakta ve yerken tanelerini dökmeden, israf etmeden yememiz gerekmektedir.

Bu güzel meyveyi yerken onda tecelli eden ilim, kudret, hikmet ve sanatı düşünerek Sâni-i Hakîm’i hatırlamak, O’nun hikmetlerini düşünmek ve ni’metlerine şükretmek, bizlere düşen önemli vazifedir…

Sıhhatle ve sevgiyle kalın…

Nazan Başoğul, 17.02.2010

Nar kabuğunun faydaları nelerdir? Hangi hastalıklara iyi gelir?

Meyve ve meyve suyu olarak tüketilen narın kabuğunun, meme kanseri başta olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini önleyici ve iyileştirici faydaları olduğu bildirildi. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslu, yaptığı açıklamada, narın insan sağlığına faydalarının saymakla bitmeyeceğini, bu nedenle de bol bol tüketilmesi gereken bir meyve olduğunu söyledi.

Tacıyla adeta meyvelerin kralı olan narın, her derde deva bir ilaç olduğunu ifade eden Uslu, “Nar bağışıklık sistemini güçlendirerek, bizleri başta kanser olmak üzere pek çok hastalıktan da korumaktadır. İçerdiği flovanoidler, vitaminler, polifenoller, antosiyaninler, taninler vasıtasıyla kolesterol ve şekeri de dengeleyen özellikle hicaz narı, kalp ve damar sağlığımızı koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini çok önemli oranda engellemektedir” dedi.

Mucizevi bir şifa kaynağı olan narın kabuk, zar, çekirdek ve sudan oluştuğunu vurgulayan Uslu, şunları söyledi: “Nar suyunun genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruduğu, damar tıkanıklıklarını geriletme ve tansiyon düşürücü etkileri herkes tarafından bilinmektedir. Halkımız narı, suyunu içerek tüketmektedir. Narın içindeki zarlar ile yendiğinde mide ülserini iyileştirdiği ise pek az kişi tarafından biliniyor. Yine son günlerde pek çok firmanın satışa sunduğu nar çekirdeği yağı, çok değerli punicic acid içermektedir. Nar çekirdeği yağı özellikle cildimizde kırışıklıkları ve yaşlanmayı gidermekte, saçlarımızda canlılık ve saç çıkarıcı etkileri nedeniyle ilaç endüstrisi tarafından önemli miktarda kullanılmaktadır.”

Nar kabuğu, suyundan daha fazla değerlidir

Nar kabuğunun ise Türk halkı tarafından hiç kullanılmadan çöpe atıldığına dikkati çeken Uslu, şöyle devam etti: “Halbuki Çin’deki Instutute of hygiene and Environmental Medicine (Hijyen Enstitüsü ve Çevresel Tıp Bilimi) kuruluşunun yaptığı son araştırmalara göre, nar kabuğu, suyuna göre daha fazla oranda değerli bileşikler içermektedir. Yani nar suyu bir ilaç gibi sağlığımız i Çin faydalıdır, ancak kabuğu suyundan daha fazla değerlidir. Nar kabuğu içinde bulunan ellagik asit, başta meme kanseri olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini hem önleyici hem de iyileştirici faydalar sağlamaktadır. Nar kabuğundaki flavanoitler, fenolik bileşikler ve antioksantlar suyundan çok daha fazla miktardadır.”

Prof. Dr. Uslu, araştırmaların, nar kabuğunun kötü huylu kolesterolü azalttığı, beta hücrelerini artırarak diyabetli hastalara, kalp ve damar hastalarına suyuna göre çok daha önemli faydalar sağladığını gösterdiğini anlatarak, şunları kaydetti:

“Nar kabuğunda bulunan ellagik asit antioksidan, anti-mutajen ve anti-kanser özelliklere sahiptir. Çalışmalar meme, yemek borusu, cilt, bağırsak, prostat ve pankreas kanserlerinde anti-kanser özelliğini göstermiştir. Ellagik asit P53 geninin kanser hücrelerince yok edilmesini engellemektedir. Ellagik asit kansere neden olan moleküllere bağlanarak onları çok önemli bir oranda etkisizleştirmektedir. Bu yüzden özellikle kanserli hastaların kullanımı amacıyla ellagik asitli içecekler başta İsrail olmak üzere pek çok ülkede eczahanelerde satılmaktadır. Nar kabuğu narın en değerli yeri iken ülkemizde meyve suyu fabrikaları bu değerli maddeyi üstüne bir de para vererek çöpe atmaktadır.

Yine kanserli hastaları tedavi etmek i Çin nar kabuğundan hazırlanmış ellegik asitli kapsüller 50 gramı 50 dolardan eczahanelerde satılmaktadır. Bir firma yüzde 95 saflıktaki nar kabuğundan ürettiği ellagik acitin 1 gramını 83 avrodan satmaktadır. Görüldüğü üzere nar kabuğu nar suyundan çok çok daha fazla değerlidir.

Kanserli hastaların ilk başta vücutlarının pH’sını 7.4’ün üzerine çıkarmaları gerekmektedir. Bunun i Çin gerekli çabayı göstermeleri gerekmektedir. O halde hem kansere yakalanmamak i Çin hem de kansere çözüm amacıyla artık hiçbir işe yaramayan siyah çay, asitli içecekler yerine yeşil çay, ada çayı, zeytin yaprağı çayı gibi bitki çayları ve özellikle de nar kabuğu çayını tüketelim.”

Sıkılan narın kabukları asla atılmamalı

Ellagik asit sayesinde nar kabuğunun, kanser hastalığına karşı çok önemli koruyucu, hatta kanseri tedavi edici özellikleri olduğu vurgulayan Uslu,

“Bununla ilgili literatürde çok fazla makale yayınlanmıştır. Tüm bu etkileri nedeniyle özellikle meyve suyu fabrikalarından atılan tüm nar kabuklarının kurutularak özellikle büyükbaş hayvanların gıdalarına karıştırılması durumunda bu hayvanların da daha az hastalığa yakalanması ve sağlıklı olmaları sağlanacaktır. Böylece büyükbaş hayvanlara gereksiz yere antibiyotikler verilmeyeceğinden, bu hayvanların sütünü ve etini kullanan bizlerin de bu antibiyotiklerden etkilenmemizin önüne geçilmiş olacaktır” dedi.

Prof. Dr. Uslu, evde sıkılan narın kabuklarının asla atılmaması gerektiğini de belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gölgede veya 40-50 dereceyi geçmeyecek ortamlarda kurutarak, ufaladığımız nar kabuklarını serin bir yerde saklayalım. Daha sonra 100 gram kaynamış suya, 2 gram nar kabuğu atarak, yaklaşık 10 dakika kaynatıp suyunu hemen her gün çay olarak tüketelim. Böylece başta kanser, kalp ve şeker hastalıkları olmak üzere pek çok hastalıktan kendimizi korumuş olacağız. Hatta çay içmekten üşenirsek, kurutulmuş ve parçalanmış nar kabuklarını, kahve çekme makinelerinde toz haline getirip, bir çay ya da kahve kaşığı tozu salata, peynir gibi gıdalarla direk olarak ta tüketebiliriz. Özellikle şeker hastaları beta hücrelerini artıracak bu tozu tüketmeye özel çaba göstermelidir. Genelde tüm meyvelerde olduğu gibi narın da en değerli yeri kabuğudur. Bir ilaç gibi içtiğimiz nar suyundan arta kalan kabukları da asla atmayalım ve başta kanser, şeker ve kalp olmak üzere hemen hemen tüm hastalıklardan korunalım.”

.

Reklamlar

Bir Yanıt to “Nar` ın Bilinmeyen Faydaları ve Önemi”

  1. Ercan said

    meğerse narın en değerli kısmı en az değer verilen kısnıymış. teşekkürler lokman hekim. yazılarınızın devamını bekliyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: